Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2438
2023/13473
17 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2019/77 E. 2020/232 K.
SUÇLAR: Yağma, tefecilik, tehdit, silahla tehdit
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red, Onama, Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü;
I Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'ya karşı tehdit ve silahla tehdit suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.02.2020 gün ve 2019/13 145 Esas, 2020/122 Karar sayılı ilâmı ile "Ceza muhakemesi sistemimizde hükümlerin temyiz edilebilmelerinin kural, temyiz edilememelerinin ise istisna oluşu, hukuk normlarının yorumlanmasında, Anayasanın 36. maddesinde düzenlenen "Hak arama hürriyeti" ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde hüküm altına alınan mahkemelere erişim hakkının gözetilmesi gerekliliği, Sözleşmeye ilişkin Ek 7 numaralı Protokolünün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğuna ilişkin düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, kamu davasının asli bir süjesi olan sanığın, adil yargılanma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı olduğunda herhangi bir tereddüt bulunmamakla birlikte, 5271 sayılı CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CMUK'un yürürlükten kaldırılmasına rağmen 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası ile, bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddelerinin uygulanacağına ilişkin istisnai bir düzenlemeye yer verilmesi nedeniyle, somut olayda, 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesine göre bir hafta olduğu, ayrıca, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başlama tarihinden sonra 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hâllerde, temyizde sebep gösterme zorunluluğunu da dikkate alan kanun koyucu, 7035 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinde değişiklik yaparak 05.08.2017 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından temyiz süresini yedi günden on beş güne çıkarmış ise de, 1412 sayılı CMUK'un temyiz süresine ilişkin hükümlerine de atıf yapma imkanı bulunduğu hâlde bilinçli bir şekilde bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediğinin anlaşılması karşısında, incelemeye konu son karar tarihi 10.07.2018 olmakla birlikte bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle sanığın, yüzüne karşı tefhim edilen ve kanun yolu bildirimi de yasaya uygun şekilde yapılan karara yönelik sekizinci günde gerçekleştirdiği temyiz isteminin süresinden sonra olduğu kabul edilmelidir." kararı doğrultusunda katılan ... vekilinin yokluğunda verilen hükme ait gerekçeli kararın, katılan ... vekiline e tebligat yöntemiyle 27.12.2020 tarihinde tebliğ edildiği, katılan vekilinin 1412 sayılı CMUK'un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 05.01.2021 tarihinde hükümleri temyiz ettiği anlaşıldığından, katılan ... vekilinin temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,
II Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde:
A. Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre sanık ...'in temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B. Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre, katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
III Sanık ... hakkında tefecilik ve katılan ...'a yönelik yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde:
A. Sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Anayasamızın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10/2 3 maddesinde;
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz ve çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2/d maddesinde yer alan “şiddet” tanımına göre;
“Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı” ifade eder.
Aynı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasında da davaya katılma konusuyla ilgili olarak;
“Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 13.12.2019 gün, 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile özetle; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında, kovuşturma evresinde mahkemesince; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davadan haberdar edilmesinin zorunlu olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda pozitif ayrımcılığa tabi tutulan katılan ...'ın 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağduru olması nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aynı Kanun’un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılmasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bu husustaki temyiz isteminin reddine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
"... İç Mimarlık İnşaat'' isimli şirket sahibi olan katılan ...'ın beyanına göre; ... Mermer isimli firmanın sahibi tanık ...'na 20.000,00 TL bedelli çek verdiği ve karşılığında 16.000,00 18.000,00 TL para aldığı, bu çekin bir şekilde sanık ...'in eline geçtiği, katılan ile sanığın çekin ödenmesi konusunu konuşmak üzere bir araya geldiklerinde tarafların anlaşması sonucu katılanın, sanığın Ahmetağa Yolu üzerindeki arsasına yapılacak inşaat işini yüklenici olarak üstlendiği ancak bu konuda yazılı sözleşme yapmadıkları, katılanın inşaatın maliyet hesabını içeren "Müşteri Bilgileri" başlıklı belgeyi imzalayarak sanığa verdiği ve inşaata başladığı, inşaatın temeli ve kalıp malzemesi için 12.000,00 TL ve 10.000,00 TL para harcadığı, sanık ...'in de annesi ... adına kayıtlı İş Bankası hesabı üzerinden 19.12.2013 tarihinde katılana 19.000,00 TL para gönderdiği, ardından katılanın maddi durumunun iyi olmadığını belirterek inşaata devam etmediği,
Sanığın ısrarla alacağını istemesi üzerine 11.04.2014 tarihinde katılanın sanık lehine 40.000,00 TL bedelli çek keşide ettiği, katılanın beyanlarında sanığın ağır küfürler ederek ve borcunu ailesine söylemek ile tehdit ederek psikolojik baskı ile sözkonusu çeki imzalattığını, ayrıca 3850 TL parayı sanığa elden verdiğini, Sarıgöl'de ... isimli müteahhite de 850,00 TL elden verdiğini belirttiği, sanığın savunmasında inşaatın yapımı sürecinde katılana banka kanalıyla ve elden toplam 75.000,00 TL ödediğini, katılanın inşaat malzemesi olarak 35.000 TL'lik kısmı verdiğini, 40.000,00 TL için de çek keşide ettiğini belirttiği,
tanık M.'nin de aşamalarda alınan beyanlarında kendisinin tehdit edilmediğini, yalnızca sanığın, kızından baskı ile 40.000 TL çek aldığını duyduğunu belirttiği,
Katılanın soruşturma aşamasındaki beyanında sanığın kendisine ödediği 19.000,00 TL'den bahsetmediği, ayrıca mahkeme aşamasında alınan beyanında sanık müdafiinin sunmuş olduğu sanığa ait inşaatın maliyet hesabını içeren "Müşteri Bilgileri" başlıklı belgeyi imzalamadığını söylediği, söz konusu belge gösterildiğinde imzaladığını kabul ettiği, sanık ile katılan arasında alacak verecek meselesinden kaynaklı hukuki ihtilaf olduğu, sanığın katılanı tehdit ettiğine ilişkin katılanın soyut beyanı dışında dosyada delil bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın isnat olunan suçtan beraati yerine; mahkumiyet kararı verilmesi,
B. Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:
Sanık hakkında tapelere esas olan dinlemelerin suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu kapsamında yapıldığı, dosya kapsamında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı; suç tarihi itibariyle TCK'nın 135/6 ve 138/2 maddeleri gereği bu şekilde elde edilen delillerin tefecilik suçundan mahkumiyet hükmüne esas teşkil edemeyeceği anlaşılmakla; sanığın üzerine atılı tefecilik suçunu işlediğine dair tape kayıtları haricinde mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden arındırılmış, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın isnat olunan suçtan beraati yerine; mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafii, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17.10.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:17:41