Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2024/5292

Karar No

2024/12734

Karar Tarihi

2 Aralık 2024

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2024/2321 E., 2024/2487 K.

SUÇLAR: Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Hükmedilen cezanın süresine göre sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.

Sanık ... müdafiinin 16.09.2024 tarihli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelik ek kararı temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;

  1. Sanık ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Mahkûmiyete İlişkin Ek Karara İlişkin Hüküm Yönünden Temyiz Talebi Nedeniyle Yapılan İncelemede;

5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ ile EK KARARIN ONANMASINA,

  1. Sanıklar Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Mahkûmiyete İlişkin Hüküm Yönünden Temyiz Talebi Nedeniyle Yapılan İncelemede;

5271 sayılı Kanun’un 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, temyiz dilekçesinde, anılan sebeplerle yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Dairemizce de benimsenen 20.05.2014 tarihli 2014/6 617 Esas ve 2014/271 Karar sayılı kararında açıklandığı ve Yargıtay'ın müstekâr uygulamalarında da belirtildiği üzere, sanık ya da sanıkların iradelerinin baştan itibaren mağdur ya da mağdurlardan belirli bir miktar parayı almaya özgülenmesi durumunda, değişik zamanlarda birden fazla fiil işlenmiş olsa ya da birden fazla mağdura karşı işlense bile, sanık ya da sanıkların eylemlerinin tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle sözü edilen içtihat uyarınca, belli bir miktara özgüleme varsa her biri müstakil yağma suçunu teşkil eden fiiller farklı zamanlarda işlenmiş olsa ve/veya birden fazla mağdura (örneğin iş ortağı, kardeş gibi) karşı işlenmiş olsa bile, fail ya da faillerin tek bir yağma suçundan sorumlu tutulması gerekecektir.

Bilindiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında zincirleme suç, ikinci fıkrasında ise, aynı neviden ... içtima düzenlemelerine yer verilmiştir. Son fıkrasında da, gerçek içtima kuralına dair bu istisnai düzenlemelerin, yani zincirleme suç ve aynı neviden ... içtima hükümlerinin kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında uygulanamayacağı belirtilmiştir.

Hukuki teklik ile fiili (doğal) teklik kavramları birbirinden farklıdır. Hukuki teklikte sanığın planladığı eylemin tek olarak kabul edilmesidir. Fiili (doğal) teklik ise yapılan bedensel hareketin tekliğini ifade etmektedir. Hukuki teklikte eylem sayısı fazla olabilir, ancak sanığın planladığı, kurguladığı eylemi gerçekleştirirken yaptığı tüm hareketleri tek kabul etmek gerekmektedir.

CGK önüne gelen bir olayda “hukuki teklik”, ”doğal (fiili) teklik” karşılaştırması yapmış ve kanunumuzun hukuki tekliği “aradığını belirtmiş ve birden çok mağdura karşı zincirleme suç hükümlerinin uygulama şartlarını belirlemiş ve hukuki tekliği uygulama şartı olarak kabul etmiştir.”

Söz konusu CGK 2018/13 247 E, 2020/494 K sayılı ilamı;"...öğretide aynı neviden ... içtima olarak tanımlanan 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da değerlendirilmesi gerekmektedir.

5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden ... içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir çözüme kavuşturulabilmesi bakımından Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğunun irdelenmesi gerekmektedir.

Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “tek bir fiil” ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki “tek bir fiili” oluşturmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıda sözü edilen içtihadına konu olayda: ilk derece mahkemesince, sanık tarafından 21 gün arayla gerçekleştirilen iki ayrı yağma fiilinden dolayı, iki kez nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş olup, suç ve cezada orantılılık ile hakkaniyet ilkeleri uyarınca, ağır ve orantısız cezalara hükmedilmesinin önüne geçilmek istenmiş ve özgüleme nedeniyle tek bir nitelikli yağma suçundan mahkûmiyete hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Böylelikle, yağma suçlarında özgüleme halinde “hukuki anlamda fiilin tekliği" kavramı ve kapsamı daha geniş yorumlanmıştır.

Kanun koyucunun düzenlemesi nedeniyle Yağma suçlarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı açıktır. Ancak doğrudan zincirleme şeklinde değilde başlangıçtan itibaren aynı malvarlığına yönelen ve kısaca "özgüleme" denilen durumlarda uygulamada mağdur sayısınca suçun oluşmayacağı hukuki manada teklik dolayısıyla tek bir yağmadan hüküm kurulması gerekeceği Yargıtay uygulamalarında kabul edilmektedir.

Mesela; CGK 2011/6 332 E, 2012/21 K;"... Sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir.

Sanığın, mağdur Ş.’den istediği parayı getirmesi için mağdur C.’yi yanında alıkoyarak hürriyetini kısıtlaması, mağdur Ş.’nin istenen parayı mağdur C.’nin eşinden olayı anlatmadan alarak getirmesi, sanığın istediği paranın eksik kalan kısmı için mağdur Ş.’ye yönelik "kalan 500 Lirayı Cuma gününe kadar bul" şeklinde tehditte bulunması da sanığın eylemlerinin bütününün tek bir yağma suçunu oluşturduğu kabulünü değiştirmeyecektir. Bu nedenle olayın gelişimi, sanığın eylemlerinin Ş.’den belirli miktardaki parayı yağmalamaya yöneldiği ve sanığın kastı göz önüne alınmaksızın, mağdur Ş.’ye karşı yağma suçunu işlemek amacıyla mağdur C.’ye karşı gerçekleştirilen ve bu mağdurun malvarlığına yönelmeyen fiillerden hareketle, iki ayrı yağma suçunun oluştuğunu kabul eden yerel mahkeme direnme hükmü isabetsizdir.

Bu itibarla, sanığın eylemi tek bir nitelikli yağma suçunu oluşturduğundan, yerel mahkeme direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir...";

  1. CD 2021/16540 E, 2022/5911 K;”..., sanığın suç işleme kasıt ve iradesinin aynı malvarlığına yönelik paraya özgülendiği, eylemlerinin tek bir tamamlanmış yağma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından sanık hakkında tek nitelikli yağma suçundan hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından,...”

Bu açıklamalardan sonra somut olayda,

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, olay günü sanık ...'in eskortluk yapan ... isimli bayan ile gecelik 500 TL'ye cinsel ilişkiye girmek için anlaştığı, otelde bulundukları sırada sanığın ...'e 500 TL parayı vermesi sonrasında bayanın parayı aşağıda ablasına vereceğini söyleyerek yanından ayrılıp geri dönmediği, bu şekilde ...'in parasını alması üzerine sanık ...'in ...'den parasını almak amacıyla diğer sanıklarla anlaşarak, ...'le yeniden başka numara üzerinden irtibata geçtikleri, tanık ... ve ... ile buluşmak üzere anlaştıkları, bu sırada iki kadının katılan ...'a ait 06 ... plaka sayılı araçta katılanlar ... ve ... ile ... ve ...'ün oldukları birlikte dolaşmış oldukları bu yüzden bu araçla buluşma yerine geldikleri, sanıklar ..., ... ve ...'ın ticari taksi ile olay yerine geldiği, sanıkların ellerinde pompalı tüfek ve demir sopa olduğu ve iştirak halinde hareket ettikleri, sanık ...'ın pompalı tüfek ile havaya ateş ettiği, bu arada tanıklar ... ve ...'ün kaçtığı, sanıkların katılanları darp ettiği, bu sırada katılan ...'un da kaçtığı, sanıkların katılan ...'ı katılan ...'a ait arabaya bindirerek olay yerinden uzaklaştıkları, araç içerisinde katılan ...'ı tekrar darp ettikleri ve katılan ...'ın cebindeki 380 TL yi aldıkları, bir süre sonra katılan ...'ı Ankara içerisinde katılanın bilmediği bir yere bıraktıkları, bir süre sonra arabayı da rastgele bir yere terk ederek ayrıldıkları ve ayrılırken katılan ...'un araba içerisinde bulunan cep telefonunu da aldıkları olayda, sanıkların katılanlara yönelik eyleminin haksız verdiğini düşündüğü paranın veriliş nedeni hukuka uygun olmadığı bu nedenle hukuken tahsil edilemeyeceği alacağı almak için cebir tehdit sayılamayacağı aşikar ise de; 500 TL yi alabilmek için birden çok mağdura yönelik eyleme kalkışma özgüleme nedeniyle tek olduğundan, özgüleme nedeniyle tek bir yağma suçundan hüküm kurulması gerekirken; hatalı nitelendirme ile yazılı şekilde ayrı ayrı hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin, sanık ... müdafiinin, temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmaistinafyoksuntemyizhürriyetindenistemininkişiyireddikararınkılmaonanmasınabaşvurusununbozulmasınanitelikliesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim