Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/19999
2023/15779
26 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/355 E., 2019/612 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma, kasten yaralama
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Ret
İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2021/25379 Esas,
2023/13448 Karar sayılı ilamı
İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2021/25379 Esas, 2023/13448 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.11.2023 tarihli ve 6 2019/46504 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17/10/2023 gün ve 2021/25379 Esas, 2023/13448 Karar sayılı sanık ... hakkında yağma ve sanıklar ... ve ... hakkındaki yaralama suçuna ilişkin "Bozma" kararının kaldırılması, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07/03/2019 gün ve 2019/355 Esas, 2019/612 karar sayılı kararının sanık ... hakkında yağma ve sanıklar ... ve ... hakkındaki yaralama suçuna ilişkin temyiz istemlerinin CMK'nun 286/2 a maddesi uyarınca "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın kesin olduğundan bahisle reddine karar verilmesi" gerekçesi ile itiraz edildiği anlaşılmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanık ... hakkında nitelikli yağma ve nitelikli kasten yaralama, sanık ... hakkında ise nitelikli kasten yaralama suçları yönünden; Bölge Adliye Mahkemesinin kabulüne göre; mahkûmiyete konu nitelikli yağma suçunun icrası sırasında işlenen nitelikli kasten yaralama suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ayrıca düzenlendiği, bu itibarla mahkemece işlendiği kabul edilen yağma suçundan bağımsız bir suç teşkil ettiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı usul ve yasaya uygun olduğundan Dairemizce itirazın kabulüne karar vermek gerekmekle;
5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık ... müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,
26.12.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.05.1983 günlü ve 65/119 Esas karar, 02.05.1994 günlü ve 97 126 Esas karar sayılı ve CGK 2011/370 E., 2011/302 K. sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirlemek için hüküm tarihindeki yasal düzenlemelerin dikkate alınması gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/15 509 E. 2014/170 K. sayılı ilâmlarında ve yine CGK 27.12.2011 tarihli ve 370 E. 302 K., ve yine CGK 06.12.2011 tarihli ve 185 E. 249 K. sayılı kararları başta olmak üzere pekçok kararında dagösterildiği üzere; miktar itibarıyla kesin nitelikteki hükümlerin, kesinlik sınırını aşar nitelikle yaptırım öngörmesi halinde suç vasfına yönelik temyiz üzerine, temyiz incelemesine konu olabileceklerine işaret edilmiştir.
Kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde temyiz edilebilirlik niteliği kazanacaktır.( CGK 2011/370 E., 2011/302 K.)
1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 315. maddesinde, temyiz talebinin kabule değer olup olmadığı ön incelemesinin ilk derece mahkemesince yapılması öngörüldüğü halde, 317. madde ile aynı incelemenin Yargıtay'ca da yapılması hüküm altına alınmıştır.
Buna göre temyiz başvurusunda bulunulması halinde hükmü veren mahkemece öncelikle temyiz başvurusunun kabul edilebilir olup olmadığı araştırılacak, bu bağlamda da temyiz talebinin süresinde yapılıp yapılmadığı, kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığı ve başvuruda bulunanın hükmü temyiz etmeye hak ve yetkisinin bulunup bulunmadığı incelenecektir.
Mahkemece temyiz isteğinin kabul edilebilir bulunması halinde herhangi bir karar verilmeden aynı kanunun 316. maddesi uyarınca tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra dosya temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir.
Temyiz başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapılması ya da kararın temyiz edilebilir nitelikte bulunmaması veya başvuruda bulunanın temyiz etme hak ve yetkisinin olmaması halinde ise ilgili Dairece temyiz talebi 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca reddedilecek, temyiz talebinin reddi nedenlerinin bulunmaması durumunda da esas yönünden temyiz incelemesi yapılacaktır.
Dosyanın, hükmü temyiz olunan mahkemece verilen temyiz isteminin reddi kararına karşı yapılan başvuru üzerine yollanması halinde de Yargıtay tarafından; ret kararı usul ve kanuna uygun bulunursa temyizin reddi kararının onanmasına karar verilip dosya mahkemesine geri gönderilecek, ret kararının usul ve kanuna aykırı olduğu tespit edilirse, bu karar kaldırılıp hüküm esastan incelenecektir. Diğer bir anlatımla, temyiz başvurusunun kabul edilebilirliği belirlendikten sonra Yargıtayca yapılacak inceleme ilk derece mahkemesince verilen hükmün esasına yönelik olacaktır. Dolayısıyla, hükmedilen sonuç adli para cezasının miktarı itibarıyla kesin nitelikte bulunan yerel mahkeme hükmüne karşı suç vasfına yönelik olarak yapılan temyiz talebinin Yargıtay ilgili Dairesince kabul edilerek, hükmün temyizen incelenebilir olduğunun belirlenmesinden sonra, hükmün esası incelenerek bir karar verilecek, temyizen incelenebilir olduğu kabul edildikten sonra artık hükmün kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca reddine karar verilemeyecektir.
Bütün bu aşamalar geçildikten sonra ise;
Hükmün temyizen incelenmesine geçildikten sonra usul ve kanuna uygun bulunması halinde onanması, hukuka aykırılık belirlenmesi halinde bozulması ya da 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinde yazılı şartların bulunması durumunda ise düzeltilerek onanması, başka bir anlatımla esasa ilişkin bir karar verilmesi gerekir.
Yargıtay Yerleşik Uygulamaları dikkate alındığında bir hüküm kesin bile olsa eğer suçun vasıf ve niteliğiyle temyiz içeriği gerektiriyorsa (kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermesi ya da isnat edilen eylemin başka bir suça dönüşmesi olasılığının bulunması halinde) kesin nitelikteki kararlar kaldırılıp esastan inceleme yapılabileceği duraksamasız kabul edilmektedir.
Hal böyle olunca yani kesin hükmün bile rahatlıkla kaldırılıp incelenebileceğinin kabul edildiği ortamda kesin nitelikte olmayan hatta bir hüküm bile sayılmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kaldırılamayacağının kabul edilmesi söz konusu olmayacaktır.
Mahkemeler tarafından zaman zaman bileşik suç olan yağma bileşenlerine bölünmekte hukuken mümkün olmamasına rağmen bileşenlerine ayrılmakta cebir veya tehditten (TCK 149/2. Maddesinde belirtilen istisna haricinde) ayrıca ceza verilmekte veya HAGB uygulaması yapılmaktadır. Verilen bu kararların çoğu da kesin nitelikte olmaktadır.
Yani tek bir yağma suçu hukuken mümkün olmamasına rağmen hem yağma hem de bileşenleri olan cebir veya tehdit suçundan ayrı ayrı hüküm kurulmasına neden olmaktadır. Bu da sanıkların mağduriyetine neden olmakta aynı suçtan fiilen mükerrer cezalandırılmasına neden olmaktadır.
Bu nedenlerle Dairemiz sadece yağma suçundan hüküm kurmak gerekirken yağma suçunun unsuru olan ve yağma suçunun içinde değerlendirilmesi gerekip ayrıca hüküm kurulmaması gereken ancak mahkeme tarafından bölünerek ceza miktarı itibariyle kesin hüküm niteliğinde verilen veya HAGB uygulanan durumlar getirtilmektedir. Ve sanığın aleyhine durum yaratmaması için her iki kararlar da kaldırılarak birlikte değerlendirme yapmaktadır. Her ne kadar her birinin kanun yolu farklı olduğu düşünülebilir ise de olağan kanun yolu ile denetleme imkanı varken olağanüstü kanun yollarına başvurulamayacağı o durumun yargılamanın uzaması ve ek masraflara neden olabileceği ve anayasanın ilgili hükümlerine de aykırılık oluşturabileceği düşüncesiyle CGK'nın emsal kararları da baz alınarak birlikte değerlendirme yapılmaktadır. Bu durum hem usul ekonomisine hem mükerrer yargılama ve cezalandırma yapma yasağına uygunluk arz etmektedir. Söz konusu uygulama Yargıtay CGK'nın yerleşik içtihatlarıyla da uyum içerisindedir.
-
C.D.’nin 03.07.2019 günlü, 1381 11817 Esas ve sayılı kararı; “...5237 sayılı TCK’nın 86, 106/1. ve 116/1. maddelerinde düzenlenen müessir fiil, tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları suça sürüklenen çocuğun işlediği sabit görülen yağma suçunun unsuru ve nitelik hali olduğundan, eylemin parçalanmayacağı ve aynı eylemin bir kısmı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması diğer kısmı için mahkumiyet kararı verilemeyeceği görülerek; sanık hakkında TCK’nın 86, 106. ve 116. maddelerine ilişkin verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kaldırılarak yapılan incelemede...”
-
C.D.'nin 2022/3894 E., 2023/ 9023 K.;”... Gerçek içtimanın istisnalarından biri olan bileşik suçta; suçun alt bileşenlerinin hatalı bir biçimde ayrı ayrı değerlendirilip bileşen suçlardan herhangi birisi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde, bu karar itirazı kabildir, düşüncesiyle temyiz denetimi dışında bırakılmamalıdır. Nitekim Dairemiz, yağma suçunda tehdit, yaralama ve/veya konut dokunulmazlığını bozma suçları ile hırsızlık suçu birlikte yağma suçunu oluşturduğu hâlde yanlış nitelendirmeyle, hırsızlıktan temyizi kâbil bir mahkûmiyet hükmü kurup, diğer suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kaldırmak suretiyle fiilin bütünü ve bunlarla ilgili olarak verilen bütün hükümleri kapsar biçimde temyiz incelemesi yapmaktadır. ((Örn; Y. 13. CD’nin 03.07.2019 günlü, 1381 11817 esas ve sayılı kararında olduğu gibi ...)
Bu nedenle somut olayda; silahla tehdit suçunun yağma suçunun unsuru olması nedeniyle sanık hakkında ... 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2019/276 Esas 2021/195 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/2 a maddeleri uyarınca silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının KALDIRILMASINA...”
Aynı yönde 13. CD 2019/9193 E., 2020/629 K.; 13. CD 2019/11827 E., 2020/2726 K.; 6. CD 2021/3635 E., 2022/131 K.; 6. CD 2021/14360 E., 2022/9030 K., 6. CD 2022/3894 E., 2023/9023 K., 6. CD 2023/15866 E., 2023/10433 K.; 6. CD 2023/19490 E., 2023/14357 K.
Somut olaya gelecek olursak;
Bozma kararımızda mahkeme tarafından verilen kesin nitelikte kararda hem temel ceza itibariyle kesinlik sınırının üstünde bir ceza düzenlenmiş hemde suçun vasfının değişme ihtimali mevcuttur. Dolaysıyla mahkemenin vermiş olduğu kararının kaldırılıp birlikte incelenmesi uygundur. Buna rağmen yapılan itirazın kabulü yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Yağma Suçunun unsuru olup olmadığı birlikte değerlendirilmesi gerekirdi bunedenle itirazın reddi ile dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi görüşündeyim. İtiraz reddedilmeli idi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:33:39