Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/23284

Karar No

2023/9623

Karar Tarihi

28 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SUÇ: Yağma

HÜKÜM: İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Zile Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2016 tarihli ve 2016/2147 soruşturma numaralı iddianamesi ile sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

  2. Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2017 tarihli ve 2016/127 Esas, 2017/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, yağma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

  3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.12.2017 tarihli ve 2017/1322 Esas, 2017/2202 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 148 inci maddesinin ikinci ve birinci fıkraları, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri

1.Yağma suçunun gece vakti işlenmesine karşın ilgili maddenin (h) bendi ile uygulama yapılmamasının hukuka aykırılığına,

B. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Sebepleri;

  1. Sanığın yağma suçunu tasarlayarak ve gece vakti işlemesine rağmen sanık lehine alt sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırılığına,

C. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri;

  1. Katılanın aşamalardaki beyanlarının çelişkili ve gerçek dışı olduğuna,

  2. Tanıklar H.S.ve R.S.'nin aşamalardaki beyanlarının çelişkili olduğuna,

  3. Tutanak mümzileri ve tanıklar A.K., İ.A., Y.T.'nin beyanlarının sanığı doğruladığına,

  4. Çek koçanına ilişkin mahkeme kabulünün hukuka aykırılığına,

  5. Katılana ait doktor raporunun mahkûmiyete yeter nitelikte delil olarak kabul edilemeyeceğine,

  6. Mahkûmiyete yeter nitelikte delil bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğine,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

  1. Katılan ...'in ellerine kelepçe bağlanarak kendisine zorla senet imzalattırıldığı iddiasıyla sanık ... hakkında bir senedi vermeye mecbur edilmesi suretiyle yağma ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açılmış ise de, yapılan aramalarda suça konu kelepçenin ele geçirilememesi, katılan ... tanık beyanlarının olayın başından beri aşamalarda çok büyük çelişkiler barındırması ve kararın esasına etki edecek istikrara sahip olmaması, katılan hakkında alınan doktor raporunda her ne kadar bilekte hassasiyet ve kızarıklıktan söz edilse de, bu durumun sanık tarafından takıldığı iddia edilen kelepçeden ötürü olduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil hatta bir emare dahi bulunmadığı, ''hassasiyet'' kavramının beyana dayalı bir kavram olması, katılanın olay tarihinden önce sanığın kaldığı eve gelerek sanıkla görüştüğü ve birlikte yaşadıkları, bu durumun tanık beyanlarıyla da sabit olduğu, hürriyetinden alıkonulan bir şahsın sabahın erken saatinde pencereden başını hemen çıkarıp geri çekmesi şeklinde penceren bakarak aynı mahallede oturmayan oradan iş için geçen yakın akrabası olan abisi yahut yeğeni ile irtibat kurabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanıkların katılana yakın akraba olmaları nedeniyle tarafsız olmadıkları, aşamalardaki beyanlarının çelişkili olması sebebiyle beyanlarına itibar edilmediği ve katılanın aşamalarda birbiriyle uyum sağlamayan beyanları da dikkate alındığında aksi ispat edilemeyen sanık savunmasına göre sanığın cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraatine karar verilmiştir.

  2. Katılana ait Turhal Devlet Hastanesinin 20.08.2016 tarih ve 2.337 rapor sayılı raporunda; sağ sol kol el bileğinde kızarıklık hassasiyet mevcut basit tıbbi müdahale ile giderilebilir. Şu anki haliyle hayati tehlikesi yoktur. Kati hekim raporudur." tespitleri yer almaktadır.

  3. Kolluğun 20.08.2016 tarihli olay ve muhafaza altına alma tutanağında; "20/08/2016 günü saat 08.45 sıralarında bir bayanın ikametten yardım istediği şeklinde gelen ihbar üzerine olay yerine görevli polis memurlarınca gidildiği, ikamete ait apartmanın önünde ... isimli şahsın bulunduğu ve bu şahsın 155 polis imdat hattını kendisinin aradığını bildirdiği, polis memurlarınca sanığa ait eve gidildiğinde kapının çalınması üzerine sanığın kapıyı açtığı, sanığa evde kendisinden başka kimsenin olup olmadığının sorulması üzerine sanığın yalnız yaşadığını, evde kimsenin olmadığını beyan ettiği sanığa tekrar sorulduğunda ise evde yalnız olmadığını, birlikte yaşadığı ...'in de evde olduğunu beyan ettiği, ... isimli şahıs ile görüşüldüğünde evde zorla tutulduğunu, sanığın zorla kendisine 5 adet boş senet imzalattığını, kendisine ait cep telefonunu zorla aldığını iddia etmesi üzerine, sanığın ...'e ait telefonu pantolonun cebinden çıkararak polislere teslim ettiği, ...'e konu sorulduğunda ... ile imam nikahlı olduklarını kendisine borcu olduğu için beş adet boş senet imzalattığını, ancak kendi rızası ile imzaladığını beyan etmiş, şahıstan konu cep telefonu istediğinde ... isimli şahıs kendi rızası ile pantolonunun cebinden çıkartarak biz görevlilere teslim etmiş ayrıca şahsa boş senetler sorulduğunda kendisine ait 60 ... 670 plakalı aracın torpido bölümünden çıkararak biz görevlilere teslim etmiştir." ifadeleri bulunmaktadır.

  4. Kolluğun 20.08.2016 tarihli arama el koyma ve teslim tutanağında; katılan ...'e ait olduğu anlaşılan ...'ün ikameti olan ... Mah. ... Sk. No:5/1 sayılı ikametin mutfak masasının üzerinde bir adet KWS ibareli anahtarlık ve bu anahtarlığa takılı 3 adet ... marka ve 2 adet Mescon marka anahtar bulunduğu, aramada ele geçen bir KWS ibareli anahtarlık ve bu anahtarlığa takılı 3 adet ... marka 2 adet Mescon marka anahtarın katılan ...'e teslim edildiği belirtilmiştir.

  5. Katılan aşamalarda senet yağma ve zorla alıkonulduğuna ilişkin hususlarda istikrarlı beyanlarda bulunmuştur.

  6. Sanık aşamalarda evde sakladığı 300.000,00 TL paranın katılan tarafından alınması nedeniyle katılanın kendi rızası ile boş senet imzalayarak kendisine verdiğini, atılı suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Sanığın yukarıda belirtilen ve olayın hemen sıcaklığıyla emniyette verdiği ifadesinde, katılan ...'ın dışarıdan eve geldikten sonra söz konusu senetleri evde imzalayıp istirahate çekildiklerini ve sabahleyin polislerin kapıya geldiklerini beyan ettiği halde, yukarıda belirtilen tutanaklardan da anlaşılacağı üzere söz konusu senetlerin sanığın arabasının torpido gözünde tespit edilmiş olması, katılanın emniyetteki ilk ifadesine uygun olarak katılanın telefonunun sanığın üzerinde üzerinde bulundurduğunun tespit edilmiş olması, polisler eve gelip kapı zilini çaldıklarında kapıyı açan sanığın evde başkasının bulunmadığını beyan ettiğine dair tutanak içeriği, yine katılanın kendi evine ait anahtarların sanığın evinin mutfağında muhafaza edilir halde bulunmuş olması, katılan hakkında olaydan hemen sonra alınan adli muayene raporunda katılanın her iki kol bileğinde plastik kelepçe takıldığı iddiasını doğrular mahiyette kızarıklık ve hassasiyet tespit edilmiş olması, hayatın olağan akışına aykırı olarak sanığın 300.000,00 TL tutarındaki nakit parayı her an hırsızlıkla girilebilme ihtimali bulunan evinde kanepe altında 20 25 gün muhafaza ettiğini ve bu arada paraları eve bırakıp ...'a gittiğini beyan etmiş olması, sanığın parayı evde bulundurma nedeni olarak emniyetteki ilk ifadesinde alacaklıları tarafından hesaplarına bloke konma olayından bahsetmemiş olması, senetlerin miktar belirtmeyecek şekilde boş olarak imzalatılmış olması hususları ile tüm dosya kapsamı hep birlikte göz önüne alındığında, katılanın başka biri ile ilişkisi olduğunu düşünen sanığın, daha önceden de kendisinden ayrılan katılan ...'ın kendisinden ayrılmasını engellemek ve beraber yaşamaya zorlamak amacıyla, katılanın ilk ifadesinde belirttiği şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve zorla senet imzalatma eylemlerini gerçekleştirdiği ve bu şekilde atılı suçların sübuta erdiği değerlendirilmiş, ilk derece mahkemesince çelişki olarak nitelendirilen hususlardan, beyana ilişkin olan çelişkilerin esasa etkili görülmediği, çek koçanıyla ilgili çelişkinin ise çek koçanının sonradan sanık tarafından temin edilip yerel mahkemeye sunulmuş olması nedeniyle olayın esasını etkileyebilecek delil niteliğinde olmadığının değerlendirildiği, sanığın suçları inkara yönelik savunmaları açısından yapılan değerlendirmede, sözkonusu savunmalarının oluşa ve hayatan olağan akışına, emniyet tarafından tutulan tutanaklara ve sanığın olaydan hemen sonrası verdiği ilk ifadesine göre suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olarak değerlendirilerek, sanık lehine beyanda bulunan tanıkların beyanlarının doğrudan olayın oluşuna yönelik olmaması nedeniyle esasa etkili bulunmadığı kabul edilmiştir.

C. Dairemizin Kabulü

Katılan hakkında olaydan hemen sonra alınan adli muayene raporunda katılanın her iki kol bileğinde plastik kelepçe takıldığı iddiasını doğrular mahiyette kızarıklık ve hassasiyet tespit edilmesi, senetlerin miktar yazılmadan boş olarak imzalatılmış olmaları, katılana ait cep telefonunun sanık yakalandığında sanığın cebinden çıkartarak kolluğa teslim etmesi, kolluk görevlilerinin ihbar üzerine eve gelip kapı zilini çaldıklarında kapıyı açan sanığın evde başkasının bulunmadığını beyan ettiğine dair tutanak içeriği, katılanın kendi evine ait anahtarların sanığın evinde yapılan aramada mutfakta bulunmuş olması ve sanığın 300.000,00 TL tutarındaki nakit parayı evde bırakıp ...'a gittiğine yönelik beyanının hayatın olağan akışına aykırı olması hususları bir arada değerlendirildiğinde Bölge Adliye Mahkemesinin olayın oluşuna ilişkin kabulü yerinde görülmüştür.

IV. GEREKÇE

A. Tebliğnamenin Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İsteminin Reddine Dair Görüşü Yönünden

Anayasamızın Kanun Önünde Eşitlik başlıklı 10/2 3 maddesinde; "Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz" hükmüne yer verilmiş yine 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/d maddesinde yer alan şiddet tanımında ise; "Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı" ifade ettiğini, aynı Kanun’un 20.maddesinin 2.fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir" hükmüne yer verilmiştir.

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan mağdurun 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu husustaki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılan Kurum Vekili ve Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden

Sanık hakkında kurulan hükümde; katılan ... tanık beyanları, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar ile Bölge Adliye mahkemesince gösterilen gerekçeye göre, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden usul ve kanuna uygun olduğu kabul edilen hükümde diğer temyiz sebepleri yönünden, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Ancak;

  1. Sanığın yağma eylemini 20:30 ila 04.00 arasındaki zaman diliminde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, suçun geve vakti gerçekleştirildiğinin kabulü ile sanık hakkında belirlenen temel cezadan 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin (h) bendi uyarınca uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

  2. Sanık yakalandığında katılana zorla imzalattığı 5 adet senedi aracının torpido gözünden çıkartarak kolluk görevlilerine rızaen teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; katılana, soruşturma evresindeki kısmi iade nedeniyle sanık hakkında bu suçtan 5237 sayılı Kanun'un 168/1 inci maddesinin uygulanmasına muvafakat edip etmediği sorularak 5237 sayılı Kanun'un 168/1 3 üncü maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama olanağının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, katılan kurum vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.12.2017 tarihli ve 2017/1322 Esas, 2017/2202 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Zile Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

28.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmakararhukukîtemyizincelenensüreçv.olgularkararınsebeplerigerekçebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim