Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/11280
2024/13645
19 Aralık 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/1698 E., 2020/2280 K.
SUÇ: Silahla tehdit
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, somut olayda; gece saatlerinde gazinoda 3 4 tane farklı olay çıktığı, sanığın gazino içerisinde bulunduğu masada taşkınlık yaptığı, bunun üzerine çalışanlar tarafından dışarı çıkartıldığı, dakikalar sonra ise olay yerine gelen taksinin içerisinden gazinoya doğru rastgele silah sıkıldığı, gazino önünü gösteren kamera kaydı görüntülerine göre taksi içerisinden ateş eden kişinin gece saatleri ve karanlık olması sebebiyle kim olduğunun tam olarak tespit edilemediği, gazinoyu işleten tanık olarak beyanı alınan ...'un, ateş edilme sırasında gazinonun üst katında olduğu, ateş eden kişinin masada tartışma ve taşkınlık yaparak dışarıya çıkartılan sanık olduğunu düşündüğü için ilk ifadesinde sanığın adını verdiği, duruşmada alınan beyanında ise, o gece birkaç olay çıktığı için ateş edenin sanık olduğunu düşündüğünden ilk beyanında onun adını verdiğini, aslında olay gecesi kafasının güzel olduğu, üst katta olduğundan ateş edeni tam olarak görmediği, olay çıkartan başka kişiler de olduğu, gazinoya 2 3 ayda bir gelen ... ve ... isimli şahısların ateş ettiğini hem konuşulanlardan duyduğu için hem de olay çıkartanlar arasında oldukları için sanık değil de ... ve ...'un ateş ettiğini anladığını söylediği, yine olay anında ateş edilen taksinin şoförünün ateş eden kişiye ait eşgal bilgileri verdiği, olayın nasıl gerçekleştiğini anlattığı, ancak sıcağı sıcağına alınan ilk beyanından sonra olayın tek tanığı olan taksiciye teşhis işleminin yaptırılmadığı, taksicinin daha sonra SEGBİS'le alınan beyanında da duruşmada kendisine gösterilen sanığın aracına binen ve ateş eden kişiye benzemediğini beyan ettiği, sanığın gazinoda olay çıkarttığı ve zorla dışarıya çıkartıldığı sabit olmakla birlikte taksi içerisinden silah sıkılmasında olayın failinin kim olduğunu gören tek tanığın taksici olduğu onun da canlı teşhis sanık olana benzemediğini beyan ettiği, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlara ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi de dikkate alındığında iddiaların tahmine dayalı ve soyut kaldığı anlaşılmakla ''Şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi gözetilerek, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şeklide mahkumiyet kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Kanun'un 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
19.12.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:21