Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2024/5844
2024/13509
18 Aralık 2024
Nitelikli yağma suçundan sanık ...'ın'in mahkûmiyetine dair Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen hükme yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince istinaf başvursunun esastan reddine dair karar verilmesi üzerine sanık müdafinin temyizi üzerine, Dairemizin 16.10.2024 gün 2023/634 Esas, 2024/10690 Karar sayılı bozma kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2024 gün ve KD 6 2022/120699 sayılı yazısı ile itiraz kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6352 sayılı Yasa'nın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;
Yağma suçunun gerçekleşmesi için bilerek ve isteyerek başkasına ait taşınır malın Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinde sayılan değerlere yönelen, cebir veya tehditle alınması şeklindeki genel kastın yanında ayrıca "faydalanmak amacıyla" yani "saik" veya diğer bir deyimle "özel kast" ile alınmasınında istenmesi gerekir. Yağmanın kanuni tanımında, kanun metninde manevi unsur olarak faydalanma maksadına yer verilmemekle birlikte suçla korunan hukuki değerden ve suçun ratio legis’inden hareket edildiğinde, yağma suçunda malın faydalanma maksadıyla alınması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mala zarar verme gibi diğer suçlarda ayrım bakımından da bu maksadın aranması gerekir. Diğer taraftan hırsızlık suçu yağmanın bir unsuru olduğuna göre hırsızlık suçunun haksızlık unsurlarını yağma bakımından da gerçekleşmesi gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 05.02.2013 gün ve 2012/6 1290 E, 2013/35 K; 12.02.2013 tarihli ve 2012/6–1143 E., 2013/47 K.; 05.07.2013 gün ve 1548 346 E. K. sayılı; 25.02.2014 gün ve 678 98 E. K. sayılı; 20.05.2014 gün ve 617 271 E. K. sayılı; 18.11.2014 gün ve 810 501 E. K. sayılı; 29.03.2016 tarihli ve 2015/13 280 E., 2016/147 K.; 26.01.2016 tarihli, 2015/6 709 E., 2016/33 K. sayılı, kararları da aynı yöndedir ve özetle yağmada "faydalanma kastının" bir unsur olarak aranması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
Hırsızlık suçu açısından aranan faydalanmak maksadının burada da bulunması gerekir. Hırsızlık suçundan farklı olarak, kast aynı zamanda cebir veya tehdit kullanmaya da yönelik olmalıdır.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarıda bu yöndedir. Mesela 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun döneminde 6. Ceza Dairesinin 1982/923 E., 1982/8767 K. sayılı ilamlarında; “...yağma suçunun oluşması için failin zorla aldığı malı sahiplenme veya ondan yararlanma iradesini taşıması gerekir...” şeklinde açıkça göstermiştir.
Ceza Genel Kurulu'nun (CGK) 1999/7 E.,1999/20 K. sayılı ilamında özetle; menkul malın faydalanmak kastı ile cebir, şiddet kullanılıp alınmasıyla bu suç oluşur denmiştir.
CGK 26.11.2002 tarihli ve 2002/271 E., 2002/404 K. sayılı ilamlarında yağma suçunun unsurlarını malın “taşınır mal olması”, “mal sahibinin rızasının bulunmaması (cebir, tehdit)”, “malın alınması “ve “faydalanma kastının varlığını" yağma suçunun ögeleri olarak belirtmiştir.
CGK 2015/709 E., 2016/33;... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır..."
Mesela; Dairemizin 2015/1001 E., 2015/40834 K. sayılı kararında, sanık M.'nin işvereni olduğu katılan M. ve onun kardeşi katılan K.'ye, daha önceki bir tarihte 250,00 TL borç para verdiğinin sabit olduğu, ancak belli bir vadeye bağlanmayan borcunu da ödemeyen katılan M.'nin, çevreye olan borçları hususunda doğruyu söylememesi nedeniyle sanık ile arasının açıldığı, olay günü de bir mazeret göstermeden işyerine gelmeyen katılana kendi cep telefonundan ulaşamayan sanık M.'nin, önce katılan K. ile buluştuğu, K.'nin de ağabeyi olan M.'nin evde olabileceğini söylemesi üzerine birlikte katılanların evlerine doğru yürüdükleri sırada, K.'nin cep telefonundan gizlice mesaj çekip katılan M.'yi uyardığını gören sanık M.'nin, katılan K.'nin elinden telefonu çekip aldığı, katılan telefonunu geri istemesine karşın vermediği, sanığın kendi numarasını görüp açmayan M.'yi kardeşi K.'nin telefonundan arayıp ona ulaşmak istediği, K.'e ait olan telefonla arayan sanığın katılan M.'ye ulaştığı, daha sonra şikayet üzerine yakalanan sanığın telefonu çalışanları aracılığıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce ekonomik olarak geliri bulunan ve sabıkasız olan sanığın yanında ücretli çalıştırdığı katılan M.'nin kardeşi olan mağduru hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması..." nedeniyle bozulmasına karar verilmiş, aynı doğrultuda CGK 2015/6 709 E, 2016/33 K sayılı kararında ise ".... Sanık Y.A. hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nun 149/1 a d, 168/1 3, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince ... onanmasına karar verilmiş,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği
GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı...
Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır...
Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar vermiştir.
Yargıtay Uygulamalarında faydalanma kastını doktrinin kabul ettiği ölçüde geniş olarak kabul etmemekte hatta mümkün olduğu ölçüde dar yorumlamaktadır. Mesela CGK 2015/6 709 E. 2016/33 K., cgk ve yine CGK 2015/13 280 E., 2016/147 K., 6. CD 2016/7200 E., 2017/645 K. sayılı dosyalarında faydalanma kastının oldukça dar yorumlamışlardır.
Yine CGK 2015/6 709 E., 2016/33 K. sayılı kararında ''... Sanık Y.A. hakkında yağma ve silahla tehdit suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda silahla tehdit suçundan yağma suçunun unsuru olduğu gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına, yağma suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1 a d, 168/1 3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, D. Ağır Ceza Mahkemesince verilen.... hükmün Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince'' ... onanmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ''...Sanığın telefonunun arama listelerini kontrol ederek mağdurenin telefonda görüştüğü numaraları tespit etmek amacıyla aldığı sabittir. Olayın bu oluş şekline, taraflar arasındaki ilişkiye göre, telefonu satmak ya da kullanmak maksadıyla aldığını kabul etmek mümkün değildir. Dolayısıyla yağma suçunun manevi unsuru oluşmamıştır Sanığın eylemini mevcut haliyle konut dokunulmazlığını ihlal, silahla tehdit ve silahla kasten yaralama suçu olarak değerlendirilmesi yerine yağma suçundan verilen mahkumiyet hükmü usul ve yasaya aykırıdır" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. 19.02.2010 günü mağdurenin evine giden sanığın, mağdurenin kapıyı açması üzerine içeriye girdiği, mağdureye “evde kim var lan orospu, öldüreceğim seni” dedikten sonra silahını çıkarıp mağdureye doğrulttuğu, silahın kabzasıyla vurduğu, mağdurenin elinde bulunan cep telefonunu alarak açmaya çalıştığı sırada mağdurenin evden kaçarak olayı polise bildirdiği ...GSM şirketleriyle yapılan yazışmalardan, mağdureye ait telefonun olay tarihinden mağdureye iade edildiği tarihe kadar kullanılmadığının anlaşıldığı... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır. 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nunda “gasp” olarak adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilave unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır... Sanığın olay tarihinde, iki yıldır birlikte olduğu mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu düşünerek evine gidip yanında bulunan silahı mağdureye doğrultarak tehdit ettiği, silahın kabzasıyla mağdureye vurduğu, mağdurenin elinde bulunan telefonu arama kayıtlarına bakmak amacıyla zorla aldıktan yaklaşık 20 gün sonra iade ettiği olayda, olay yerine gelen sanığın mağdureye “evde kim var orospu” demesi, telefonu arama kayıtlarına bakmak için alması, kullanmadan mağdureye iade etmesi gözetildiğinde, ekonomik durumu iyi olan ve yaklaşık bir yıldır mağdureyle birlikte olan sanığın, mağdurenin başka bir kişiyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmek için telefonunu aldığı anlaşılmakta olup sanığın faydalanmak amacıyla telefonu aldığı sabit olmadığından, üzerine atılı yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı, ancak sanığın mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerin silahla tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturabileceğinin kabulü gerekmektedir.... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE... Yargıtay 6. Ceza Dairesinin... onama kararının KALDIRILMASINA... D....Ağır Ceza Mahkemesinin ... hükmünün, sanığa atılı eylemin nitelendirilmesinde hataya düşülmesi isabetsizliğinden ....BOZULMASINA...” şeklinde karar verdiği görülmüştür.
Dairemiz uygulamalarında da Yargıtay Ceza Genel Kurul Kararlarına uygun olarak bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 05.02.2013 gün ve 2012/6 1290 E., 2013/35 K. Yargıtay 6.C.D. 2005/10644 E. 2005/9164 K. Yargıtay 6.C.D. 2015/8292 E. 2017/4019 K. sayılı ilamları)
Bu bakımdan somut olayımızın incelenmesine gelince; Her ne kadar sanık ... mağdura ait telefonu olay tarihinden üç gün sonra teslim etmişse de, sanığın tüm aşamalardaki telefonu yanlışlıkla aldığına ilişkin savunmaları, mağdurun soruşturma aşamasında arkadaşını aramak istemesi üzerine sanığın telefonunu elinden aldığına, kovuşturma aşamasında sanığın telefonunu kendisinin zannederek aldığına yönelik beyanları dikkate alındığında, sanığın mağdura karşı yönlendirdiği cinsel eylemin tanıkları ve mağdur ile yüz yüze gelmemek amacı ile mağdura ait telefonu iade hususunda gecikme gösterdiği, sanığın tanık ...'ı arayarak telefonu gömdüğünü ve mağdura ulaştırmasını istemesi üzerine tanığın telefonu gömüldüğü yerde bularak emniyet güçlerine teslim ettiğinin anlaşılması karşısında sanığın faydalanma kastı bulunmadan hareket ettiği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah olunan nedenlerle dairemizin 16.10.2024 gün, 2023/634 Esas ve 2024/10690 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz sebepleri yerinde görülmediğinden,
5271 sayılı Kanun'un 308/2 3. maddeleri gereğince İTİRAZIN REDDİNE, dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 18.12.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/351 Esas, 2021/83 sayılı Kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1 d, h, 168/3. maddeleri gereğince 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği, bu kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 2020/1137 Esas, 2022/1731 Karar sayılı kararı ile esastan reddi ile onanmasına karar verilerek dava dosyası Dairemize gelmiş olmakla,
Her ne kadar çoğunluk tarafından sanığın mağdurun telefonla başkalarını aramasını engellemek amacıyla telefonu elinden aldığını faydalanma kastı bulunmadığını, buna göre suçun manevi unsurunun oluşmadığından beraati gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de müştekinin her aşamada birbirini doğrulayan beyanları, sanığın tevilli ikrarına ilişkin ifadesi, özellikle tanık ...'nın beyanı ve tanıklar ... ve ... 'ın ifadeleri, doktor raporları birlikte değerlendirildiğinde olay günü sanığın müştekiye cinsel ilişki teklif ettiği, kabul etmemesi üzerine doktor raporunda belirtildiği şekilde ona vurarak cep telefonunu aldığı, bilahare olay yerinden ayrıldığı müştekinin şikâyet edeceğini bildirmesi üzerine üç gün sonra telefonunu iade ettiği, buna göre suçun bütün unsurlarının oluştuğu,
Her ne kadar müşteki daha sonra şikâyetten vazgeçmiş ise de, şikâyetten vazgeçme dilekçesinde bile arbede sonucu sanığın telefonunu aldığını açıkça belirttiği, sanığın sabıka kayıtlarının incelenmesinde birden çok sabıka kaydının bulunduğu, yağma suçu yönünden kanunda herhangi bir yaralama kastından bahsedilmediği, suç kastının olmadığı belirtilmiş ise de buna da itibar etmenin mümkün olmadığı çünkü olaydan hemen sonra telefonun iade edilmediği gibi aradan üç gün sonra müşteki tarafından şikâyet edileceğinin bildirilmesi üzerine telefonun iade edildiği, buna göre suçun sabit olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:33