Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/4379

Karar No

2024/13068

Karar Tarihi

9 Aralık 2024

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2024/170 E., 2024/292 K.

SUÇ: Nitelikli yağma

KARAR: Direnme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bozma

Katılanlar ..., ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.07.2023 tarihli ve 2023/49 Esas ve 2023/258 sayılı kararının, katılanlar vekili ile sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 05.02.2024 tarihli ve 2023/19493 Esas, 2024/1350 Karar sayılı ilamı ile;

“Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678 2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek,

  1. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıkların bedel karşılığında katılanlara ait bir kısım taşınmazları satın aldıklarına dair savunmaları, sanık ...'in katılanlar ile inşaat işi yaptıklarına ilişkin beyanları ile katılanların sanıklardan borç para aldıklarına, bunun karşılığında sanıkların, kendilerinden alacaklarının çok üstünde meblağ talep ettiklerine ilişkin anlatımları karşısında, taraflar arasında alacak vereceğe dair hukuki ilişkinin varlığı, ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve alacak borç miktarı hususlarında, mali konularda uzman bilirkişi marifetiyle rapor alınarak, sanıklar tarafından elde edilen senet ve gayrimenkullerin değerinin, suç tarihindeki ekonomik koşullar gözetilerek, gerçek alacağı makul sayılabilecek düzeyde aşıp aşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra eylemin, 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma neticesinde genel geçişli ifadelerle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

  2. Bu kapsamda katılanlar ile sanıklar arasındaki para transferine aracılık eden E.Ç.'nin tanık olarak dinlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

  3. Kabule göre de;

Tekerrür uygulamasına esas alınan sanık ... hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/359 Esas ve 2005/1937 Karar sayılı, sanık ... hakkında Bağcılar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/166 142 Esas Karar sayılı, sanık ... hakkında Bulgaristan Harmanlı Bölge Mahkemesi 2005/3 Esas Karar sayılı ilamlarının denetime olanak sağlayacak şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.05.2024 tarihli ve 2024/170 Esas, 2024/292 Karar sayılı kararı ile;

“Sanıkların, katılanlardan nakit, taşınmaz veya senet aldıkları, sanıklardan resmi anlamda katılanlara geçen herhangi bir mal varlığının bulunmadığı, dolayısıyla sanıkların, gayri resmi olarak katılanlara faiz karşılığı para verdikleri, verdikleri bu para karşılığında, onlardan nakit para, senet ve taşınmaz aldıkları, esasında sanıkların ekonomik durumlarına ve aldıkları aylık gelirlerine bakıldığında, bu taşınmazları alabilecek durumlarının olmadığı, bu nedenle verdikleri küçük meblağlar karşılığında, katılanlardan yüksek meblağlarda para, taşınmaz ve senet aldıkları; katılanlardan, sanıklara intikal eden malvarlıklarının herhangi bir ticari ilişkiye de konu olmadığı, tamamı ile verilen paranın faizi ile birlikte geri ödenmesi şeklinde gerçekleştiği, dosyada bulunan bilirkişi raporu ile birlikte bilgi sahibi olarak beyanları alınanların, sanıkların, katılanlara karşı faizle para verdikleri; iddia, sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları, kolluk tutanakları, takip dosyaları, kurumlar ile yapılan yazışmalar, raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; katılanların yüklü miktarda yabancı para bazlı borç aldıkları, zamanında ödeyemedikleri, sanıklara senet verdikleri, bu borçlarına karşılık gayri menkullerini sanıkların ve onların yakınlarına devrettikleri, bu hususun icra takipleri, tanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ...'nin beyanları ile de desteklendiği, her ne kadar sanıklar ticari ilişkilerinden kaynaklı olarak aralarında normal hukuki alacak meselesi bulunduğunu iddia etmiş iseler de; mevcut para akışı, tarafların ve tanıkların anlatımları, olayın oluşu, ticari teamüller, takip dosyaları birlikte değerlendirildiğinde, olayın normal bir ticari ilişki olmayıp sanık ..., ..., ... ve ...'ın ortak hareket ederek faiz karşılığında borç para verdikleri, katılanların gayri menkullerini bazen kendi üstlerine bazen de akrabalarının üstlerine devraldıkları hususu sabit görülmekle; sanıklar Menderes, ..., ... ve ...'ın iştirak halinde katılanlara yüksek faizle borç para verdikleri, paranın zamanında ödenmemesi üzerine katılanları, sanıklardan ..., ..., ..., ..., ...'ın her iki katılanı hedef almak suretiyle çeşitli tarihlerde katılanlarla karşılaştıkları, bu karşılaşmada dosyada bilgi sahibi olanların beyanlarından da anlaşılacağı üzere; “Sizleri öldüreceğiz, buralardan sağ çıkamazsınız, asarız, keseriz“ şeklinde tehditte bulundukları Mahkememizce tam bir vicdani kanaatle kabul edilmiştir.

Mahkememizin kabulü doğrultusunda; faiz karşılığı verilen paranın mağdurlar tarafından, verilen vadede ödenememesi halinde tehdit ve cebir ile istenmesi durumunda ''Alacağın Tahsili Amacıyla Tehdit'' suçunun mu yoksa ''Yağma'' suçunun mu oluşturacağı hususunun açıklanması gerekmektedir.

Yağma suçunda ''Alacağın Tahsili Amacıyla Tehdit'' hali daha az cezayı gerektiren hal olarak 5237 sayılı TCK'nın 150/1. maddesinde ''Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkca anlaşıldığı üzere; failin mağdura yönelik bir alacağının bulunması, alacağın hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan bu alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir. Yargılamaya konu somut olayda, alacak faiz karşılığı ödemeye konu paradır. Dolayısıyla söz konusu alacak hukuken korunan hukuki ilişkiye dayanan bir alacak değildir. Ayrıca sanık ve müdafilerinin iddia ettiği alacak, vadesinde faizi ile vadesi bir kaç gün geçtiğinde afaki faizlerle talep edilen alacak olduğu katılan, destekleyen tanık beyanları, mevcut para akışı, olayın oluşu, ticari teamüller, takip dosyaları ile sabittir. Faizle verilen paranın 2 3 katı veya daha fazlasının tehditle talep edildiği, bu durumda hem hukuki ilişkiye dayanmayan alacağın ve hatta asıl alacağın da çok üzerinde bir miktarın tehdit ile talep edildiği olaylarda yağma suçunun unsurlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.

Yargıtay 6. CD'nin, 14.01.2014 tarihli 2013/10702 2014/539 E K sayılı kararında da belirtildiği üzere; hukuki ilişkiye dayanmayan ve hukuka uygun bir zeminde oluşmayan kumar borcu nedeniyle alınan paranın yağma suçunun unsurlarını oluşturacağı yönünde karar verilmiştir.

Yukarıda anlatılanlar ışığında; oluş ve dosya kapsamına göre, katılan ...’ın, Akbaş Sigorta Acentalığı Ltd. Şti’nin ortağı olduğu, kardeşi olan diğer katılan ...’ın ise aynı şirkette mali müşaviri olarak görev yaptığı, katılan ...’ın mali sıkıntıya girmesi nedeniyle sanıklar ..., ..., ..., ...'dan 2005 yılı ile 2008 yılları arasında toplam 2.834.249,99 TL tefe yolu ile ödünç para aldığı, sanıkların, katılan ...’ın söz konusu ödünç paraları ve faizleri zamanında ödeyememesini bahane ederek katılan ...’ı ölümle tehdit etmek suretiyle toplu ve taksitler şeklinde toplam 2 milyon 600 bin TL para ödediklerini, 11 milyon TL (5 milyon Euro bulan) taşınmazları teminat adı altında kendileri veya yakınlarının üzerine geçirdikleri halde 3 milyon Euro daha istedikleri, bütün bu ödünç borçlarda katılan ...’ı asıl borçlu, kardeşi katılan ...’ı ise kefil olarak borçlandırdıkları, bu şahısların ellerinde 600 bin Euro bedelli 01/08/2007 ödeme tarihli, alacaklı kısmı boş, borçluları ... ve ... olan senet ve alacaklısı ... borçlusu ... olan 07/08/2007 tanzim tarihli ödeme günü yazılı olmayan 65 bin bedelli, bedeli nakden yazılı senetleri aldıkları, sanıkların gerek senet alırken gerekse taşınmazların devrini gerçekleştirmek için bazen birlikte bazen bir kısmı katılanların işyerine gelip katılanları ölümle tehdit ettikleri, bunlardan birinde sanık ...’in, katılan ...’a “Benim kardeşim ..., İstanbul’da birini bıçaklamış, yine başını belaya sokmuş, eniştem ... Kalkan birini vurmuş, ben bunları zapt edemiyorum, doğru durmuyorlar, ne yapacağımı bilmiyorum” şeklinde beyanda bulunduğu, yine en son 2008 yılı ekim ayında sanık ... katılanların işyerinin önünde beklerken sanıklar ..., ..., ..., ...'ın, katılanların işyerine girdikleri ve katılanlara silah gösterip “sizleri öldürürüm istediğim teminatı vereceksiniz, yoksa sonunuz iyi olmaz, öldürürüz, asarız, keseriz” diyerek katılanların işyeri olarak kullandıkları yeri de kendilerine vermelerini istediklerinin tanıklar ..., ..., ..., ..., ...’in aşamalardaki beyanları, bilirkişi raporları, tapu kayıtları, dekontlar ve katılanların aşamalardaki ifadeleri ile anlaşıldığı, sanıkların katılan ...'dan tefe yolu ile verdikleri ödünç paraları kat kat faizi ile talep ederken diğer katılan ...’ı aynı miktar parayı tahsil etmek için kefil yaptıkları, bunun için katılanları işyerinde silahla ölümle tehdit ederek senetler, para ve taşınmazları almaları şeklinde gelişen eylemde, sanıklar ..., ..., ..., ..., ...’ın eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 37. maddesi gereğince 149/1 a c d maddesinde düzenlenen silahla, birden fazla kimse ile birlikte, işyerinde tek tamamlanmış nitelikli yağma suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır.” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilerek sanıkların mahkûmiyetine yönelik hüküm kurulmuştur.

Bu hükmün katılanlar vekili ile sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.

“Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678 2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'da, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelirsek,

  1. Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıkların bedel karşılığında katılanlara ait bir kısım taşınmazları satın aldıklarına dair savunmaları, sanık ...'in katılanlar ile inşaat işi yaptıklarına ilişkin beyanları ile katılanların sanıklardan borç para aldıklarına, bunun karşılığında sanıkların, kendilerinden alacaklarının çok üstünde meblağ talep ettiklerine ilişkin anlatımları karşısında, taraflar arasında alacak vereceğe dair hukuki ilişkinin varlığı, ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve alacak borç miktarı hususlarında, mali konularda uzman bilirkişi marifetiyle rapor alınarak, sanıklar tarafından elde edilen senet ve gayrimenkullerin değerinin, suç tarihindeki ekonomik koşullar gözetilerek, gerçek alacağı makul sayılabilecek düzeyde aşıp aşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra eylemin, 5237 sayılı Kanun'da düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalıp kalmadığı hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma neticesinde genel geçişli ifadelerle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

  2. Bu kapsamda katılanlar ile sanıklar arasındaki para transferine aracılık eden E.Ç.'nin tanık olarak dinlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

  3. Kabule göre de;

Tekerrür uygulamasına esas alınan sanık ... hakkında İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/359 Esas ve 2005/1937 Karar sayılı, sanık ... hakkında Bağcılar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/166 142 Esas Karar sayılı, sanık ... hakkında Bulgaristan Harmanlı Bölge Mahkemesi 2005/3 Esas Karar sayılı ilamlarının denetime olanak sağlayacak şekilde onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” isabetsizliğinden bozulmasına dair;

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 05.02.2024 tarihli ve 2023/19493 Esas, 2024/1350 Karar sayılı ilâmı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2024 tarihli ve 2024/170 Esas 2024/292 Karar sayılı kararındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden,

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 05.02.2024 tarihli ve 2023/19493 Esas, 2024/1350 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

09.12.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmadirenmedüzeltilmesineolmadığınagönderilmesinenitelikli

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:10:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim