Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/23669
2023/129
23 Ocak 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇ: Nitelikli yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Suça sürüklenen çocuk hakkında ... Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/1031 İddianame No.lu iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141 inci maddesinin birinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kamu davası açılmıştır.
-
... Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.11.2016 tarihli ve 2015/491 Esas, 2016/444 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 03.01.2017 tarihli ve 2016/216 Esas, 2017/20 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusu üzerine "Olayın aynı zamanda en önemli ve tek tanığı durumunda olan mağdurun dinlenmeden, sebepsiz şekilde dinlenmesinden vazgeçilerek yargılamaya devam edilerek karar verilmek suretiyle CMK 7 ve 210 maddelerine aykırı davranılması,
Mağdurun görevsiz mahkemede alınan ifadesinde, olay günü okuldan çıkıp eve doğru gittiği sırada önüne bir kişinin geçtiğini, birisinin daha önce tanıdığı merhabası olmayan ..., diğerinin ise ... olduğunu, kendisine bu numarayı ara dediklerini, geçersiz numara olduğunu, daha sonra uzun boylu olan ...'ın telefonu çekip hızla uzaklaşınca peşine düşmek istediğini, bunun üzerine kısa boylu olan ...'in ...'ın peşinden gitmemesi için kendisine yumruk vurması üzerine yavaşladığını, peşinden gidemediğini, yumruk vuranın kaçtığını beyan etmesi karşısında; SSÇ ...'ın eyleminin kapkaç suretiyle (elde veya üste taşınan eşyayı çekip almak suretiyle) hırsızlık suçunu neden oluşturmadığı, ne şekilde daha önce dinlenmeyen hakkında suç duyurusunda bulunulan ... isimli kişiyle fikir ve eylem birliği içerinde yağma suçunu oluşturduğunun, hakkında suç duyurusunda bulunulan yaşı büyük şüpheli dinlenilerek, iddia ve savunma değerlendirilerek ve CMK 230 maddesine uygun yasal yeterli gerekçe gösterilmeksizin hüküm kurulması,
Yakalama emri sonucu savunması alınan sanığın, savunmasında suçlamayı kabul etmediği, mağdurun babasının kendisini karakola çağırttığında telefon parası olan 450 TL'yi mağdurun babasına verdiğini beyan etmesine rağmen, bu husus araştırılmadan sanık hakkında TCK 168/3 maddesinin tatbik edilip edilmeyeceği konusunda CMK 230 maddesine uygun yeterli yasal gerekçe gösterilmeksizin, sanığın suça konu telefonun parasını mağdurun babasına ödediğine ilişkin beyanının "soyut ve indirimden yararlanmaya yönelik beyan olarak değerlendirilerek itibar edilmemiştir" denilmek suretiyle gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş SSÇ ... müdafiinin istinaf itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle CMK'nın 289/1 g ve 280/1 b maddeleri uyarınca BOZULMASINA," gerekçesi ile bozma kararı vermiştir.
-
... Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 15.02.2018 tarihli ve 2017/41 Esas, 2018/80 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 17.04.2018 tarihli ve 2018/948 Esas, 2018/953 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, yağma suçunun unsurlarının oluşmadığına, mahkumiyete yeter kesin mahiyette delil bulunmadığına, şüpheye dayalı karar verildiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Olay tarihinde mağdur H. K.'nın yolda yürüdüğü sırada yanına yaklaşan suça sürüklenen çocuk ve ilk aşamada kimliği tespit edilemeyen bir şahsın suça sürüklenen çocuktan konuşmak için cep telefonunu istedikleri, mağdurun telefonu vermesi üzerine suça sürüklenen çocuk ...'nin telefonu alarak kaçtığı, mağdurun telefonunu almak için hareketlendiği esnada diğer kişinin mağdura yumruk atarak etkisiz hale getirerek yağma suçunun işlendiği ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edilmiştir.
-
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükme esas alınan deliller olan;
Mağdur H. K.'nın 11.10.2014 tarihli eylemden hemen sonra alınan ilk beyanı,
Katılan ...'ın 27.10.2014 tarihli beyanı,
Mağdurun görevsiz ... Anadolu 5. Çocuk Mahkemesindeki 13.10.2015 tarihli ilk celse beyanı,
10.01.2015 tarihli "Tutanak" başlıklı teşhis tutanağı,
Suça konu eylemde bulunan diğer fail olduğu iddia edilen ve kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla dinlenen L. A.'nın beyanı,
Dosya içerisinde mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, "... Suça sürüklenen çocuğun eylemini iki kişi olarak işlediğinin sabit olmasına karşın eyleminde TCK'nın 149/1 c maddesinin uygulanmamış olması hukuka aykırı ise de, aleyhe istinaf bulunmadığından CMK'nın 283/1. maddesi gözetilerek,
Muhalefet şerhinin; heyetin kurmuş olduğu hükümdeki hukuki görüşlere heyetteki üye tarafından iştirak edilmemesi üzerine heyet kararına karşı kurulabileceği tartışmadan vareste olduğu halde ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin bozma sebeplerini içerir bozma ilamına CMK'nın 286/1 maddesinin bozma kararlarına karşı direnilemeyeceğine dair açık hükmüne rağmen hükme direnme anlamına gelebilecek şekilde içerisinde bulunmadığı ... Bölge Adliyesi 14. Ceza Dairesi heyetinin kararına karşı muhalefet şerhi yazılmış olması hukuken izah olunamaz görülmekle birlikte, netice hüküm gözetilerek bu muhalefet esasa müessir görülmediğinden,
5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanununun 3/1 a maddesinde çocuğun "daha ergen yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanmış olup, aynı madde ve fıkranın ikinci bendinde suça sürüklenen çocuğun "Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk" olarak tanımlanmış olmasına karşılık, ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk için bu sıfatı yerine müteaddit yerlerde mezkur düzenlemelere aykırı olarak suç tarihi itibariyle 15 18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun "sanık" sıfatıyla gösterilmiş olması hususu hukuka aykırı ise de esasa müessir görülmediğinden..." eleştirileri dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından oy çokluğu ile bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Muhalefet şerhininin ise "...Öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen bozma kararlarının kesin olmasına rağmen ilk derece mahkemesince mağdur ...'nın olayın oluş şekline ilişkin hiçbir beyanı alınmayarak fiilen ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararına direnildiği görülmüştür.
Yine bozma kararı doğrultusunda olayın oluş şekline göre eylemin niteliğinin tam olarak irdelenmediği, bozma kararında hakkında suç duyurusunda bulunulan ... isimli kişiyle fikir ve eylem birliği içerisinden yağma suçunun ne şekilde oluştuğunun yaşı büyük ...'in beyanları, iddia ve savunmaları değerlendirilerek irdelenmesi gerektiği bildirilmesine rağmen bu hususlara riayet edilmeyerek ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararına yine fiilen direnildiği görülmüştür.
Olayın oluş şekline ilişkin olarak; hazırlık aşamasında mağdur ...'nın yapmış olduğu teşhis işleminin sadece fotoğraf üzerinde olduğu, yapılması mümkün olmasına rağmen suça sürüklenen çocuğun canlı olarak teşhis işleminin yaptırılmadığı, mahkumiyet hükmüne esas alınan tek delilin mağdur beyanı dikkate alındığında bu hususun esasa etki eden kesin bir delilin toplanmamış olacağı anlamına geldiği,
Kaldı ki; olayın diğer şüphelisi olan ... hakkında hiçbir aşamada hiçbir teşhis işleminin yaptırılmadığı, olaya yağma niteliğini katacak eylemin ...'un mağdura yumruk vurmasından ibaret eyleminin olduğu,
Yine, suça sürüklenen çocuk ...'nin eyleminin iddianamede anlatılan şekliyle TCK'nın 141/1. maddesi anlamında hırsızlık eylemini oluşturduğu, eylemin yağma dönüşmesini gerektirecek durumun olayın diğer şüphelisi ...'in mağdura yumruk atmaktan ibaret eyleminin olduğu, bu durumda ... hakkında da dava açılmasının sağlanıp her iki dava dosyasının birlikte görülerek şüphelilerin ne şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerinin tam olarak birlikte tespit edilip suç niteliğinin ortaya konulduktan sonra bir karar verilmesi gerektiği,
Hazırlık aşamasında 10.01.2015 tarihli tutanak içeriğinin mahkemece araştırılıp değerlendirilmesi gerektiğinde tutanak tanıklarının duruşmaya çağırılarak mağdur ...'a ait olduğu bildirilen beyanların tespit edilip sonucunun takdir edilmesi gerektiği, ancak bu hususun yerine getirilmediği,
Hususlarını tespit ettiğimden;
Yukarıda anlatılan eksiklikler tamamlanmadan eksik tahkikat neticesinden verilen ilk derece mahkemesi kararının onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." gerekçesi ile ortaya konduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
-
Suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine esas alınan delillerin mağdur H.K.'nın soruşturma aşamasındaki kollukta alınan beyanı ile görevsiz çocuk mahkemesi tarafından alınan beyanları olduğu görülmektedir. İlk derece mahkemesi gerek Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararından önce gerekse sonra yaptığı yargılama sırasında mağduru, davaya konu eylemi aydınlattıracak şekilde dinlememiştir. ... Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararı üzerine bozmadan önce yaptığı yargılamada 18.02.2016 tarihli ilk celsede gerekçesi açıklanmaksızın mağdurun dinlenmesinden vazgeçilmesine dair ara karar kurulduğu anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararından sonra ise 19.07.2017 tarihli 4 üncü celsede hazır olan mağdura yalnızca suça konu telefonun iade edilip edilmediği hususu sorulmuştur. Akabinde ise mağdurun kollukta ve görevsiz mahkemede alınan beyanına itibar edilerek suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
-
Mağdurun 11.10.2014 tarihli avukat huzurundaki ilk kolluk beyanında "...Bugün 17.00 sıralarında okulumdan evime doğru gidiyordum. Hasan El Benna Caddesi üzerinde yürüyordum. Ben yürürken iki kişi arkamdan bana doğru geldi. Bu kişilerin birinin üzerinde yeşil hırka vardı tahminen 17 yaşlarında uzun boylu idi. Bu şahsı ben mahalleden tanıyordum. İsmini ... olarak biliyorum. Diğeri ise yine 17 yaşlarında boyu diğerinden biraz daha kısa idi ... Biri bana elindeki cep telefonundaki numarayı gösterdi bu numarayı ara dedi. Ben de korktum ve bu numarayı aradım ... Telefon bu numarayı aramadı ... Daha sonra elimde bulunan telefonu uzun boylu ... isimli olan ver ben arayayım dedi ve telefonu alıp biraz uğraştıktan sonra aldı ve kaçtı, diğeri de bana kafa attı, daha sonra yumruk attı. O da kaçtı. Ben de arkalarından koştum ama yakalayamadım..." demiştir.
-
Soruşturmanın devamında kolluk tarafından hazırlanan 10.01.2015 tarihli "Tutanak" başlıklı tutanakta mağdurun amcası ile birlikte Çocuk Büro Amirliği'ne gelerek "Bana göstermiş olduğunuz kişi ve resimleri tanıdım bu kişi kesin bir şekilde telefonumu alan ... isimli şahıstır ... Ben olay günü beni ittiklerini bana kafa attıklarını söylemiştim. Benim olay günü darp izim yoktu ben de korktuğum için babama darp edildim dedim herhangi bir darp izim yoktu ben de hastaneye gidip darp raporu aldırmak istemedim, çünkü yoktu..." şeklinde beyanı kayıt altına alınmıştır.
Mağdurun görevsiz olan ... Anadolu 5. Çocuk Mahkemesi'nde alınan beyanında ise "Olay günü okuldan çıktım eve doğru gidiyordum akşam saat:17.00 gibi idi. Önüme bir kişi geçti birisi daha önceden tanıdığım ama merhabalığım olmadığı ... ... idi diğer yanında ise ...du. Önce bana şu numarayı ara dediler aradım geçersiz numara idi sonra ... yani uzun boylu olanı elimden telefonu çekti hızla uzaklaşınca ben de peşine düşmek istedim bunun üzerine kısa boylu olan ... de ...'ın peşinden gitmeyeyim diye bana yumruk vurdu vurulması üzerien yavaşladım peşlerinden gidemedim bana yumruk vuran da kaçtı telefonum bana iade edilmedi. Şikayetçiyim ben ssç den ve yanındakinden şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum" dediği, karakol ifadesinin kendisine ait ve doğru olduğunu belirttiği fakat 10.01.2015 tarihli beyanındaki çelişkinin giderilmediği görülmüştür. Bu aşamadan sonra görevsizlik kararı verilmiş, mağdur yalnızca görevli Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde bir kez dinlenmiş ve suça konu telefonun iade edilip edilmediği sorulmuştur. Mağdurun dosya arasında vakıaya ilişkin başkaca bir beyanı bulunmamamaktadır.
-
Suça sürüklenen çocuk ise aşamalardaki beyanlarında özetle telefonu konuşmak için tanık olarak dinlenen ve hakkında suç duyurusunda bulunulan L.A.'nın konuşmak için istediğini ve telefonu alarak gittiğini, herhangi bir tehdit ya da cebirin olmadığını söylemektedir.
-
Hakkında suç duyurusunda bulunulan L. A. hakkındaki dosyanın akıbeti araştırılmamıştır.
-
Temyiz davasına konu hususun ise suça sürüklenen çocuk aleyhine kabul edilen delillerin sıhhatine dair olduğu anlaşılmaktadır.
-
Suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine esas alınan delil olan mağdur H.K.'nin beyanları arasındaki yukarıda belirtilen çelişkinin giderilmeden ve suçun aynı zamanda tek tanığı da olan mağdurun görevli mahkeme tarafından dinlenmeden 5271 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırı davranılarak ve suça konu eylemde bulunan ikinci kişi olan L.A. hakkındaki dosyanın getirtilerek bulunduğu aşama itibari ile imkan varsa dosyaların birleştirilerek görülmesi, imkan yok ise ilgili dosyanın delilleri ile dava dosyasının delillerinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (7) numaralı bentte açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 17.04.2018 tarihli ve 2018/948 Esas, 2018/953 Karar sayılı kararı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:43:17