Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1426
2023/13713
25 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2018/3291 E., 2019/658 K.
SUÇ: Yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2017 tarih 2017/25 nolu iddianamesi ile sanık hakkında yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
-
Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2018 tarihli ve 2017/45 Esas, 2018/225 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2018/3291 Esas, 2019/658 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanığın cezalandırılması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
- Katılanın S.S. 10 Nolu Subaşı Minibüs ve Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifindeki 31 No.lu hissenin sahibi olduğu, bu minibüs hattını sanığın kiracı olarak çalıştırdığı, minibüs hattında taşımacılık yaptığı, ancak çoğu kez kira parasını ödemediği, bu nedenle katılanın hissesini (hattı) satılığa çıkardığı, bunu duyan sanığın 02.10.2015 tarihinde katılanın ikametine saat 10.00 11.00 sıralarında gittiği, evde katılanın eşi ..., oğlu ... ve ...'in annesi ... olduğu, sanığın katılana "minibüs hattını satamazsınız" dediği, ...'in de satacaklarını söylediği, bu nedenle aralarında tartışma çıktığı, sanığın "satacaksanız bana satmak zorundasınız, sen benim kim olduğumu biliyor musun, herkes beni tanır, seni ceketsiz bırakırım, öldürürüm, ben Muş'luyum, benim adamlarım var" şeklinde sözlerle tehditte bulunduğu, aynı gün öğleden sonra sanığın katılanı telefonla aradığı, sanığın isteğiyle katılanın ve sanığın buluştukları, sanığın katılanı hattı kendisine satmasını aksi taktirde kendisini ve ailesini öldüreceğini söylediği, katılanın tehdit içerikli bu sözlerden ve sabah saatlerinde evinde yaşanan tehdit olayından korkarak Yalova 3.Noterliğince tanzim olunan 02.10.2015 tarih 17954 yevmiye nolu kooperatif hisse devri sözleşmesiyle kooperatifteki 31 nolu hissesini sanığın oğlu Hakan Akdağ'a devrettiği iddia edilmiştir.
Bu şekilde gerçekleştiği iddia edilen dava konusu olayda İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında yağma suçundan Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgileri gösterilen beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
-
Sanık aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemiştir.
-
Tanık H.Y.'nin anlatımlarının savunmayı doğrular mahiyette olduğu görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Her ne kadar sanığın suç tarihinde katılanı tehdit ederek hisse devrini sağladığı iddia edilmiş ise de; suçlamayı kabul etmeyen sanık savunması ve bu savunmayı doğrulayan tanık beyanı karşısında sanığın atılı suçları işlediğine dair şüphe oluşmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." Ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından istinaf mahkemesince 5271 sayılı Yasanın 223/2 e maddesi gereğince sanığın beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.03.2019 tarihli ve 2018/3291 Esas, 2019/658 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yalova. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
25.10.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:12:52