Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3662

Karar No

2023/15227

Karar Tarihi

13 Aralık 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/613 E. 2016/317 K.

SUÇLAR: Tehdit, kasten yaralama, hakaret

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet,beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, onama

1.Katılan Sanık ... Hakkında Hakaret Ve Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesinde;

Hükmolunan cezaların türü ve miktarına göre. 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükümlerin temyizi olanaklı bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Yasa'nın 317. maddesi gereğince katılan sanık vekilinin temyiz talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.

2.Katılan Sanık Sebahattin Ayaz Hakkında Tehdit Ve Hakaret, Katılan Sanık ... Hakkında İse Tehdit Suçlarından Kurulan Hükümlerin İse;

Karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesi ile katılan sanık ... hakkında tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi (2 kez) hakaret suçundan 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası, kasten yaralama suçundan ise 86 ncı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, katılan sanık Sebahattin Ayaz hakkında yine hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası, tehdit suçundan 106 ncı maddesinin birinci fıkrası birinci cümlesi uyarınca cezalandırılmalarına ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi istemi ile kamu davası açılmıştır.

2.... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararı ile katılan sanık ... hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası, 29 uncu madde, 62 nci madde ve 50 nci madde gereğince 2.000,00 TL ve 1.500,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hakaret suçundan 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 29 uncu madde, 62 nci madde ve 52 nci madde gereğince 580,00 TL doğrudan adli para cezasıyla cezalandırılmasına, kasten yaralama suçundan 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu madde, 62 nci madde ve 52 nci madde gereğince 1.000,00 TL doğrudan adli para cezasıyla cezalandırılmasına, katılan sanık Sebahattin Ayaz hakkında açılan davalardan ise beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan Sanık ... Vekilinin Temyiz Sebepleri

Katılan sanığın beraatine karar verilmesi, diğer katılan sanık Sebahattin'in ise mahkûmiyetlerine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu.

III. OLAY VE OLGULAR

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Katılan sanık ... ile katılan ...'nın önceden evli oldukları suç tarihinden önce boşandıkları ortak çocuklarının velayetinin katılana verildiği suç tarihinde katılan sanık ...'ın annesinin yolda torununu görüp sevmek istediği ancak katılanın buna engel olduğu bu durumun katılan sanık ... tarafından öğrenilmesi üzerine katılan sanığın diğer katılan sanık Sebahattin ve katılanın bulunduğu yere gittiği, katılan sanık Sebahattin'e sinkaflı küfürler ettiği ardından yumruk ve tekme ile katılan sanığı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı, araya girenlerin tarafları ayırdıkları ardından katılan sanık ...'ın katılan sanık Sebahattin'e "seni bu şehirde yaşatmayacağım, dünyayı dar edeceğim" dediği sonrasında katılana dönerek "sana dar edeceğim bu dünyayı sen bittin" dediği benimsenmiş, katılan sanık Sebahattin hakkında hakaret ve tehdit suçlarından dava açılmış ise de mahkûmiyetlerini gerektirir delil bulunmadığı kabul edilmiştir.

2.Katılan, katılan sanıklar ve tanıklara ait beyanlar ile adli raporlar dosya içerisinde mevcuttur.

IV. GEREKÇE

1.Katılan Sanık Sebahattin Ayaz Hakkında Tehdit Ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesine Gelince;

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.

Birinci görüşe göre; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasında yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “Kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; dava zaman aşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir.

İkinci görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zaman aşımından düşürülmesi gerekir. İkinci görüş doktrin tarafından ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Örneğin; Prof. Dr. C. Şahin de bu konuda, Adalet Dergisi (Yıl:2013, Sayı:45, Shf.:224/239)'nde yayımlanan “Dava Zamanaşımı Sanığın Aklanmasına Engel Olabilir mi?” başlıklı makalesinde; “...Fıkrada geçen “Derhal” sözcüğü ile, henüz yargılamanın başında olma değil, “Dosyanın mevcut durumu” ifade edilmektedir. Yani, yargılamanın geldiği aşama itibariyle dosyadaki mevcut delillere göre, “Herhangi, başka, yeni bir araştırmaya gerek olmaksızın” beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zaman aşımı nedeniyle daha aleyhine olan düşme kararı verilmesi yasaklanmaktadır. İlgili hükmün (5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası) burada yapılmamasını istediği şey delil takdiri değil, yeni delil araştırmasıdır. İlave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebilecekse, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil, dosyanın mevcut durumu itibariyle beraat kararı vermek gerekmektedir.” diyerek ikinci görüşü benimsediğini açıkça ortaya koymuştur.

Biz de bu ve aşağıda açıklayacağımız diğer gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “Davanın esasına girmeden”, “Delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “Fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.

Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet savcısı, kolluk amiri (Örneğin; 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesi hükmü uyarınca yapılan aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (5271 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “Herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.

Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.

Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.

Kanaatimizce, “Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36 ve 38 inci maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan "Lekelenmeme hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “Yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “İlâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1 Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3 Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5 Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır. Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.

5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zaman aşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zaman aşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, diye davayı düşüremeyiz, yâni sanığı lekenmiş durumda bırakamayız.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; katılan sanığa yüklenen tehdit ve hakaret suçları yönünden, savunmalarının alındığı tarihinden inceleme gününe kadar 8 yıllık olağan zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmış ise de; hükmü bozup dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasının âmir hükmü uyarınca, katılan sanık hakkında suça konu olay ile ilgili sanığın üzerlerine atılı suçu kabul etmediği ve katılan sanık beyanı haricinde de delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre beraat kararlarının onanması gerekmiş, yerel mahkemece sanığın beraatine dair kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Katılan Sanık ... Hakkında Tehdit Suçlarından Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde

02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Yasa'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen katılan ... ve Sebahattin Ayaz'a karşı 5237 sayılı Yasa'nın 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmış olmakla, 5237 sayılı Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri gereğince öncelikle uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

B.Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik 5271 sayılı Yasa'nın 251. maddesinde basit yargılama usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, aynı sayılı Yasa'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "hükme bağlanmış" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Yasa'nın 251/1. maddesi kapsamına giren sadece katılan ...'a karşı tehdit suçu yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı Yasa'nın 7 ve 5271 sayılı Yasa'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Katılan Sanık ... Hakkında Hakaret Ve Kasten Yaralama Suçlarından Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde

Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragraf altında açıklanan nedenle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararıyla ilgili hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre 1412 sayılı CMUK'un 5219 sayılı Yasa ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince katılan sanık vekilinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,

B. Katılan Sanık Sebahattin Ayaz Hakkında Tehdit Ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (1) numaralı paragraf altında açıklanan nedenle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararına yönelik katılan sanık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan sanık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

C.Katılan Sanık ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragraf altında açıklanan nedenle ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/613 Esas, 2016/317 Karar sayılı kararına yönelik katılan sanık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

13.12.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tehditkararhukukîtemyizyaralamasüreçv.olgularonanmasınagerekçesebeplerireddinebozulmasınakastenhakaret

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:42:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim