Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5035

Karar No

2024/1757

Karar Tarihi

12 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/135 E., 2015/629 K.

SUÇLAR: Tehdit, hakaret

HÜKÜMLER: Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,

Hakaret suçuna ilişkin olarak; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararların 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itiraz yolu açık olup temyizi olanaklı olmadığının anlaşılması karşısında; dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2015 tarihli ve 2015/4883 soruşturma sayılı iddianamesi ile; Sanık ... hakkında görevli memura hakaret ve tehdit suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

  2. İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.04.2015 tarihli ve 2015/275 Esas, 2015/252 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'un 8 ve devamı maddeleri uyarınca dosyanın İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/72 Esas numaralı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

  3. Sanık ... hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraatine, görevli memura görevinden dolayı hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli ve 2016/140 D.İş sayılı itirazın reddi kararı ile karar kesinleşmiştir.

  4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.01.2021 tarihli ve 2016/44734 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Vekili ...'in Temyiz Sebepleri

  1. Tehdit suçundan beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

  2. Lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna,

  3. Vesaire,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Sanığın, oğlu olan tanık E.K.D.'ye sağlık raporu almak üzere oğlu ile birlikte katılanın doktor olarak görev yaptığı ... Aile Sağlık Merkezine gittiği, katılanın ...'i kardiyoloji raporu için sevk edeceğini söylemesi üzerine raporlarının olduğunu ancak evde kaldığını söyledikleri, katılanın kardiyoloji raporunu görmeden sağlık raporu veremeyeceğini söylemesi üzerine münakaşa çıktığı ve sanığın katılana hitaben "geri zekalı" diyerek hakaret ettiği maddi vakıa olarak kabul edilmiş olup, sanığın katılana hitaben tehdit içeren bir söz söylediğine dair katılanın soyut iddiasından başka kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gibi daha sonra katılanı ağır ve haksız bir zarara uğrattığına dair bilgi ve belge bulunmadığı belirlenmiştir.

  2. Hükme esas alınan tanıklar ... ve ...'ın beyanları dosyada mevcuttur.

  3. Sanık hakkında, görevli memura görevinden dolayı hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır.

  4. Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Tehdit Suçundan Beraat Kararı Verilmesinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.

Birinci görüşe göre; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasında yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “Kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; dava zaman aşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir.

İkinci görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zaman aşımından düşürülmesi gerekir. İkinci görüş doktrin tarafından ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Örneğin; Prof. Dr. C. Şahin de bu konuda, Adalet Dergisi (Yıl:2013, Sayı:45, Shf.:224/239)'nde yayımlanan “Dava Zamanaşımı Sanığın Aklanmasına Engel Olabilir mi?” başlıklı makalesinde; “...Fıkrada geçen “Derhal” sözcüğü ile, henüz yargılamanın başında olma değil, “Dosyanın mevcut durumu” ifade edilmektedir. Yani, yargılamanın geldiği aşama itibariyle dosyadaki mevcut delillere göre, “Herhangi, başka, yeni bir araştırmaya gerek olmaksızın” beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zaman aşımı nedeniyle daha aleyhine olan düşme kararı verilmesi yasaklanmaktadır. İlgili hükmün (5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası) burada yapılmamasını istediği şey delil takdiri değil, yeni delil araştırmasıdır. İlave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebilecekse, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil, dosyanın mevcut durumu itibariyle beraat kararı vermek gerekmektedir.” diyerek ikinci görüşü benimsediğini açıkça ortaya koymuştur.

Biz de bu ve aşağıda açıklayacağımız diğer gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “Davanın esasına girmeden”, “Delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “Fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususlar ı5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.

Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı, kolluk amiri (Örneğin; 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesi hükmü uyarınca yapılan aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (5271 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “Herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.

Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.

Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.

Kanaatimizce, “Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36 ve 38 inci maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan "Lekelenmeme hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “Yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “İlâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1 Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3 Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5 Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır. Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanığa yüklenen tehdit suçu yönünden, savunmasının alındığı tarih olan 11.05.2015 tarihinden inceleme gününe kadar 8 yıllık olağan zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmış ise de; hükümleri bozup dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dokozuncu fıkrasının âmir hükmü uyarınca, sanık hakkında tehdit suçu yönünden suça konu olay ile ilgili tanıkların, sanık ...'in tehdit içerikli söz sarf ettiğine ilişkin bir beyanlarının bulunmaması, sanığın üzerine atılı suçu kabul etmediğinin anlaşılması karşısında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre beraat kararının onanması gerekmiş, yerel mahkemece sanığın beraatine dair kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

  1. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına Kararı Yönünden

Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11 250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği, katılan ... vekili tarafından 22.12.2015 havale tarihli dilekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına itiraz edildiği, İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli kararı ile kesin olarak itirazın reddine karar verildiği ve sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 19.01.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, dava dosyasının, gerekçesi farklı Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

  1. Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2015 tarihli ve 2015/135 Esas, 2015/629 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tehditkarariadesinehukukîtemyizincelenmeksizinv.süreçolgularonanmasınasebeplerigerekçehakaret

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:37

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim