Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/8092

Karar No

2024/970

Karar Tarihi

25 Ocak 2024

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/531 Esas, 2023/599 Karar

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2014/242 Esas, 2018/262 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Aksu ilçesi, ... köyü 229 parselde kayıtlı taşınmazın kapsadığı alanın önceden Mayıs 1325 tarih 71 ila 80 sıra sayılı daimi kayıtlarla 23/40 hissesi şahıslara, 17/40 hissesi Hazineye ait müşterek tapulu arazi iken 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı kararla tapu kapsamının tarımsal nitelikli 878564 m²lik kısmını bölünerek taksimine ve taşlık çalılık nitelikli 22201202 m²lik bölümünün satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verildiğini ve hükmün kesinleştiğini, infazının satış memurluğunca açık artırma yoluyla yerine getirildiğini, alıcıları ... ve ... adlarına 01.04.1944 tarihli ve 118 sıra (cilt 113, sayfa 104) sayılı tapu kaydı ile tescil edildiğini, müvekkillerinin dayandığı 03.03.1992 tarihli ve 14 16 sıra (cilt 1,sayfa 94) sayılı tapu kayıtlarının Hazinenin satışından oluşan ... tapunun zaman içinde tapuca yapılan ifraz ve tedavülünden geldiğini, 1946 yılında 8 nolu tahdit komisyonunun tapu kapsamı taşınmazın tamamını çevresi ile birlikte devlet ormanı sınırları içine alınıp orman rejimine dahil ettiğini, bu işlemlerin 1947 tarihinde Resmi Gazete'de ilan edilerek kesinleştiğini, bu işlemden 5 gün sonra yürürlüğe giren 5653 sayılı Kanun ve yürürlüklere göre 1952 yılında maki tespit komisyonu tarafından makilik alana ayrıldığını, maki tefrikinden sonra özel Kanunlara göre tapu tescili ve özel mülkiyete konu olmadığı için maki tespit işlemlerinin yok sayıldığını, 1975 yılında orman kadastro komisyonunun 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi uygulamasıyla orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarttığını, bu işlemlerin de 29.05.1975 tarihinde kesinleştiğini, bu bölgeye 4 numarası verildiğini, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1988/302 Esas, 1994/2476 Karar sayılı kesinleşen ilamına istinaden 4 nolu parselin doğuda kalan 5202698 m²lik bölümünün 590 parsel olarak 2/b'lik alan, batıda kalan 229 parselin ise makilik alan olarak değerlendirildiğini, ancak 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı Yargıtay Büyük Genel Kurulu kararına göre maki tespit işlemlerinin yok hükmünde olması sebebiyle 229 parsel bölümü için yapılan maki değerlendirmesinin yok hükmünde sayılması gerektiğini ve bu bölümün aynen 590 parsel gibi 2/b'lik alan olarak kabulünün zorunlu olduğunu, 229 parselin 02.06.1981 tarihli ve 1981/314 sayılı tapulama komisyonu kararı ile Hazine adına tespit edildiğini bunun üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinde itiraz davaları açıldığını, dosyanın derecattan geçerek 229 parselin Hazine adına kayıt ve tesciline hükmedildiğini, kesinleşen karara göre 4126350 m²lik taşınmazın 229 parsel numarası ile Hazine adına tespit edilip, tapu kütüğüne 2/b'lik alan şerhi konulmadığından, 6292 sayılı Kanun'dan yararlanamadıklarını, emsal Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2013/593 Esasa, 5207 Karar sayılı ilamında benzer nitelikte açılan davada taşınmazın 2/b maddesi uyarınca orman dışına çıkıp çıkmadığı, 2/b'lik alan içinde kaldığının tespiti halinde taraflara 6292 sayılı Kanun'dan doğan hakların yararlandırılması, aksi halde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki düzenlemeye göre zararının karşılanması gerektiğinin belirtildiğini, satın aldıkları hisselerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca değerlerinin tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, zararın öğrenilmesinden itibaren işleyen bir yıllık ve on yıllık hak düşürücü sürelerin dolması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kadastro çalışmaları ve faaliyetleri sırasındaki işlemlerin tapu sicili tutma kavramı içinde yorumlanamayacağından, tapu sicilinin tutulmasından doğan devlet sorumluluğunun bulunmadığını, 26.10.1980 tarihli ve 1978/4 624 Esas, 1980/2478 Karar sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu doğrultuda olduğunu, Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kesinleşen ilamı gereğince taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, Kadastro Mahkemesinde gerçek kişilerin tutundukları tapu kayıtlarının ihdas tarihindeki itibar edilmesi gereken yüzölçümünün 1838000 m² olduğu ve tapu maliklerine tapulama işlemleri sırasında tapu kayıtlarına istinaden 229 parsele bitişik ... ve ... Köyüne imarla giderek toplam 3931926 m² fazladan yer aldıkları sabit olduğundan, şahısların davasının reddine karar verildiğini, ayrıca şahısların dayandığı tapu kayıtlarının evveliyatı orman olan Hazine parseline dayanmadığının hükmen kesinleştiğini, emsal nitelikteki mahkeme ilamlarının aynı gerekçeyle reddedilerek kesinleştiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtay kararları doğrultusunda tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında her hangi bir parsele revizyon görmemesi halinde, tapu kaydının dayanağının yolsuz tescile dayansa bile, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin sorumluluğunun olacağını, Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararında Yargıtay ve İstinaf ilamları kararlarında da ... ve Koyunlara revizyon gören tapu kayıtlarının Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin 1940 tarihli ve 15/1 sayılı kararlarına istinaden yapılan 13.04.1944 tarihli ihale ile oluşan 118 sıra sayılı tapu kaydından ifrazen geldiklerini, ihale ile kök tapunun ortadan kalktığını, ... ve ... Köyü dışında kalan ve ... 229 parsel sınırları içinde kalan tapu kayıtlarının maliklerinin zararının oluştuğunun sabit olduğunu, kaldı ki ortaklığın giderilmesi davasının iki defa Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ihalenin feshi için dava açılmadığını, yolsuz tescil bile olsa tapu kaydına güvenerek taşınmazın edinildiğinin gözetilmesi gerektiğini, Nisan 1944 tarihli ve 118 nolu tapudan 05.04.1953 tarihli ve 54 sıra nolu kaydında ile Mehmet oğlu meni Bıçakçı ve 49 arkadaşına satışı yapılan 2.297.500 m²sinin ... köyüne revizyon gören 364 ila 444 sayılı parseller olduğunun tapu kayıtlarından anlaşılacağını, Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin karar başlığında davacıların Hazine dışındaki hissedarların kimler olduğunun yazılı olduğunu, bu isimlerin tapudan gelen cevabi yazıda ve ekte bir başka dosyaya sunulan bilirkişi raporunun eklerinde belirtilen parsellerin maliklerinin arasında bulunmadığını, 01.07.2008 tarihinde kesinleşen Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararı ile kök tapu miktarı olan 1.838.000 m² dışındaki miktarın yolsuz olduğunun anlaşılacağını, davacının ... ve ... Köylerine revizyon gören tapu maliklerinden olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

  2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece ret kararına karşı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilirken taşınmazın değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretinin bile altında bir değer belirlendiğini, davacı tarafından terditli açılan davada tapu iptali ve tescil ve tazminat talebinin reddine karar verildiği dikkate alındığında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının vekâlet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Antalya ili, Aksu ilçesi, ... Köyünde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği ancak kararda tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada taşınmazın ... ve ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarihli ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tâbi tutulduğu, maliklerin talebi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün 19.07.1968 tarihli ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü; ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında söz konusu tapu hiçbir parsele revizyon görmeyerek kayıt kapsamındaki alanın 229 parsel olarak makilik vasfıyla Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili Antalya Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı, 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber öncesinin Devlet Ormanı olması nedeniyle tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra eldeki davanın açıldığı; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin aynı taşınmaz yönünden verdiği 10.05.2018 tarihli ve 2016/10080 Esas, 2018/1754 Karar; 10.05.2018 tarihli ve 2016/7915 Esas, 2018/3621 Karar; 13.03.2018 tarihli ve 2017/6530 Esas, 1749 Karar; 01.03.2018 tarihli ve 2017/6272 Esas, 2018/1625 Karar; 15.02.2018 tarihli ve 2017/7369 Esas, 2018/1036 Karar sayılı ve Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 22.02.2023 tarihli ve 2022/12972 Esas, 2023/1652 Karar, 26.01.2023 tarihli 2022/10400 Esas, 2023/862 Karar, 05.04.2022 tarihli ve 2020/9144 Esas 2022/6357 Karar sayılı emsal kararlarında da açıklandığı üzere, somut olayda eski tapu kayıtları miktarı ile geçerli olduğu halde buna itibar edilmeden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izaley i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün arttırılması davası olmadığı; yapılan kadastro çalışmasında 229 parsel sayısında tespit gördüğü, itiraz üzerine tespite dayanak alınan tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu ve tapu miktarı kadar kısmın başka parsellerde tapu maliklari adına tespit ve tescil edildiği kabul edilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verildiği ve hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kapsamda tapu iptali ve tescil davası yönünden davacıların kayda dayalı haklarının bulunmadığı (Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 26/01/2023 tarihli ve 2022/10400 Esas, 2023/862 Karar sayılı ilamı), tazminat istemi yönünden ise 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre tapuda infaz yapıldığından somut olayda tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceği ve dolayısıyla 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu; davalı Hazine vekilinin vekâlet ücretine yönelik istinaf itirazı yönünden yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda ise; İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen maktu harcın da eksik olduğu ileri sürülmüş olmakla birlikte, davanın 2014 yılında 15.000,00 TL dava değeri bildirilerek ve 25,20 TL maktu karar ve ilam harcıyla açıldığı, yargılama sırasında tamamlanan bir harç bulunmadığı gibi karar tarihi olan 2018 yılında yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen vekâlet ücretinde bir isabetsizlik de bulunmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

  2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

  3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

  4. Değerlendirme

  5. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  6. Antalya ili, ... Köyünde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak, 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada, taşınmazın ... ve ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarihli ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tâbi tutulduğu, maliklerin talebi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün 19.07.1968 tarih ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacılar murislerinin bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği; ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davacıya ait tapu hiçbir parsele revizyon görmeyerek kayıt kapsamındaki alanın 229 parsel olarak makilik vasfı ile Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili Antalya Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı, 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber öncesinin Devlet Ormanı olması nedeniyle tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra 24.04.2014 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

  7. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de somut olayda 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

  8. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:28:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim