Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/9750
2023/9633
29 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Tehdit
HÜKÜM: Beraat
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
... Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2013 tarihli, 2013/1798 Soruşturma No.lu iddianamesiyle sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2014 tarihli ve 2013/402 Esas, 2014/221 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 Kanun’un 106 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.
-
... Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.06.2014 tarihli ve 2013/402 Esas, 2014/221 Karar sayılı kararı sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.10.2019 tarihli ve 2015/17845 Esas, 2019/15871 Karar sayılı kararı ile;
"Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmeyerek tanık ... ile birlikte tarlada olduklarını beyan etmesi, taraflar arasında husumet bulunması, olay tarihli tutanakta evin etrafında boş kovan, mermi çekirdeği ya da saçma izinin bulunmadığının belirtilmesi, tanıklardan ...'ın aşamalarda olayı doğrulamasına karşın, tanık ...'nın olay saatinde sanıkla birlikte tarlada olduklarını ve silahla ateş etmediğini beyan etmesi, diğer tanık ...'ın ise ateş eden kimsenin sanık olduğunu bizzat görmeyip katılan ile tanık ...'ın kendisine söylediklerini beyan etmesi karşısında; beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılıp giderilemediği takdirde hangi anlatımın hangi nedenle üstün tutulduğu açıklanıp tartışılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,"
Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
- Bozma üzerine ... Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/295 Esas, 2020/557 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın Temyiz İsteği;
-
Tanık beyanları esas alınmadan eksik inceleme ile sanık hakkında beraat kararı verilmesine,
-
Vesaire'ye
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
-
Sanık ile katılan arasında arazi anlaşmazlığı yaşandığı, bu nedenle sanığın suç tarihinde gece saat 03.00 sıralarında katılanın ikametinin önüne gelerek av tüfeği ile 3 el ateş ettiği, katılanı ay ışığı dolayısı ile görerek teşhis ettiği, sanığın katılanı korkutmak amacı ile havaya ateş etmek sureti ile silahla tehdit suçunu işlediği iddiası ile dava açılmıştır.
-
Sanık katılan ve eşinin sürekli olarak kendisini haksız yere şikâyet ettiğini, olay tarihinde kesinlikle katılanı silahla tehdit etmediğini savunmuştur.
-
Katılan dışarıdan üç el silah sesi geldiğini ve evimizin duvarına isabet ettiğini hissedip, silah sesi kesilince eşi Hamidiye ile birlikte dışarı çıkıp baktıklarında evinin yakınından geçen yoldan sanık ...'a ait siyah renkli pikap tipli arabanın geçtiğini gördüklerini, evlerine yakın yerde ev bulunmadığını, gece olmasına rağmen ay ışığından ortalık aydınlık olduğunu ve gördüklerini söylemiştir.
-
Tanık İ. Ç. olay günü dışarı çıkıp bakınca ateş edenin ... olduğunu yengesinin söylediğini, kendisinin bizzat bakıp herhangi bir şekilde kimseyi görmediğini beyan etmiştir.
-
Tanık B.İ. silahla ateş edilme olayına şahit olmadığını beyan etmiştir.
-
Tanık A. T. iddianamede geçen olayları bilmediğini ve görmediğini beyan etmiştir.
-
Tanık H. Ç. katılanın eşi olduğunu, geceleyin saat 02.00 02.30 sıralarında oturmakta iken, dışarıdan üç el silah sesi geldiğini ve mermilerin eve isabet ettiğini hissettiğini, hemen eşi ile birlikte dışarı çıkıp baktıklarında eve yakın yoldan sanık ...'a ait siyah renkli pikabın geçtiğini gördüklerini, havanın ay ışığı nedeniyle aydınlık olduğunu hızlı olması sebebiyle plakasını göremediklerini beyan etmiştir.
-
Tanık B. İ. olay tarihinde sanığın silahla ateş ettiğini görmediğini olay tarihinde evde olduğunu ateş sesi duyduğunu ancak söz konusu silahın kimin tarafından atıldığını görmediğini beyan etmiştir.
-
22.10.2013 tarihli tutanağa göre olay yerinde yapılan incelemede mermi çekirdeği, boş kovan, saçma ya da herhangi bir emarenin bulunmadığı tespit edilmiştir.
-
Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (3) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
- Dosya kapsamı incelendiğinde suça konu olay ile ilgili tanıkların görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı, Olay ve Olgular başlığı altında (9) numaralı delile göre olay yerinde suça yönelik herhangi bir emarenin olmadığı, tanık B.İ'nin ateş edeni gördüğüne ilişkin de beyanının olmadığı, katılanın iddiasını destekleyecek görgü tanığı ve yahut sanık aleyhine her hangi bir delil mevcut değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı CMK'nın 223/2 e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Vesaire Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/295 Esas, 2020/557 Karar sayılı kararında katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:00