Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1220
2024/12400
25 Kasım 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/2482 E., 2022/2327 K.
SUÇ: Nitelikli yağma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzelterek Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ve sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, sanıklar hakkında hükmedilen cezaların süresine göre duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi (5271 sayılı Kanun'un 299/1) gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
5237 sayılı Kanun'un "Daha Az Cezayı Gerektiren Hal" başlıklı 150/1. maddesinde "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." hükmü yer almakta olup maddenin gerekçesinde "Madde metninde, yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hâlleri belirlenmiştir. Bu hükme göre, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanılması hâlinde, tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Böylece, Kanunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 308 inci maddesinde tanımlanan ve “ihkakı hak” veya “kendiliğinden hak alma” diye ifade edilen suç tanımına ayrıca yer verilmemiştir." şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 günlü ve 2013/678 2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı Kanun'un 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.
Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak ... doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir.
Ancak kanun metninde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden kimlerin yararlanabileceği açık açık sayılmamıştır. Kanun metninde açık açık sayılmasa da Yargıtay, kimlerin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanabileceğini, kimlerin yararlanamayacağını kararlarıyla belirlemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 6. Ceza Dairesi uygulama birliği sağlama ve kötüye kullanmaların önüne geçmek amacıyla objektif bazı kriterler belirlemiştir. Söz konusu kriterler;
1 Hukuken tahsil edilebilir bir alacak olması,
2 Bunu almak için cebir veya tehdit uygulanması,
3 Talep edilen miktar ile alacak miktarının orantılı olması,
4 Tarafların hukuki ilişki doğduğu anda bu ilişkide taraf sıfatı taşıyan kişilerden olmaları gerektiğidir.
Bu doğrultuda;
a Sanığın hukuki ilişki doğduğu anda alacaklı sıfatı taşıması gerektiği,
b Müştekinin bu hukuki ilişki doğduğu anda borçlu sıfatını taşıması gerektiği,
c Borç doğduğu anda taraf sıfatı taşıyan kişilerin yakın akrabaları veya çalışanların yada spontane gelişen olaylarda; kendisi için menfaat amacı gütmeden, arkadaşına yardım ve dayanışma amacıyla bulunan arkadaş ile birlikte eyleme katılmış olmaları halinde; 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanabileceğini kabul etmektedir.
Kural olarak, borç ilişkisi doğduğu anda alacaklı veya borçlu sıfatı taşımayan kimselerin bu maddeden istifade edemeyeceğini kabul etmektedir. Ancak, bu kural sıkı sıkıya uygulandığında ciddi sakıncaları olduğu görülebilmektedir. Çek senet tahsilatçısı veya mafya bağlantısı olmadan hatta çoğu zaman hiçbir maddi veya manevi çıkarı olmadan bazen zorunluluk bazen dayanışma adı altında olaya katılan kişilere rastlanılmaktadır. Mesela; yakın akrabalardan biri alacağını almak için borçlu olan kişiye giderken birlikte gitmenin çoğu zaman aile bağları gereği zorunlu olduğu açıktır. Bunun gibi işçi veya ortağı olarak çalıştığı birinin alacağını almaya giderken yanında bulunmama halinde çoğu zaman işten çıkarılma veya ortaklığın bitirilmesi durumları yaşanabilmektedir. Ortaklığın maddi zarara uğraması yani kendi zararları da söz konusu olmaktadır. Ayrıca, alacak miktarından çalışan veya ortak doğrudan da etkilenmektedir. Ayrıca hem yakın akrabalar hem de ortak ya da çalışan ile patron arasında ekonomik bağlantı olduğu veya olabileceği de açıktır. Yakın arkadaşlar da dayanışma duygusu ve yakın ilişki nedeniyle çoğu zaman hatıra binaen borçluya birlikte gitmektedirler. Bu nedenlerle bu tür durumlarda birlikte hareket etmek zorunluluk arz etmektedir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Bazılarını hatırlayacak olursak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.12.2013 tarihli ve 2013/1 452 Esas, 2013/612 Karar sayılı "....Bu nedenle, yerel mahkemece, sanık ...'ın eylemini 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi kapsamında hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla gerçekleştirdiği kabul edilerek tehdit suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli iken, sanık ...'ın ağabeyi olan sanık ...'ın hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla eyleme iştirak ettiği gözetilmeden, tehdit suçundan cezalandırılması yerine, yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, Özel Daire bozma kararı bu yönüyle yerindedir." şeklindeki kararında kardeşin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanacağına karar verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 23.05.2017 tarihli ve 2017/6 91 Esas, 2017/291 Karar sayılı "...İnceleme dışı sanık ... ile katılan ... arasında 10 RT 650 plakalı aracın satışı nedeniyle hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişkinin bulunduğunun sabit olduğu, katılanın, yetkilisi olduğu şirketin vergi borcu nedeniyle haczedilerek elkonulan aracı teslim almasına rağmen ...'e iade etmemesi üzerine, ...'in hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsili amacıyla yağma eylemini gerçekleştirdiği, sanık ...'in ise yanında çalıştığı ...'in katılan ...'dan olan alacağını tahsil etmek için adı geçen sanıkla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. ..." şeklindeki kararında çalışanın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddeden yararlanacağına verilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunu'nun 14.01.2020 tarihli ve 2017/6 204 Esas, 2020/5 Karar sayılı "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 10.12.2013 tarihli ve 452 612 sayılı kararında kardeşinin hukuki alacağını tahsil amacıyla yağma eylemine katılan sanığın; 23.05.2017 tarihli ve 91 291 sayılı kararında yanında çalıştığı failin hukuki alacağa dayanan yağma suçuna iştirak eden iş yeri arkadaşının da 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesindeki düzenlemeden yararlanacağına karar verirken akrabalık ve geleneksel yakınlık ilişkilerini gözetmiştir...", " şikâyetçi ...’nın 03.04.2009 tarihinde üzerine kayıtlı dubleks evi sanık ...’ın eşinin üzerine devrettiği olayda; ...’ün hukuki alacağını tahsil etmek amacıyla katılanlara karşı yağma eylemini gerçekleştirdiği sırada muhasebe müdürü olarak on bir yıl yanında çalışmış olan sanık ...’ın da onunla birlikte hareket ederek yağma eylemine iştirak ettiği, bu nedenle sanık ... hakkında da 5237 sayılı Kanun'un150. maddesinin 1. fıkrasının uygulanması gerektiği kabul edilmelidir." şeklindeki kararında çalışanın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Dairemizin 03.02.2022 tarihli ve 2021/15955 Esas, 2022/2691 Karar sayılı "...Sanığın arkadaşı ve müşteki ... ’ın ise kolluktaki beyanında eniştesi olduğunu belirttiği, diğer sanık ... in, katılan ... 'tan alacağı olduğundan alacağını tahsil etmek için yardımcı olmak amacıyla hareket ettiği ve bu amaçla katılanları darp etmeleri şeklindeki savunmaları karşısında taraflar arasında hukuki ilişkiye dayanan bir alacak ilişkisi olup olmadığının taraflardan sorularak açıklığa kavuşturulması suretiyle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle 86/2 ve 106/1 2 cümle maddelerinde düzenlenen tehdit ve kasten yaralama suçlarını oluşturup oluşturmayacağı tartışılmaksızın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulması; bozmayı gerektirmiş..." şeklindeki kararında eniştenin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Ve yine Dairemizin 02.07.2024 tarihli ve 2022/11126 Esas, 2024/8199 Karar sayılı " ...sanık ...’un ise sanık ...’in arkadaşı olarak olay yerine aracı ile gittiği, mağdurların sanık ...’un aracına borçlu oldukları diğer sanıklar ile bindikleri ve sanıkların mağdur ...’i tehdit ederek alacaklarını isteyip mağdur ...’ın çantasında bulunan paraları almaları şeklinde gerçekleşen eylemde; sanık ...’un sanık ... tarafından aranması üzerine alacak meselesini bilmeden olay yerine gittiği, mağdurları aracına diğer sanıkların talebi üzerine aldığı gibi kendi nam ve hesabına hareket etmediği, şahsi menfaat gözetmeksizin suça iştirak etmesi sebebiyle sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 106/2 c maddesi kapsamında kaldığı düşünülmeden yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir..." şeklindeki kararında arkadaşın 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddeden yararlanacağına karar verilmiştir.
Tüm bu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Dairemizin kararları, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. madde metni ve gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinden yararlanacak sanıkların, hukuki alacağını tahsil amacıyla hareket eden sanığın akrabası, işçisi ve işvereni olmasıyla sınırlı olmadığı, çek senet tahsilatçısı, mafya ve benzeri amaçla hareket edip kendisine menfaat sağlamaya çalışmadığı müddetçe yakın arkadaşların da yukarıda belirttiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında bahsi geçen "geleneksel yakınlık ilişkileri" kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Aksi halin kabulünün ağır haksızlıklara da neden olabileceği açıktır. Mesela; arkadaşı ile yolda gezerken biriyle tesadüfen karşılaştıklarında yanındaki kişinin alacak borç ilişkisi sebebiyle tartışmasına ve akabinde aniden kendisini bir kavganın içinde bulan kişilerden asıl fail alacaklı olduğu için 5237 sayılı Kanun'un 150/1. madde delaletiyle çok az ceza aldığı hatta şikayete tabi ise ceza bile almadığı (TCK150/1) durumda tesadüfen yanında bulunan arkadaş, yağma suçundan yüksek cezalar alabilmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olaya gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu kararı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararına göre; suçun, sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Oluş ve dosya içeriğine göre, mağdur ile temyiz dışı sanık ... arasında alacak verecek ilişkisi bulunduğu, bu hususun mağdur beyanı ile de sabit olduğu, gündüz vakti mağdurun, borçlu olduğu ...'e para verdiği, bu olayla ilgili dosya tefrik edilip gereği için yetkisizlikle Malazgirt Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ...'e para vermeyi içine sindiremeyen mağdurun, olay gecesi ...'e sinkaflı mesaj attığı, bu sırada ...'in yakın arkadaşları olan sanıklar ... ve ... ile birlikte düğünde olduğu, mağdurdan gelen mesaj üzerine, temyiz dışı sanık ... ile sanıklar ... ve Saim'in hep birlikte, ...'in elinde av tüfeği olduğu halde mağdurun Bulanık ilçesinde bulunan iş yerine geldikleri, taraflar arasında tartışma yaşandığı, mağdurun, sanık ...'ten özür dilemesinin ardından sanıkların mağdura ait işyerinden ayrılmak üzere hareketlendikleri sırada köpeğin havlaması üzerine sanık ...'in birkaç el havaya ateş ettiği, ardından sanık ...'ye poşet getirmesini tüfeği koyacağını söylediği, sanık ...'nin de oradan bulduğu içerisinde soyulmuş 7 kg bakır tel bulunan poşeti getirdiği, mağdurdan alacaklı olan sanık ...'in, telleri de almasını söylemesi üzerine mağdurun engel olmaya çalıştığı ancak sanık ...'in tüfeği mağdur ...'a doğrultarak ayaklarına doğru ateş ettiği, ardından sanıkların hep birlikte bakır kabloları da alarak olay yerinden ayrıldıkları olayda; sanıkların eyleminin de, arkadaşları olan temyiz dışı sanık ...'in hukuki ilişkiye dayanan alacağının tahsili amacıyla 5237 sayılı Kanununda düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesi delaletiyle 106/2 a c kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... müdafilerinin temyiz istekleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Patnos Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
25.11.2024 tarihinde, üye ...'in muhalefetiyle, oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Patnos Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/2482 Esas, 2327 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında TCK'nın 149/1 a, c, d ve h, 62. maddeleri gereğince neticeten 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ise TCK'nın 150/1 maddesi delaletiyle TCK'nın 106/2 a,c, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 11 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi ile bu kararın temyizi üzerine dosya dairemize gelmiş olmakla,
Her ne kadar çoğunluk tarafından temyiz dışı sanık ... ile beraber olay yerine giden ve haklarında ilk derece mahkemesince yağma suçundan ceza verilen sanıklar ..., ...'ın da TCK'nın 150. maddesi gereğince aynı Kanun'un 106/2 a c maddesi kapsamında cezalandırılması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiş ise de dosyanın incelenmesinde yerel mahkeme kararında çok güzel şekilde ifade edilmesi üzerine sanık savunmaları, tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde daha önceden sanık ...'nın mağdur ... 'dan alacağı olduğu ve onu istemeye gittiği ve diğer sanıkların da yanında bulunduğu av tüfeğiyle havaya ateş ederek mağdura ait 7 kilo bakır teli aldıkları mağdurun engel olmasına rağmen bakır telleri alıp olay yerinden uzaklaştıkları, buna göre diğer sanıkların herhangi bir alacağının söz konusu olmadığı, her ne kadar dairemizce zaman zaman aynı anda olay yerinde olan akraba ve kişilerin de bu alacağın tahsilinden faydalanması şeklinde karar verilmiş ise de olayımızda diğer sanıkların başka yerlerden temin edilerek olay yerine gittikleri TCK'nın 150. maddesinin bu şekilde anlamının genişletilerek tüm sanıklarda uygulanmasının hukuka uygun olmadığı, bu sanıkların herhangi bir alacağının bulunmadığı, sanıklardan ...'in çok sayıda sabıkası keza sanık ... 'in sabıkası, ...'ın da hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararının da birlikte değerlendirilmesi, bu haliyle yerel mahkemenin kararının yerinde olduğu, yerel mahkeme kararının ve buna ilişkin istinaf mahkemesinin esastan reddine dair kararının yerinde olduğu anlaşıldığından yağma suçunu işledikleri sabit olduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:11:32