Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/16580
2023/12325
13 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2023/584 E., 2023/690 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma, kişi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ek kararın onanması, ret, onama
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine, nitelikli yağma suçuna ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak ise İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenerek yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafiilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;
A.Katılan vekili ...'nın temyiz talebinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2019 gün, 2017/5 29 Esas ve 2019/598 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 243. maddesindeki “Katılan, vazgeçerse veya ölürse katılma hükümsüz kalır” biçimindeki düzenleme ile istikrarlı olarak sürdürüle gelen Ceza Genel Kurulu ve Ceza Daireleri uygulamalarına göre; soruşturma aşamasındaki şikâyetten vazgeçme sonradan kovuşturma aşamasında kamu davasına katılmaya engel değil ise de kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde davaya katılma olanağı kalmayacak, katılma kararı verilmiş ise bu hükümsüz kalacaktır. Bu bağlamda mağdur ... vekili Av. ...'nın 06.06.2022 tarihli beyanında müvekkilinin şikayetçi olmadığını, 29.06.2022 tarihli duruşmada Av. ... ...'in şikayetten vazgeçtiğini beyan ettiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un maddesi hükmü de nazara alınarak katılan sıfatı bulunmayan ve bu nedenle hükmü temyiz etmeye hakkı olmadığı anlaşılmakla, mağdur vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Mağdur ...'ya Yönelik Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Mağdur ...'e Yönelik Kişi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden;
5271 sayılı Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararları ile ilgili olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Suça sürüklenen çocuk ... Aykıl hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde;
Açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine, 14.04.2023 tarihli ve 2023/584 Esas, 2023/690 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
D. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Mağdur ...'ya Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz dilekçesinde anılan sebebe yönelik yapılan incelemede;
Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlerde ileri sürülen temyiz sebebi yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 302/1 inci maddesi uyarınca, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile Tebliğname'ye uygun olarak HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
E. Sanıklar ..., ..., ... ve ... Hakkında Mağdur ...'e Yönelik Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Hükümlerin Temyiz İncelemesinde;
5271 sayılı CMK'nın 288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemlerinin bu kapsamda olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.10.2019 tarihli, 2158 Esas ve 577 Karar sayılı; 10.07.2018 tarihli, 2018/227 Esas ve 2018/338 Karar sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6 Esas ve 2015/ 709 Karar sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810 Esas ve 501 Karar sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617 Esas ve 271 Karar sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678 Esas ve 98 Karar sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548 Esas ve 346 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;
“5237 sayılı TCK'nın 148 inci maddesinin birinci fıkrasında yağma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında senedin yağması, üçüncü fıkrasında cebir karinesine yer verilmiş, 149 uncu maddesinde nitelikli yağma, 150 nci maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla yağma suçunu işlemesi ile yağmada değer azlığı düzenlenmiştir.
Yağma suçunun temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 148 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir.
Yağma suçu; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
765 sayılı TCK döneminde “gasp” olarak da adlandırılan yağma, esasında cebir veya tehdit kullanmak suretiyle yapılan hırsızlıktan ibarettir. Hırsızlık ile yağma suçları aynı ortak unsurlara sahip olup, ayrıldıkları tek nokta ya da başka bir deyişle yağmanın, hırsızlığa oranla sahip olduğu ilâve unsur, malı almak için cebir veya tehdit kullanılmasıdır.
Yağma suçu amaç ve araç hareketlerden oluşan bir suçtur. İlk önce almayı gerçekleştirmek için araç hareketler olan cebir veya tehdit kullanılır, sonrasında bu cebir ve tehdidin etkisiyle malın alınması veya tesliminin sağlanması ile suç tamamlanır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan birden çok hukuki değeri korumaktadır. Kendisini oluşturan suçların korudukları hukuki değerler olan kişi özgürlüğü, vücut dokunulmazlığı, zilyetlik ve mülkiyet yağma suçunun da koruduğu hukuksal değerlerdir.”
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; olay tarihinde sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve suça sürüklenen çocuk ...'nin katılan ... ile sanık ...'in eşi arasında iddia edilen ilişki sebebiyle
kurdukları plan dahilinde aynı eylem ve fikir birliği içerisinde mağdur ...'i barakaya getirdikleri, burada müştekiyi ele geçirilemeyen sopalarla ve elle darp ettikleri, katılana ait bir miktar para, altın bileklik ve cep telefonunu gasp ettikleri, katılanı buradan ormanlık alana götürüp orada da darp etmeye devam ettikleri, bilahare geri getirip mağdur ...'ı katılanın telefonundan arayarak buluştukları, buluşma yerine gelen mağdur ...'ı silah zoru ile araca bindirip katılanın bulunduğu barakaya getirdikleri ve mağdur ...'ın ... cebinde görünür durumda olan cep telefonunu aracın dışarısından çekerek aldıklarını ve burada mağdur ...'ı da darp ettikleri ve mağdurları ateşli silah ile ayaklarından vurarak yaraladıkları, bilahare ... ve ...'ı aşırı kan kaybetmesi üzerine cep telefonlarını geri vererek hastaneye bıraktıkları, bu şekilde iştirak halinde katılan ...'e karşı olan sanıkların yardım çağrılmasını engellemek için olayın geçtiği evin içerisine aldıkları kişilerin cep telefonlarını alarak önlem almaları ve mağdur ...'ın kovuşturma aşamasındaki: "..Sadece bir kere telefonum çaldı, ... kim o diye telefonu elimden aldı, ben de ver telefonumu diyerek elinden aldım. " şeklindeki anlatımı bir bütün halinde değerlendirildiğinde gerçekleşen olayda, sanıkların yağma kastı ile hareket ettiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil olmadığından ve mağdurun da şikâyetçi olmadığı dikkate alınarak, sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 86/1 3 e maddelerinde düzenlenen nitelikli yaralama suçlarından cezalandırılması gerekirken yağma suçu hükümleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, suça sürüklenen çocuk ...'a sirayetine,
Temyiz edenin sıfatı gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:13