Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4302

Karar No

2024/239

Karar Tarihi

10 Ocak 2024

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2019/3308E., 2020/1216 K

SUÇ: Nitelikli yağma

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14.06.2019 tarihli ve 2019/89 Esas, 2019/213 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 149/1 d h, 62, 53/1 2 3 maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

  2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nin 30.06.2020 tarihli ve 2019/3308 Esas, 2020/1216 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri

  1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

  2. Beraat etmesi gerektiğine,

  3. Şüpheden uzak delil olmadığına

  4. Suç kastının olmadığına,

5 .Etkin pişmanlık hükümlerin uygulanması gerektiğine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Olay tarihinde sanık ... ile müşteki ...'ın aynı evde karı koca hayatı yaşadıkları, ancak aralarında henüz resmi bir nikah olmadığı, sanık ...'ın, katılan ... ile resmi olarak evlenmeyi düşündüğü ve bu niyetini katılana açıkladığı, katılanın da bu hususu kabul ettiği, sanığın bu nedenle evlenmek amacıyla bir çift bilezik alarak katılana hediye ettiği, ancak aradan geçen süreye rağmen taraflar arasında evlilik olayı gerçekleşmeyince ve sanığın katılanla gerçekleşecek olan resmi evliliği sürekli geciktirmesi nedeniyle katılanın sanıktan ayrılmaya karar verdiği, bu niyetini sanığa açıkladığı, olay günü gece saat 23.00 sıralarında bu sebeple katılan ile sanık arasında tartışma çıktığı, sanığın evden gitmek isteyen katılandan bilezikleri istediği, katılanın bu bilezikleri vermek istemediğini beyan etmesi üzerine sanığın katılanın sağ bileğinde bulunan bilezikleri katılanın rızası hilafına zorla çıkartarak aldığı, katılanın basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek nitelikte yaralandığı, tüm bu hususlar göz önüne alındığında sanığın daha önce hediye olarak katılana kendi rızasıyla verdiği bilezikleri katılandan istediği, katılanın artık zilyetliği ve mülkiyeti kendinde olan ve sanık tarafından hediye edilmekle gerek mülkiyeti ve gerekse de zilyetliği kendisine geçen bilezikleri sanığa vermek istememesi üzerine sanığın zor kullanmak suretiyle mağdurdaki bu bilezikleri alarak üzerine atılı yağma suçunu işlediğinin kabul edildiği anlaşılmıştır.

  1. Katılanın beyanlarında özetle; Nazif'in kendisine resmi nikah yapacağına dair söz verdiğini ancak yapmadığını, bunun üzerine olay gecesi aralarında çıkan tartışma sonucunda sanığın kendisine saldırdığını ve kolundaki bilezikleri zorla aldığını, bilezikleri aldığı sırada kolunda ezikler oluştuğunu, ayrıca bilezikleri kolundan çıkarırken sol koluna da yumruk attığını ifade etmiştir.

  2. Sanık savunmasında "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ben yaklaşık 1 sene ... ile gayri resmi olarak birlikte yaşadım kendisi ile evlenmeyi düşünüyordum, ben Dörtyol belediyesinde çalışmaktayım, belediye uzun süre bize borçlarını ödeyemedi, ben bu nedenle ekonomik olarak zor duruma düştüm, Emine ye daha önce evlenmek amacı ile bir çift bilezik alıp hediye etmiştim, ihtiyacım olduğu için bu bilezikleri kendisinden istedim, kendisi de vermek istedi ancak bilezikler kolundan çıkmadığı için sabun alıp bileğine sabunu sürdüm kendisi de çekyata oturup bu bilezikleri çıkarıp bana verdi bende götürüp bozdurup borcumu ödedim. Ben kesinlikle müştekiden zorla bu bilezikleri almadım, suçlamayı kabul etmiyorum " şeklinde savunma yapmıştır.

4 .Katılanın kati muayene raporunda sağ el üstünde ve sol kolda ekimoz alanları bulunduğu, yaralanmasının BTM giderilebilir şekilde olduğunun belirtildiği ve raporun katılanın beyanlarıyla uyumlu olduğu, anlaşılmıştır.

5.Tanıklar sanığın kardeşleri olup alınan beyanlarında olay günü 24'e kadar evde olduklarını aralarında tartışma olmadığını, bilezikleri kardeşinin katılana hediye olarak aldığını belirtmişlerdir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

  1. 5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.

Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tüm dosya kapsamı, mağdurun beyanları, sanığın savunması, katılana ait raporda sağ el üstünde ve sağ kolda ekimoz alanlarının mevcut olduğunun ve bunun BTM ile giderilebilecek nitelikte olduğunun anlatıldığı, tüm bu hususlar göz önüne alındığında dosya arasında mevcut olan tutanaklar bir bütün olarak değerlendirildiğinde;

eylemin sabit olduğu belirlendiğinden, araştırılacak başkaca bir hususun bulunmadığı yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

  1. 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi ve failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir. Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden, 5237 sayılı Kanun'un 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır.

Somut olay değerlendirildiğinde sanığın katılanın zararını giderme yönünde iradesi ve açıklaması bulunmadığı anlaşıldığından etkin pişmanlık hükmünün koşullarının bulunmadığından kararda bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi’nin 30.06.2020 tarihli ve 2019/3308 Esas, 2020/1216 Karar kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re'sen incelenmesi gereken konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

10.01.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yağma, başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir bir malı zilliyetin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanarak bulunduğu yerden almak veya zilyedin bu malı kendisine teslimini sağlamaktır. (Gökcan Hasan Tahsin/Artuç Mustafa Türk Ceza Kanunu Yorumlu Uygulamalı Adalet Ankara 2021 s. 5343)

Yargıtay uygulamaları ve doktrinde kabul edilen yağma tanımlarının tamamında hırsızlık suçunun cebir veya tehdit kullanılan hali diye genel kabulü karşısında suçun konusunun büyük ölçüde ortak olduğu açıktır. YCGK 2002/94 E. ve 2002/225 K. sayılı ilâmında "... öğretide ve Yargıtay kararlarında da benimsendiği üzere;

a ) Malın taşınabilir olması,

b ) Mal sahibinin rızası olmaması,

c ) Malın alınması,

d ) Faydalanmak cürmi kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu ..." şeklinde yağma suçunun unsurlarını özetlemiştir.

Yağma suçunun zor kullanılarak gerçekleştirilen hırsızlık olduğu ve hırsızlık için aranan unsurların burada da aranması gerektiği gerçeği nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun hırsızlık düzenlemesine bakmamız gerekmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddeye göre hırsızlık suçunun konusu "başkasına ait taşınır mal" dır. Yani hırsızlığa konu malın mülkiyeti kural olarak fail dışında bir kişiye ait olmalıdır.

Kural olarak Mal, failin ise yağma olmaz, yağmanın oluşabilmesi için başkasına ait olması gerekir. Failin kendisine ait bir malı başkasından zorla alması halinde yağma değil tipiklik varsa başka suçlar olabilir. Ancak şuna dikkat etmek gerekir, zilyedliğin devri ile mülkiyetinde TMK'ya göre devredildiği hallerde artık mal hukuken failin olmadığından yağma suçu oluşacaktır. Ancak devir karşılığını alamadım vs iddiası ile malın geri alınması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 maddesi devreye girecektir.

Bizim kısmen karşı olduğumuz ancak doktrinde ki hakim görüş ve Yargıtay uygulamalarına göre malikin aynı zamanda fail olamayacağı görüşü nedeniyle bir eşyanın aidiyeti yani kime ait olduğu TMK ve dolayısıyla özel hukuk hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Aidiyeti belirleme konusunda taşınır mülkiyetinin devirlerine ilişkin farklı alternatifler TMK da düzenlenmiştir.

Taşınır mallarda zilyedlik mülkiyete karine teşkil eder. Bu kural TMK 985/1. fıkrasında "Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu mülkiyetinde ancak zilyedliğin devri ile geçeceği TMK 763. maddesinde; "Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir." şeklinde açıkça düzenlenmiştir.

Taşınırlarda mülkiyetin göstergesi TMK'ya göre zilyedlik olduğundan zilyedliğin devri olmadan ya da kanunun belirlediği ölçülerle üçüncü kişiler hukuken mülkiyeti kazanmadığı müddetçe mülkiyet sona ermez. Söz konusu düzenleme TMK 778 de karşılığını bulmaktadır.

Madde 778; "Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk edilmedikçe veya başkası tarafından kazanılmadıkça yalnız zilyetliğin kaybıyla sona ermez. "

TCK150/1; "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır."

TCK 30; "...(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz."

4721 Türk Medeni Kanunu

I. Dava hakkının bulunmaması

Madde 119 " Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.

Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez "

II. Nişanın bozulmasının sonuçları

  1. Maddî tazminat

Madde 120 Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.

Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.

  1. Manevî tazminat

Madde 121 Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Madde 122 Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.

Son bir hususta Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarında da açıkça uygulaması gösterilen "hata" kavramıdır.

CGK 2014/15 259 E., 2017/4495237 K. sayılı ilamı;"...TCK'nun "Hata" başlıklı 30. maddesi üç fıkra halinde;

"Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.

Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz" biçimindeki dördüncü fıkra ile son halini almıştır.

Maddede çeşitli hata halleri düzenlenmiş olup, maddenin uyuşmazlıkla ilgili üçüncü fıkrasının değerlendirilmesi gerekmektedir.

TCK'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibariyle hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır.

Gelinen bu noktada, hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarındaki hata konusu da değerlendirilmelidir.

Gerçekleştirdiği eylemle ilgili olarak hukuka aykırılık vasfını ortadan kaldıran bir sebebin somut olayda var olduğunu düşünen kişi, bu hususta kaçınılmaz bir hataya düşmesi halinde TCK’nun 30. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince sorumlu tutulamayacaktır. Meşru savunma koşullarının bulunduğu, kanun hükmünü yerine getirdiği ya da ilgilinin hukuken korunan geçerli bir rızasının olduğu gibi konularda hataya düşülmesi durumunda hatanın kaçınılmaz olup olmadığı değerlendirilecek ve ancak kaçınılabilir bir hata olduğu sonucuna varılırsa failin sorumluluğu cihetine gidilecektir.

Hatanın kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak da kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulacaktır..."

Bu genel açıklamalardan sonra olayımıza gelecek olursak;

Sanık ile müşteki nişanlıdırlar. Birlikte yaşamaya başladıkları. Bu dönem içerisinde sanık tarafından kendi adına nişanlısı olan müştekiye düğün hazırlığı olması için altın bilezik aldığı, müştekinin daha önce birilyle evlenip ayrılması nedeniyle resmi nikah kıyılamadığı, olay günü bu nikah meselesinden dolayı tartıştıkları ve müştekinin evi terketmek ve ayrılmak istediği, sanığın ayrılacaksan "çıktılarımı ver" demek suretiyle evliliğin gerçekleşeceği düşüncesi ile aldığı altınları almak istediği müştekinin vermemesi üzerine kendi hakkı olduğunu düşünerek kolundan çekerek aldığı açıktır.

Sanığın örf ve adetlerimize göre nişanın bozulması halinde herkesin taktığını geri alması "çıktılarını vermesi" kuralına göre hakkı olduğunu sanarak almaya hakkı olduğu kastıyla hareket ettiği açıktır. Bu husus TMK 12. maddesinde de taraflara talep hakkı vermektedir. Kendi hakkını, alacağını aldığını düşünerek ve bu amaçla hareket eden sanığın nişanı bozup ayrılmak isteyen katılandan altınlarını almasında Türk Ceza Kanunu'nun 150/1 ve 30. maddesinin hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olacağı açıktır. Gerek sanığın ilk andan itibaren yaptığı savunmalarda gerekse katılanın istikrarlı tüm beyanlarında Sanığın "çıktılarımı ver" dediğini açıkça kabul etmektedir. Bu konuda bir ihtilaf yoktur. Dolayısıyla sanık başlangıçtan beri hukuken hakkı olanı almaya çalıştığı ve buna uygun hareket ettiği eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 30. madde delaletiyle 150 kapsamında kalması gerektiği kanaatindeyiz.

Bu nedenle sanık hakkında sadece müessir fiil hükümleri uygulanması gerekirdi. Yağma suçu oluştuğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

hükmünyağmakarartemyizhukukîistemininreddiv.süreçolgularonanmasınagerekçesebeplerinitelikliesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:30:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim