Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/19491

Karar No

2023/14675

Karar Tarihi

27 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2020/115 E., 2022/404 K.

SUÇ: Birden fazla kişi tarafından birlikte yağma

HÜKÜM: Mahkûmiyet

İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Ret

İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli

2022/14086 Esas, 2023/12457 Karar

İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli ve 2022/14086 Esas, 2023/12457 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.10.2023 tarihli ve KD 6 2022/117838 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ NEDENLERİ

"... Uyuşmazlık, bozma hükmü sirayet ettirilen sanık ...'nın temyiz hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Bilindiği gibi, çok sanıklı dosyalarda, sanıkların her biri birbirlerinden bağımsız olarak kanun yoluna başvurma hakkına sahiptir. Kural olarak sanıklardan birinin verilen karara karşı yaptığı kanun yolu başvurusu, diğer sanıklar hakkında verilen hükümleri kapsamaz. Kanun yoluna başvurulmayan diğer sanıklar hakkında verilen hüküm, kanun yoluna başvurma için öngörülen sürenin sonunda kesinleşir. Bu durum, “davasız yargılama olmaz” ilkesinin bir sonucudur. Ancak temyiz kanun yolu bakımından, gerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü

Kanununda gerekse 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda, ilgili hükümlerdeki koşullar oluştuğu takdirde, temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmaları kabul edilmiştir. Buna; “bozmanın sirayeti”, “bozma kararının genişleme etkisi” ya da “teşmili (yayılma) etkisi” denilmektedir.

1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca, karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken “Hükmün bozulmasının diğer maznunlara sirayeti” başlıklı 325. maddesi; “Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbikı kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler” şeklinde,

Benzer düzenlemeyi içeren 5271 sayılı CMK'nın “Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi” başlıklı 306. maddesi ise; “Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar” biçiminde düzenlenmiş olup, hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi reddedilenlerin, temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini gidermek amacı ile yasaya konmuştur. Bu suretle temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz etmeyenlerin de istifadesi sağlanmış olacaktır. Bozmanın sirayetinde yerel mahkeme hükmü, temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamakta, anılan maddeler uyarınca sanık, bozma kararının sonucundan yararlandırılmaktadır.

Hükmü temyiz etmeyen ya da temyiz istemi reddedilen sanık, bozma kararının sonucundan yararlanacağı için, öncelikle bozmaya uyulması ve cezanın uygulanmasında temyiz eden sanık lehine yeni bir karar verilmesi zorunludur. Lehe bozma bu takdirde, hükmü temyiz etmeyen sanığa sirayet ettirilecektir. Bunun sonucu olarak önceki kararda direnilmesi halinde, sirayetten söz edilemeyecektir. Aksi takdirde temyiz davası açan sanık için kabul edilmeyen bir bozma nedeninin, kanun yoluna başvurmayan sanık lehine kabulü gibi bir sonuca ulaşılacaktır. Bu sonuç ise, temyiz edenin aleyhine, temyiz etmeyenin lehine olup çelişkili bir uygulamaya neden olacağından sirayet müessesesinin amacına aykırıdır.

Uygulamada, Ceza Genel Kurulunun 12.07.1948 gün 163 121, 07.12.1987 gün 322 588 sayılı ve Özel Dairelerin yerleşmiş kararları ile, önceki hükmü temyiz etmeyen veya temyiz istemi reddedilen, ancak lehe bozmadan 1412 sayılı CMUK'nın 325. maddesi uyarınca faydalanan sanığın, bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Öğretide de; “Temyiz etmişcesine faydalanma kabul edilmesi, bu kimselerin bozmadan sonra verilecek yeni son kararları da temyiz edebilmelerinin kabul olunması demek değildir.” (Nurullah Kunter Feridun Yenisey Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Onsekizinci Bası, s. 1771) denilmek suretiyle uygulamadaki bu görüş benimsenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/82 Esas, 2012/103 Karar sayılı kararıyla, TCK'nın 149/1 c f g, 43/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık ... hakkındaki hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bozma sonrası yapılan yargılamada inceleme dışı diğer sanıkların temyiz talebi üzerine yağma suçundan bu sanıklar haklarındaki hükümlerin lehe bozulmasının sanık ...'ya sirayet ettirilmesinin ardından, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde; ... Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2020/115 Esas, 2022/404 Karar sayılı kararı ile sanık ve diğer sanıkların yağma suçundan cezalandırılmalarına yönelik kararın sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla; sirayet kurumunun, koşulları oluştuğu takdirde, hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmalarının sağlanması suretiyle, bu kişilerin temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini giderme amacını taşıması ve bozmanın sirayetinde, yerel mahkemenin ilk hükmünü temyiz etmeyen sanık ... yönünden bozulmayıp, sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılması karşısında; ilk hükmü temyiz etmeyen sanığın yalnızca inceleme dışı sanıklar haklarındaki lehe bozmanın sonucundan yararlanması nedeniyle, yerel mahkemece kurulan sonraki hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığının kabulü gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31.01.2017 gün ve 2016/13 982 Esas, 2017/29 Karar; 21.05.2019 gün ve 171 453 Esas Karar ve 23.11.2021 gün ve 2021/251 Esas, 2021/582 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir..." belirtilerek Yüksek Daire kararına karşı sanık ... aleyhine 5271 sayılı Kanunun 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur

II. GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2022 tarihli, 2022/6 424 Esas, 2022/798 Karar sayılı kararı da gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın İTİRAZININ KABULÜNE,

5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 18.09.2023 tarihli ve 2022/14086 Esas, 2023/12457 Karar sayılı onama ilamının ... yönünden KALDIRILMASINA,

Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükmün İncelenmesine Gelince;

1412 sayılı Ceza Muhakeme Usul Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 5320 sayılı kanunun 8 nci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 325 inci maddesi uyarınca hükmü temyiz etmeyenlerin veya temyiz istemi red edilenlerin, daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini giderme amacı ile kanuna konulmuştur, benzer düzenleme 5271 sayılı Kanun'un 306 ncı maddesinde de yer almıştır. Bozmanın sirayetinden yerel mahkeme hükmü temyiz etmeyen sanık yönünden bozulmamaktadır, sadece anılan madde uyarınca sanık bozma kararının sonucundan yararlanmaktadır. Bu itibarla; sanık ...'nın önceki hükmü temyiz etmediği, diğer sanık yararına yapılan bozmadan, 1412 sayılı Kanun'un 325. maddesi uyarınca yararlandığı, bu nedenle bozmadan sonra yeniden kurulan hükmü temyize yetkisi bulunmadığından temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8 inci maddesinin yollamasıyla 1412 sayılı Kanun'un 317 maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,

27.11.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Adil yargılanma hakkının en önemli başlıklarından birini oluşturan savunma hakkı, temel bir insanlık hakkı olarak İHAS 6. ve 2709 sayılı Anayasa’mızın 36. maddeleriyle 5271 sayılı CMK’nın çeşitli hükümlerinde güvence altına alınmıştır.

Kanun yoluna başvurma hakkı da, savunma hakkının en önemli bölümlerinden birini oluşturmaktadır.

Kanun yoluna başvurma hakkı, aynı zamanda hak arama özgürlüğü ile erişim hakkının da önemli alt başlıklarından birisidir.

Öte yandan; 7 No.'lu Ek Protokolün “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı” başlıklı 2. maddesi uyarınca; kural olarak herkes aleyhine verilen mahkûmiyet hükmünü yüksek bir mahkemede yeniden inceletebilme hakkına sahiptir.

CMK'nın 267. maddesi uyarınca, hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir.

Aynı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca, (Suçluların iadesi ile 5320 sayılı CMK'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinde belirtilen istisnalar dışında) ilk derece mahkemesinden verilen bütün nihai kararlar yâni hükümler, kural olarak istinaf kanunyolu denetimine tâbidir.(CMK’nın 272/3. maddesinde belirtilen istisna kapsamında kalan hükümler ise; kesindir.)

CMK’nın 286/1. maddesi uyarınca, istinaf mahkemesinin verdiği bozma dışındaki kararlar ile aynı maddenin 2. ve 3. fıkrası kapsamında belirtilen istisnalar dışındaki bütün istinaf mahkemesi kararları temyiz kanun yolu denetimine tabidirler. CMK’nın 306. (1412 sayılı CMUK’nun 325) maddesi uyarınca, hüküm sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2019 ve 171 453 sayılı kararında da belirtildiği üzere; önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sirayet üzerine verilen kararı temyiz edilemeyeceği görüşündedir.

Yukarıda açıklanan gerekçeler ile Any. m. 36, AİHS m. 6, (7) No.’lu Ek Protokol m. 2/1, 5320 SK m. 8/1 ve 5271 sayılı CMK’nın m. 306, 260 ve devamı hükümleri uyarınca önceki hükmü temyiz etmeyen sanığın sonradan verilen hükmü temyiz edebileceğini kabul etmektedir.

Nihayet Anayasa’mız ve AİHS hükümlerine göre hak ve özgürlükler asıl, kısıtlamalar ise istisnadır. Sınırlama ve kısıtlamalar ise; belli koşularda ve ancak kanunla yapılabilir. Hak arama özgürlüğü ve erişim hakkı kapsamında olduğu tartışmasız olan kanun yoluna başvurma hakkının içtihat yoluyla daraltılması, somut olayda olduğu gibi temyiz hakkının kullanılmasının engellenmesi, 5271 sayılı CMK’nın 289 (1) h maddesi bağlamında hukuka kesin aykırılık hâlidir.

Bu itibarla önceki hükmü temyiz etmeyen hükümlü ...'nın bozma sonrası kararı temyiz edebileceği ve bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmesi gerekirken itirazı kabul eden çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmakararfazlabirliktekaldırılmasınamuhalefetşerhiitirazınınnedenleriitirazgerekçemahkûmiyetreddinekabulünekişibirdentarafından

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:54:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim