Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8096
2024/2773
7 Mart 2024
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/536 Esas, 2023/606 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/284 Esas, 2021/260 Karar
Taraflar arasındaki mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi Keziban Altındal'ın Antalya ili, Merkez ilçesi, ... köyü 229 parselinde kayıtlı olan taşınmazın 30.07.1968 tarihli 3444 yevmiye nolu işlemiyle rızai taksim sözleşmesi ile oluşan 98 nolu özel parsel olan 02.08.1972 tarihli ve 2 sıra nolu 177 cilt, 4130 yevmiye nolu taşınmazın 160000/3868800 hissenini satın aldığını, dava konusu ... köyü 229 parsel sayılı taşınmazın öncesinin ... Nisan 1330 ve Mayıs 1325 tarihli tapular olduğunu, Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen izale i şuyu davasında 11.01.1940 tarihli kararla taşınmazın büyüklüğü artırılarak 22.201.202 m² şeklinde malikleri adına tescil edildiğini, daha sonra Antalya Satış Memurluğunca satışa çıkarıldığını, Tapulama Komisyonunun 02.06.1981 tarihli kararıyla 229 parselin makilik vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, Antalya Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitine itiraz davası açıldığını, temyiz incelemesinden geçerek 01.07.2008 tarihinde kesinleşen bu davada 229 parselin Hazine adına tesciline karar verildiğini, davacıların ve diğer hak sahiplerinin 1838 dönümlük ilk tapu kaydı ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacıların ve diğer hak sahiplerinin taşınmazın 1944 yılındaki ihalede satın alan ... ve ... isimli kişilerden aldığını, davacıların ihale alıcısı konumunda ve Devletin yaptığı ihaleye güvenerek ve parasını ödeyerek satın alan kişilerin halefi olduklarını, tapu kaydının yitirilmesi nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, dava konusu 229 parselin kadastro sırasında Hazine adına tespit edildiğini, şahıslarca itiraz üzerine Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararıyla Hazine adına tescil kararı verdiğini, kararın kesinleştiğini, bu karara göre davacıların dayandıkları eski tapu ile 229 parselde mülkiyet haklarının olmadığının kesin hükme bağlandığını, Hazinenin herhangi bir sorumluluğunun olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında her hangi bir parsele revizyon görmemesi halinde tapu kaydının dayanağı yolsuz tescil olsa bile uğranılan zarardan Devletin sorumlu olacağını, Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararında Yargıtay ve İstinaf ilamları kararlarında da Varsak ve Koyunlara revizyon gören tapu kayıtlarının Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin 1940 tarihli 15/1 sayılı kararlarına istinaden yapılan 13.04.1944 tarihli ihaleyle oluşan 118 sıra sayılı tapu kaydından ifrazen geldiklerini, Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin karar başlığında davacıların Hazine dışındaki hissedarlarının kimler olduğunun yazılı olduğunu, bu isimlerin tapudan gelen cevabi yazıda ve ekte bir başka dosyaya sunulan bilirkişi raporunun eklerinde belirtilen parsellerin maliklerinin arasında bulunmadığını, 01.07.2008 tarihinde kesinleşen Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararı ile kök tapu miktarı olan 1.838.000,00 m² dışındaki miktarın yolsuz olduğunun anlaşılacağını, davacının Varsak ve Koyunlar Köylerine revizyon gören tapu maliklerinden olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Antalya ili, Merkez ilcesi, ... Köyünde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yoluyla ortaklığının giderilmesine karar verildiği; ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık arttırmada taşınmazın ... ve ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarihli ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tabi tutulduğu, maliklerin talebinin Tapu ve Kadastro Müdürlüğü’nün 19.07.1968 tarihli ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın 113 parçaya bölündüğü; 30.07.1968 tarihli 8 ila 120 sıra, 3444 yevmiye numaralı işlem ile 113 adet müstakil tapu oluştuğu; davacı murisi Keziban Altındal'ın bu ifraz sonucu oluşan tapulardan intikalen tescil yoluyla 02.08.1972 tarihli cilt 177, sayfa 31 ve 2 sıra nolu tapu kaydının maliki olduğu ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, davacılar murisine ait tapunun 229 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü, makilik vasfıyla Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit ve tescil edildiği ve bu taşınmazla ilgili olarak Antalya Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp, 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı; 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber, öncesinin Devlet ormanı olması nedeniyle, tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleştiği, somut olayda eski tapu kayıtları miktarı ile geçerli olduğu halde buna itibar edilmeden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izale i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün artırılması davası olmadığı, dolayısıyla 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararına göre tapuda infaz yapıldığından somut olayda tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğinden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluşmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, her ne kadar davanın reddi kararı nedeniyle İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olan 2021 yılında yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı taraf aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmetmek gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince davacılar aleyhine 14.400,00 TL nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olunması isabetsiz ise de istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapıldığı ve davacılar vekilince vekâlet ücretinde yapılan bu yanlışlık istinaf konusu yapılmadığından ve kamu düzenine aykırılık kapsamında da olmadığından düzeltilemeyerek davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
-
4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
-
4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu Antalya ili, Merkez ilçesi, ... köyü, Koca tarla mevkiinde bulunan taşınmazdan hisse satın aldığı, tapu kaydına göre 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davasında mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 1940/15 Esas, 1940/1 Karar sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada taşınmazın 23/40 hissesinin ... ve ... adına, 17/40 hissesinin de ... adına tescil edildiği, tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tabi tutulduğu, yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacının bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği, taşınmazın 1975 yılında orman kadastro çalışmaları ile 229 parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tespit gördüğü, tespite yapılan itiraz neticesinde Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2005/5 Karar sayılı kararı 229 parsel sayılı taşınmazın bütün olarak Hazine adına tesciline dair verilen karar Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin temyiz denetiminden geçerek 01.07.2008 tarihli ve 2007/3956 Esas, 2008/2954 Karar sayılı kararı ile kesinleştiği ve eldeki davanın 02.07.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
-
4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet sorumlu ise de somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06