Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2613

Karar No

2023/13649

Karar Tarihi

24 Ekim 2023

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/609 E., 2015/826 K.

SUÇLAR: Tehdit, yaralama

HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red, onama

  1. Katılan ... vekilinin, sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan beraat kararları aleyhine ve sanıklar ... ve ... ise haklarında kurulan mahkûmiyet kararlarına yönelik temyiz isteminde bulundukları anlaşılmıştır.

  2. Sanıklar ... ve ... hakkında kasten yaralama suçundan hükmolunan netice cezaların türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanıkların temyiz isteklerinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

  3. Sanıklar ... ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan beraat kararları yönünden; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 19.08.2014 Tarihli Ve 2014/109625 Soruşturma Sayılı İddianamesi İle

  1. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik basit yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca,

  2. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...' e yönelik tehdit suçundan 5237 sayılı Kanunu'nun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve 53 maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları talebiyle,

Kamu davası açılmıştır.

B. ... 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 Tarihli Ve 2014/609 Esas, 2015/826 Karar Sayılı Kararıyla

  1. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik basit yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,

  2. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik tehdit suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri

  1. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik tehdit suçundan cezalandırılması gerektiğine,

  2. Vesaire,

B. Sanıklar ... ve ...' ın Temyiz Sebepleri

  1. Haklarında katılan ...'e yönelik yaralama suçundan beraat etmeleri gerektiğine,

  2. Vesaire,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

  1. Katılan ve sanıkların aynı apartmanda oturdukları, 2013 yılında yönetici olan sanık ...'ın apartmanın etrafına taş döşetmesinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla katılan (sanık) ...'le aralarında huzursuzluk olduğu, olay günü saat 19.30 sıralarında tarafların bu yüzden tartıştıkları, sanık (katılan) ... ile oğlu sanık ...'ın, katılan (sanık) ...'e "seninle görüşeceğiz bu böyle kalmayacak" diyerek tehdit ettikleri, ayrıca yumrukla ...'e vurarak basit tıbbı müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına sebebiyet verdikleri iddiası ile kamu davası açılmıştır.

  2. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenen tanıklar M.K., S. İ., B.Y., H.E., N.E., B.N.E., temyiz konusu olmayan katılan M.E., temyiz dışı sanıklar H.E., E.Y.'nin, sanıklar ... ve ...'ın, katılan ...'e yönelik tehdit içerikli söz sarf ettiklerine ilişkin bir beyanlarının bulunmadığı görülmüştür.

  3. Sanıkların üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

Katılan Vekilinin Sanıklar ... Ve ... Hakkında Katılan ...'e Yönelik Tehdit Suçundan Mahkûmiyetlerine Karar Verilmesi Gerektiğine Ve Vesaire İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.

Birinci görüşe göre; 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasında yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “Kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; dava zaman aşımı süresi dolduğu için dosyanın esasına girmeden, davayı düşürmek gerekir.

İkinci görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, işbu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zaman aşımından düşürülmesi gerekir. İkinci görüş doktrin tarafından ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Örneğin; Prof. Dr. C. Şahin de bu konuda, Adalet Dergisi (Yıl:2013, Sayı:45, Shf.:224/239)'nde yayımlanan “Dava Zamanaşımı Sanığın Aklanmasına Engel Olabilir mi?” başlıklı makalesinde; “...Fıkrada geçen “Derhal” sözcüğü ile, henüz yargılamanın başında olma değil, “Dosyanın mevcut durumu” ifade edilmektedir. Yani, yargılamanın geldiği aşama itibariyle dosyadaki mevcut delillere göre, “Herhangi, başka, yeni bir araştırmaya gerek olmaksızın” beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, örneğin zaman aşımı nedeniyle daha aleyhine olan düşme kararı verilmesi yasaklanmaktadır. İlgili hükmün (5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası) burada yapılmamasını istediği şey delil takdiri değil, yeni delil araştırmasıdır. İlave bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebilecekse, dava zamanaşımı dolmuş olsa bile, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil, dosyanın mevcut durumu itibariyle beraat kararı vermek gerekmektedir.” diyerek ikinci görüşü benimsediğini açıkça ortaya koymuştur.

Biz de bu ve aşağıda açıklayacağımız diğer gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz.

Bilindiği üzere, 5271 sayılı Kanun’un yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “Davanın esasına girmeden”, “Delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “Fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrasının uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.

Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet savcısı, kolluk amiri (Örneğin; 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesi hükmü uyarınca yapılan aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (5271 sayılı Kanun'un 90 ıncı maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “Herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir.) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.

Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur. Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.

Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.

Kanaatimizce, “Derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36 ve 38 inci maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan "Lekelenmeme hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “Yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “İlâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.

5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin 9 uncu fıkrası hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir. Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1 Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3 Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4 Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5 Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır. Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.

5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zaman aşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zaman aşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, diye davayı düşüremeyiz, yâni sanığı lekenmiş durumda bırakamayız.

Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; sanıklara yüklenen tehdit suçu yönünden, savunmalarının alındığı tarih olan 18.12.2014 tarihinden inceleme gününe kadar 8 yıllık olağan zaman aşımı süresinin dolduğu anlaşılmış ise de; hükümleri bozup dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasının âmir hükmü uyarınca, sanıklar hakkında tehdit suçu yönünden suça konu olay ile ilgili tanıklar M.K., S. İ., B.Y., H.E., N.E., B.N.E., temyiz konusu olmayan katılan M.E., temyiz dışı sanıklar H.E., E.Y.' nin, sanıklar ... ve ...'ın, katılan ...'e yönelik tehdit içerikli söz sarf ettiklerine ilişkin bir beyanlarının bulunmaması, sanıkların üzerlerine atılı suçu kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre beraat kararlarının onanması gerekmiş, yerel mahkemece sanıkların beraatine dair kurulan hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR

A. Sanıklar ... Ve ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hûkümler Yönünden

Ön inceleme bölümünde yer alan 2 numaralı paragraflarında açıklanan nedenle sanıkların temyiz istemlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebligname’ye uygun olarak, oy birligiyle REDDİNE,

B. Sanıklar ... Ve ... Hakkında Tehdit Suçundan Kurulan Hûküm Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 23. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2014/609 Esas, 2015/826 Karar sayılı kararında katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

24.10.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karartehdithukukîtemyizyaralamav.süreçolgularonanmasınasebeplerigerekçereddine

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:13:36

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim