Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/17154

Karar No

2023/12628

Karar Tarihi

21 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/2749 Esas, 2022/3464 Karar

SUÇ: Silahla tehdit

HÜKÜM: Düzeltilerek İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red

... Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesinin 16.12.2022 tarihi 2022/2749 Esas, 2022/3464 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:

Sanık hakkında, Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2021/834 Esas 2022/341 Karar sayılı kararı ile "Silahla Tehdit" suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2 a, 29/1,62, 53 üncü maddeleri uyarınca mükerrir olduğu kabul edilerek kurulan “1 yıl 3 ay” hapis cezası ile mahkûmiyet hükmüne konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tekerrür uygulaması yönünden "ikinci kez mükkerir olduğu" belirlenerek verilen düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, üyeler sayın ... ve sayın ...'nin muhalefetleriyle oy çokluğuyla REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Soma 1.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi (9). Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

21.09.2023 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y: **

Dairemiz heyet çoğunluğu ile aramızdaki uyuşmazlık, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin "hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine" ilişkin hükmünün temyiz davasına konu olup olmayacağı kısaca temyiz edilebilir bir hüküm olup olmadığına ilişkindir. Heyet çoğunluğu 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri kanununun 286/2 a bendinde yer verilen "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığı düşüncesiyle ve oy çokluğu ile temyiz davasının reddine karar vermiştir.

Soma 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli, 2021/834 esas, 2022/341 sayılı kararıyla; sanık hakkında silahla tehdit suçundan TCK'nin 106/2 a, 29/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası, hak yoksunluğu ile TCK'nun 58. madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına dair hükme yönelik sanık ve o yer savcısının aleyhe istinaf başvurusu neticesinde ... Bölge Adliye Mahkemesi 9.Ceza Dairesi 16.12.2022 tarihli, 2022/2749 esas, 2022/3464 sayılı kararıyla; sanık hakkında hükmün ceza ve hak yoksunluğu kısmını hukuka uygun bularak "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına" dair karar vermek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Düşüncemize göre buradaki sorun; CMK'nun 286/2 b maddesinde yazılı "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları".... temyiz edilemez hükmünün uyuşmazlık konusu temyiz davasını esastan incelemeye engel oluşturup oluşturmayacağıdır.

"Kanun yolları, yargılama makamları tarafından verilen ve hukuka aykırı veya yanlış olduğu ileri sürülen kararların, kural olarak, başka bir makam tarafından tekrar incelenmesini sağlayan yasal yollardandır. Kanunyolları, aleyhine kanunyoluna başvurulan kararların denetlenmesine ve gerekiyorsa düzeltilip değiştirilmesine olanak tanır.

5271 sayılı Ceza Usul Kanunumuz da kanun yolları ilk derece, istinaf ve temyiz olmak üzere üç dereceli bir yargılama usulü öngörmüştür. Kanun’un 272. maddesine göre ilk derece mahkemelerinin bu maddenin (3) numaralı fıkrasında sayılan istisnaların dışında kalan hükümlerine karşı istinaf yoluna başvurulması mümkündür.

Kanun’un 286. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebilmesi öngörülmüştür. Kanun’un 286. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) ilâ (ı) bentlerin de ise bu kuralın istisnalarına yer verilmiş ve bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin temyiz edilemez nitelikteki kararları belirlenmiştir.

Buna göre;

a) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları,

b) İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları,

c) Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

d) İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve 272. maddenin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemlerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

e) Adli para cezasını gerektiren suçlarda ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları,

f) Sadece eşya veya kazanç müsaderesine veya bunlara yer olmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adli para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

h) Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar,

ı) Bu sayılanlarda yer alan sınırlar içinde kalmak koşuluyla aynı hükümde, cezalardan veya kararlardan birden fazlasını içeren bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez.

CMK 286/2 a bendinde; ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez hükmünü içermektedir.

Aynı maddenin (b) bendinde ise; ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının da temyiz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Somut olayda, İlk Derece Mahkemesi olan Soma 1.Asliye Ceza Mahkemesi sanık hakkında silahla tehdit suçundan TCK'nin 106/2 a, 29/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası, hak yoksunluğu ile TCK'nun 58. madde gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar vermiştir. Sanık ile o yer savcısı tarafından aleyhe olmak üzere istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi sanık hakkında hükmün ceza ve hak yoksunluğu kısmını hukuka uygun bularak "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına" dair karar vermek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

Görüldüğü üzere istinaf mahkemesi suç vasfında değişiklik yapmaksızın aynı ceza ile birlikte bu sefer ikinci kez mükerirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına hükmetmiştir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanunun 108/3. madde ve fıkrasına göre ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması halinde sanık koşullu salıverilmeden yararlanamayacak ve cezanın tamamı infaz edilecektir. Bölge Adliye Mahkemesince infaz edilecek ceza miktarını artıran bir değişiklik yapılmıştır. Ceza usul kurallarının yorumunda özgürlükleri kısıtlayıcı kıyas yapılamayacağı istisnası dışında kıyas ve genişletici yorum yapılmasına engel bir hal bulunmamaktadır. TCK'nun 7/3. maddesinde infaz müessesesi olmasına rağmen Erteleme ve Tekerrüre ilişkin hükümlere dair lehe kanun değişikliklerinin geriye yürüyeceği, hemen uygulama ilkesinin istisnaları oldukları açıkça hükme bağlanmıştır. Cezanın Ertelenmesi halinde iyi halli geçirildiği takdirde infaz edilmiş sayılması nedeniyle Yüksek Yargıtay içtihatlarında ertelemenin aynı zamanda maddi hukuka ait bir müessese olduğunu kabul etmiş, tekerrür uygulanması halinde de infaz edilecek cezaları artırması nedeniyle her iki müesseseyi de kazanılmış hakka diğer bir deyişle aleyhe düzeltme yasağına konu etmiştir. Özellikle tekerrür hükümlerinin (birinci kez veya ikinci kez tekerrür hükümlerinin) infaz edilecek ceza miktarını artırması nedeniyle aleyhe istinaf veya temyiz olmaması halinde sanığın cezanın ağırlaşacağı korkusunu taşımadan kanun yollarına başvurma hakkını kullanabilmesine imkan tanımıştır.

Hak arama, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı ve insan onuru kavramıyla yakından ilgilidir. Bu nedenle demokratik hukuk düzenlerinde hakların korunmasını ve hak ihlallerinin giderilmesini temin edebilecek 'hukuki yollar' öngörülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi de kararlarında hak arama hürriyetinin hukuk devletinin başlıca ölçütü ve demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu ifade etmiştir (AYM, E.1991/2, K.1991/30, 19/9/1991). Bu doğrultuda Anayasa’nın 40. maddesinde hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, "yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip" olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen yasama organına dilekçe verme hakkı ile bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakları da anayasal güvence altına alınan hak arama yolları arasındadır.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan yargı mercileri önünde hak arama hürriyeti, hakların korunmasını amaç edinen vazgeçilmez meşru yöntemlerin başında gelmektedir. Anayasa’daki temel hakların korunmasında önemli bir teminat olan yargısal hak arama yolu, hakların korunmasında en etkili ve güvenceli yoldur.

Bu doğrultuda hak arama hürriyetinin amacının hak ihlalinin önlenerek kişiye hakkının teslim edilmesi ve adaletin tesisi olduğu söylenebilir. Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, kanunun açıkça hatalı veya keyfi uygulanmasına ilişkin istisnalar dışında, yargılama sonucunda verilen hükmün adil olup olmadığı veya hukuki açıdan isabetli olup olmadığı hususlarını içermemektedir. Bu itibarla adil yargılanma hakkının davanın taraflarına sağladığı tüm usul güvencelerine uyulmuş olsa bile yargılama sonucunda verilen hükmün hatalı olması mümkündür. Diğer bir ifadeyle adil yargılanma hakkının güvencelerine riayet edilmiş olsa da hâkimin gerek maddi vakıaların değerlendirilmesinde gerekse hukuk kurallarının uygulanmasında yanılgıya düşmesi ve buna bağlı olarak hukuka aykırı hüküm vermesi söz konusu olabilmektedir. Böyle kararlara ilgililerin veya toplumun katlanmasını istemek adalete olan güveni sarsar ve hukuk devletini zedeler. Bu nedenle hak arama hürriyetinden yararlanılabilmesi bakımından adil ve isabetli olmadığı düşünülen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından denetlenmesi bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Anayasamız açısından bu gereklilik, özel olarak düzenlenen hak arama hürriyetinin kapsamı ve mahiyetinden kaynaklanmaktadır.

Anayasa’nın 154. maddesinin mahkeme kararlarının kural olarak denetlenmesi gerektiği düşüncesiyle düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 154. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde "Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir" kuralına yer verilmiştir.

Diğer taraftan yargılamanın konusu ceza mahkûmiyeti olduğunda mahkeme kararlarının denetlenmesi ihtiyacı daha da önem kazanmaktadır. Nitekim uluslararası sözleşmelerde de hükmün denetlenmesinin bir hak olarak tanındığı görülmektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde 'Mahkeme tarafından ceza gerektiren bir suç nedeniyle mahkûm edilen herkes, mahkûmiyetinin veya hükmolunan cezanın yüksek bir mahkeme tarafından yeniden incelenmesini sağlama hakkına sahiptir' denilmek suretiyle ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet ve cezaların denetlenmesini talep hakkı güvenceye bağlanmıştır. Yine Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 14. maddesinin (5) numaralı fıkrasında da "Bir suçtan hüküm giyen herkes, mahkûmiyet ve cezanın yasalara uygun olarak daha yüksek bir yargı organınca yeniden incelenmesi hakkına sahip olacaktır" biçiminde benzer bir kurala yer verilmiştir.

Ceza Muhakemesi Hukukunda bir hakkın genişletilmesine yönelik kıyas ve genişletici yorum yasağı söz konusu değildir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece hükmünde olmayan "ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına" denilerek infaz edilecek ceza miktarını artıran bir değişiklik yapılmıştır. CMK'nın 286/2 b maddesinde " ilk derece mahkemelerinden verilen 5 yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan" Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyiz edilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Bu madde fıkrasında yer alan "cezaları artırmayan" ibaresinin Anayasamızda ve taraf olduğumuz uluslarası sözleşmelerde açıklandığı üzere sanığın erişim hakkını kullanamaz hale getirmek suretiyle temel hak ve özgürlükler aleyhine dar yorumlanarak cezayı artırmadığından bahisle temyizi kabil olmaması gerekçesiyle reddine karar verilmesi sanığın bireysel haklarının ihlaline ve zarara uğraması ihtimalini de gündeme getirecektir.

Tüm bu açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükmünü artırıcı nitelikte bulunan istinaf mahkemesi kararının temyiz kanun yoluna açık olması gerektiği" düşüncesiyle heyet çoğunluğunun temyiz davasının reddine ilişkin düşüncesine katılmıyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tehditistinafdüzeltilerekreddisilahlabaşvurusununreddineesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim