Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1708
2023/13958
1 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/599 E., 2019/1072 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma, nitelikli yağmaya teşebbüs
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması, bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
- ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli ve 2017/142 Esas, 2018/585 Karar sayılı kararı ile sanıkların katılan ...'e yönelik nitelikli yağma eylemi nedeniyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1 c, 53, 54 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık ... hakkında tekerrür hükümlerin uygulanmasına,
Mağdur sanık ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs eylemi nedeniyle; sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 149/1 a c, 35, 53, 54 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 6 ay hapis cezası, sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Mağdur sanık ...'nun katılan ...'e yönelik nitelikli yağma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada 5271 sayılı Kanun'un 223/2 e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir .
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/599 Esas, 2019/1072 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği
-
Mağdur sanık ... ile ailevi sebepten tartıştıklarına,
-
Görgüye dayalı teşhis olmadan karar verildiğine,
-
Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İsteği
-
Etkin pişmanlık hükümlerinin sorulmadığına,
-
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
-
Katılan ...'in Temyiz İsteği
-
...'a verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Mağdur sanıklardan ...'nun mağdur sanık ...'ın gelini olduğu, sanık ...'in ise mağdur sanık ...'ın yeğeni olduğu, sanık ...'nin polis olduğu ve sanık ...'in arkadaşı olduğu, mağdur sanık ...'ın eşi ile sorunları olması sebebiyle katılan ...'in bu konularla ilgilendiğini yani muskacılık yaptığını duyması üzerine ...'in yanına gittiği ve eşi ile arasının düzelmesine yardımcı olmasını söylediği, bu işlemler için ...'in talebi üzerine ...'ın ...'e 6.000,00 TL para verdiği, sonradan ...'ın dolandırıldığını düşünerek bu paradan sanıklar ... ve ...'e bahsettiği, onların da bu parayı kendilerinin geri alabileceklerini söylediği, fakat ...'ın katılan ...'i şikâyet edeceğini söylemesi üzerine ...'in ...'tan aldığı parayı iade ettiği, ancak daha önce sanıklar ... ve ...'ye ... ile olan ilişkilerinden bahsetmiş olan ...'ın verdiği bilgiler doğrultusunda sanıklar ... ve ...'nin ... adına ...'ten para istemeye karar verdikleri ve ...'in ...'a ödeme yapmasından sonra ...'in yanına giderek alkollü oldukları bir şekilde ...'e ...'a muska yazdığını ancak faydasının olmadığını söyleyerek 1.200,00 TL parayı kendilerine vermelerini istedikleri, "parayı vermezsen ben ne yapacağımı bilirim" diyen sanık ...'in yanında sanık ...'nin de hazır bulunduğu, yine sanık ...'in ...'e "seni vururum, senin bu işyerini kapattırırım, seni buradan alıp götürürüm" şeklinde tehditde bulunduğu, sanık ...'nin de sanık ...'in yanında durarak ...'in göreceği şekilde eyleme katıldığı, böylece ...'in korkarak 1.200,00 TL parayı sanıklar ... ve ...'e vermek zorunda kaldığı, ilk ifadesinde korktuğu için böyle bir şey olmadığını söyleyen ...'in 23.01.2017 tarihinde Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde ve mahkemedeki ifadesinde olayı bu şekilde anlattığı, daha sonra sanıklar ... ve ...'in ...'ın, ...'ten kendilerine haber vermeden para aldığını öğrenmeleri üzerine ...'a telefon açan sanık ...'in ...'ten para alıp almadığını sorduğu, ...'ın sanık kendisinden daha öncede para istediği için yeniden para istemesin diye ...'ten para almadığını söylediği, ancak sonradan ...'ın sanık ...'e, ...'ten 4.000,00 TL aldığını söylemesi üzerine sanık ...'nin ...'a "gel de görüşelim" dediği, böylece ... ve ...'ın sanıklar ... ile ...'in isteği doğrultusunda onlarla buluşmak için D 100 karayolu üzerinde açık bir alanda sanıklar ile buluştukları, burada sanık ...'in, ...'ın yanına gelip kolundan tutarak "hani parayı almadım diyordun" diyerek arabanın arka koltuğuna soktuğu ve ...'tan "parayı niye kendilerine vermediklerini" söyledikleri, ...'ın paranın kendisine ait olduğunu söylemesi üzerine sanık ...'nin "biz olmasak o parayı alabilir miydin" dediği ve sanık ...'in ...'ın boynundan sıkarak, başına 2 3 kere vurduğu, sanık ...'nin de silahını çıkarttığı, sanık ...'in ...'ın çantasını almaya çalıştığı, ancak ...'in müdahale etmesi üzerine bıraktığı böylece sanıklar ... ve ...'in ...'tan zorla para almaya çalıştıkları ancak ...'ın direnmesi ve ...'in müdahalesi ile alamadan olay yerinden ayrıldıkları, alının doktor raporunda ...'ın beyanlarını doğrular şekilde kafasında darp izinin tespit edildiği ve yaralanmasının basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilecek ve kafasında kırık oluşacak şekilde olduğunun rapor edildiği, olayın bu şekilde kabul edildiği anlaşılmıştır.
-
Sanık ...; "Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmem, ben müştekiyi şu an huzurda gördüm, daha önceden tanımam, kendisi ile benim herhangi bir alış verişim olmadı, ben müşteki sanık ...'ı , sanık ... ve Sanık ...'i tanırım. İddianamede anlatılan olaylara ilişkin olarak benim herhangi bilgim yoktur, olaya adımın neden karıştığını bilemiyorum, suçusuzum," demiştir.
-
Sanık ...: "İddianamede adı geçen ...'i ismen tanıyorum, şahsen tanımıyorum, yine iddianamede adı geçen müşteki sanık ... ... benim üvey teyzem olur, teyzemin bana anlattığı kadarıyla olaya vakıfım, teyzem muska yazdırmak için ...'e gitmiş, ...'e muska yazdırmış ve akabinde bir miktar para vermiş, teyzem parasını geri istemiş ancak ... de parayı eksik vermiş, bu nedenle aralarında anlaşmazlık olmuş, olay karakola intikal etmiş, teyzem karakola kardeşim ... ile birlikte gitmiş, kardeşim bana karakolda olduklarını söyledi, ben de bunun üzerine teyzemi telefona istedim, teyzem bana olayı anlattı, ...'in numarasını teyzemden istedim, ...'i telefonla aradım, olayı ondan da öğrenmek istedim, ... de bana teyzemin şikayetini geri alması şartıyla parasını iade edeceğini söyledi, akabinde teyzem ... ... ve kardeşim ... ile birlikte Marangozlar Sanaayisindeki A 101 marketin önünde buluştuk, ben teyzeme hocaya gitmesi sebebiyle kızdım, "senin hocayla ne işin olur " dedim, teyzem de bana sert çıkıştı, bana "sen karışma" dedi, o sırada oradan geçen ... ve ... durdular, bana "bayanla tartışmayın" diye söylediler, akabinde teyzem ... ... aracına binerek yanımızdan ayrıldı, olay bu şekilde meydana gelmiştir, ben suç kastıyla hareket etmedim, ben kesinlikle teyzemi darp etmedim, yağmaladım, suçsuzum," demiştir.
-
Mağdur sanık ...: "Ben olay nedeni ile kimseden şikayetçi ve davacı değilim, ben müştekiyi de bir arkadaşım vasıtasıyla tanıdım, o dönem de benim eşimle sorunlarım vardı, müşteki eşimi yanına getirebileceğinden bahsetti, bir şeyler yazacağını söyledi, bu nedenle 6000 TL kendisine para verdim, birkaç zaman sonra eşim yanıma gelmeyince ve müştekinin ikametinde uygunsuz şeyler gördüğüm için dolandırıcı olduğunu anladım. Müştekiden şikayetçi olmak için karakola gittim. Bu aşamada müşteki benim paramın tamamını bana iade etti, sanık ... benim yeğenim olur, ben parayı müştekiden aldıktan sonra, ... benden borç para istedi, param olmadığını söyledim. Sanık ... Polistir, ...'in de arkadaşıdır, ... benim müştekiden aldığım paradan bir şekilde öğrendiği için benim param yoktur şeklindeki beyanıma inanmadı, bu nedenle aramızda tartışma çıktı ve kavga oldu, benim sanıklar ... ve ...'i müştekiye yönelik paramı almaları için azmetirmem söz konusu olamaz, zaten ben paramı almıştım, diğer taraftan ... ile ...'nin benden zorla para almak gibi bir hareketleri olmadı, aramızda tartışma çıktığı doğrudur, ancak tartışma boyutunu geçecek şekilde bir eyleme dönüşmedi, ben daha sonra müştekinin aynı şekilde dolandırıldığı 3. Şahıslar tarafından tehdit edilmesi sonrası bizim bu olayımızın üzerine gelince zannediyorum bu olay bizim üzerimize kaldı, ben kesinilikle müştekiyi tehdit ederek para almaları hususunda kimseyi azmettirmedim, zaten parayı da almıştım," demiştir.
-
Katılan ...'in Mahkemede verdiği beyanında: "Ben sanık ...'tan şikayetçi ve davacıyım, diğer sanıklara ilişkin bir şikayetim yoktur, ben soruşturma aşamasında belirttiğim gibi fakir fukaraya dua okuyup, muska yazarım, ancak kendilerinden para talep etmem, hediye babında kabul ederim , ben huzurda bulunan sanık ...'e kesinlikle muska yazmadım. Buna rağmen ... birgün yanıma geldi, muskanın işe yaramadığını, vermiş olduğunu iddia ettiği parayı benden geri istedi, ben de kendisine 3970 TL parayı evimde verdim. Bu esnada yanımızda kimsye yoktu, ben sanık ...'e kesinlikle muska yazmadım. Yazmışsam da para almadım. Devamında ertesi gün beni aradı, benden almış olduğu paraların sahte olduğunu söyleyerek tekrar para istedi, ben de bunun üzerine karakola gidelim dedim, karakola gidip şikayet dilekçesi yazdım. Karakolun dışında ... ile karşılaştık, burada da yanımda bulunan arkadaşım ... işi uzatma parayı ver deyince ben Halit'ten parayı alıp , ... 'e 2500 TL yi verdim. Ben sanık ...'i tanımam, huzurda bulunan sanık ...'ı karakolda görmüştüm. İddiaanmede belirtilen şekilde benim evime gelen ... huzurda bulunan şahıs değildir, sanık ...'i görsem tanıyabilirim. Bu olaydan sonra evimin önüne iki şahıs geldi, benden silah tehditi ile para istediler. İsteyen şahıslardan birtanesi ... ... de oturduğunu bildiğim ...'dır, kapıma gelen şahıslardan diğer sanığın ... olup olmadığını bilmiyorum, ancak kendisini görsem bir fikir beyan edebilirim, davaya katılan olarak kabulüme karar verilmesini talep ederim." demiştir.
-
Dosya arasında mevcut olan 01.06.2015 tarihinde mağdur ...'ın kollukta verilen beyanında "Yukarıdaki bilgiler doğrudur ve bana aittir. Ben resmi olarak imamlık yapmadım. Fakat dışarıdan okuyarak hoca oldum, resmmi olmayan kurlarda görev aldım. Belediyede işçi olarak çalıştıklan sonra emekli oldum. Bana gelen insanlara muska ve okuma iİle yardımcı olmaya çalışırım, ben bunlar karşısında para almam ama insanlar bana gönlünden geçen parayı verirler, ben şu kadar verin demem. Hatırlamadığım bir tarihte ... isimli bayan benim ikametime gelerek benden eşi ile arası hozulduğu, eşi ile arasını düzeltmek istediğini söyledi, hende muska yazdını, karşılığında benim şuan hatırlamadığım bir miktar para verdi. 29,04.2016 günü ... benim evime gelerek vermiş olduğum muskanım işe yaramadığını toplamda bana toplam 3970 TL para verdiğini söyledi, benden bunu talep etti. Bende kendisini ve vermiş olduğu paranın miktarını hatırlamadığımı söyledim, vebal almamak için şahsa güvendim ve ... isimli bayana 3970 TL parayı verdim. Bir gün sonrada 2500 TI para daha verdim. Ben bu paraları ...'ya verdim. Benim hatırlamadığım bir gönde kullanmış olduğum ...0650 numaralı hattımı, son hanesi 88 ile biten bir erkek şahıs parayı ... e vermeden önce beni telefon ile aramıştı, Melahatin yigeni olduğu, eşi olmadığı için kendisi beni aradığı, Teyzesinin parasını vermemi istedi, ama beni tehdit etmedi, kötü bir söz söylemedi bende parasını vereceyemi söyledim. Parayı ... isimli bayana verdikten sonrada beni yine sonu 88 ile biten numara beni 30.04.2016 günü tam olarak saatini hatırlamadığım, öyleden sonra beni aradı, parayı verip vermediğimi sondu. bende verdiğimi söyledim. Ben ... ve ... isimli şahıslar ile yüzyüze gelmedim, bu şahıslar beni tehdit etmediler, bu şahıslara para vermedim. ... ile bu erkek şahıslar arasında geçen olaydan benim haberim yoktur. Benim bu konuda bildiklerim bunlardan ibarettir. Konu ile ilgili olarak belirttiğim numaram hakkında iletişim tespitine açık ... gösteriyorum." dedi.
-
... Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 16.01.2017 tarihli 135 sayılı raporunda; mağdur sanık ...'nun hayati tehlikesi olmadığı, BTM ile giderilebilir olduğu, kemik kırığı olduğu, yaralanmanın vücut fonksiyonlarını etkilemeyeceğini bildirir kati raporu belirtilmiştir.
-
06.02.2017 tarihli muhafaza altına alma tutanağında; sanık ...'ın bahsi geçen olayda kullanmış olduğu değerlendirilen MOD.92 FS,CAL 9 Parabellum Patendes ve Pietro Beretta Gardone ... ibaresi yazılı marka zati demirbaş tabancası bu tabancaya ait boş şarjör kendi rızası ile muhafaza altına alındığı belirtilmiştir.
-
01.05.2016 tarihli tutanakta; 30.04.2016 günü saat 13.30'da müracaatta bulunan mağdur sanık ...'nun kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret ve tehdit olayı ile ilgili olayda adı geçen sanık ... hakkında olayda bilgi sahibi olarak ifade veren ...'ın ifadesinde kendisine ait Alemdar Otomotiv isimli galeri dükkanında oturmakta iken iş yerine gelen sanıklar ... ve ...'ın oturduktan sonra polis memuru olarak bildiği sanık ...'ın iş yerinin önünde park halinde bulunan 54 .. ... plaka sayılı füme renk aracın içinde yattığını ve yaklaşık olarak 2 3 saat uyuduktan sonra saat 15.00 sıralarında iş yerinden Fıat Marea marka araca binerek ayrıldığını, iş yeri civarında yapılan kamera araştırmasında dükkanın önünü gören kamera tespit edilemediği belirtilmiştir.
-
...'nun kendi rızası ile dosyaya sunduğu Whatsapp mesajlaşma çıktıları da dosya arasında mevcutttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
- Sanık ... ve Müdafiinin ve ... Müdafiinin Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde;
Katılan ...'in soruşturma aşamasında mağdur sanık ...'e yönelik yağmaya teşebbüs olayı akabinde polis merkezinde verdiği ifadesinde sanıklara yönelik yağma suçundan bahsetmediği, sadece katılanın yeğeni olduğunu belirttiği bir şahsın kendisini arayarak para istediği ancak tehdit olayının olmadığını beyan ettiği görülmüş olup, olaydan epey süre sonra katılan ... ...'in 23.01.2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinde sanıkların kendisine yönelik yağma suçunu işlediklerini iddia ettiği görülmüş ise de katılanın mahkemede alınan beyanında da sanıklara yönelik kesin teşhisinin bulunmadığı olayla ilgili çelişkili ifadeleri olduğu anlaşıldığından sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.
- Katılan Vekilinin Mağdur Sanık ...'ya Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4 üncü maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2 nci maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11 inci maddesi) de nazara alınarak, somut olayda dosya arasında mevcut bilgi ve belgeler mağdur sanık ...'in ve sanıklar ... ve ...'in savunmaları, katılan ...'in olayın sıcağı sıcağına alınan beyanları dikkate alındığında katılan müdafiinin temyiz sebepleri yönünden sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Yasa'nın 223/2 e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Sanıklar ... ve ... Hakkında Mağdur Sanık Melahet Toplu'ya Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükmün Temyiz İncelemesinde;
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar suçlamaları kabul etmemiş iselerde mağdur sanık ... ve temyiz dışı ...'in aşamalardaki beyanları, bu beyanları destekler mahiyette mağdur sanık ...'ın alınan darp raporu, ...'ın sunduğu sanık ...'nin, mağdur ...'a göndermiş olduğu mesaj çıktıları dikkate alındığında mağdur sanık ...'in katılan ...'ten aldığı paranın kendilerine vermesini istedikleri ancak mağdur sanık ...'in direnmesi ve ...'in de müdahale etmesi üzerine eylemleri tamamlayamadıkları, nitelikli yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmış olup sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri yönünden hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
- Sanıklar ... ve ... Hakkında Mağdur Sanık ...'ya Yönelik Yağmaya Teşebbüs Suçundan Hükmolunan Mahkûmiyet Kararlarına Yönelik Temyiz İtirazlarının ve Mağdur Sanık ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Verilen Beraat Kararına Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (2) ve (3) nolu bentlerinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi 09.05.2019 tarihli ve 2019/599 Esas, 2019/1072 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafiinin, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re'sen incelenmesi gereken konular yönünden ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
- Sanık ... ve Müdafiinin ve ... Müdafiinin Katılan ...'e Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz İtirazlarının İncelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (1) nolu bentde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 09.05.2019 tarihli ve 2019/599 Esas, 2019/1072 Karar sayılı kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
01.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:46