Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/15328
2023/15492
21 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2021/50 E., 2022/331 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red, onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında hakaret suçuna yönelik temyiz kanun yolu talebinde bulunulmadığından bahsedilen hükmün inceleme dışı bırakılması suretiyle sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçlarına yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) anlaşılmıştır.
Somut olayımızda, sanıklar Şenay, Songül ve Nejla’nın, katılan ...’nın evine gidip, katılanın çocuklarını başka bir odaya gönderdikten sonra katılanı koltuğa oturtup, 2 adet cep telefonu zorla aldıkları, daha sonra sanıkların katılanın saçlarını makasla kesip, kafasına yanlarında getirdikleri silahın kabzasıyla vurarak, darp edip, “bizim erkek arkadaşlarımızla yattığını itiraf et” diyerek görüntüleri kameraya çektikleri, bir süre sonra katılanın çocuklarının sanıklara müdahale etmeleri üzerine sanıkların “bu olanları birine anlatırsan seni beter yaparız” diyerek katılana ait cep telefonlarını da alarak ayrıldıkları iddia olunmuş ise de özellikle sanıklar ile katılan aralarında evvelce husumet bulunuyor olması, yağmalandığı iddia edilen telefonlardan birinin, alındıktan sonra sanıkların dönüş güzergahının taban tabana zıt yönler olduğu anlaşılan yerde bulunuş olması, diğer telefonun ise hiç ele geçirilememiş olması karşısında, katılana ait doktor raporu, kamera kaydı ve dosyada mevcut diğer tüm deliller içeriğinden sanıkların katılana yönelik iştirak halinde kasten yaralama, tehdit ve konut dokunulmazlığının ihlali eylemlerini gerçekleştirdikleri buna karşılık yağma eylemine konu telefonların sanıklarca alındığına dair her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Dairemiz uygulamalarında ise "faydalanma kastının" aranması gerektiğinin çok açık olarak gösterildiği, ayrıca birçok kararlarında bahse konu faydalanma kastının son derece dar yorumlandığı, "mal edinme" veya "sahiplenme yani "kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış onun haricindeki saikleri "faydalanma olarak" kabul edilmediği anlaşılmıştır. (Faydalanma kastının varlığının zorunluluğuna ilişkin örnek kararlar için bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2013 gün 2012/6 1290E. 2013/35K. Yargıtay 6.C.D. 2005/10644E. 2005/9164K. Yargıtay 6.C.D. 2015/8292E. 2017/4019K. sayılı ilamları)
Bu bakımdan somut olayımızın incelenmesine gelince; sanıklarca suça konu telefonların alındığının kabulü halinde dahi faydalanma amacı taşımadığı böylelikle de yağma suçunun oluşamayacağı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; sanıklar hakkında kasten yaralama, tehdit ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkûmiyet kararı verilmesi yerine suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yağma suçundan mahkûmiyet kararları verilmiş olması,
Katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiğinin anlaşılması karşısında katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
21.12.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:35:26