Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8431
2024/1679
14 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/2358 Esas, 2023/1836 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/14 Esas, 2022/140 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi eski 2812 (yeni 29173 ada 11 ve 12) parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırılarak Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/434 Esas, 1965/132 Karar sayılı hükmü ile tapudan terkin edilip davalı idare adına tapuda tescil edildiğini, ancak kamulaştırma işleminden müvekkillerinin bu güne kadar hiçbir haberi olmadığından yapılan kamulaştırma işleminin usul ve kanuna uygun olmadığını, taşınmaza kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olduğunu, idareye uzlaşma başvurusunda bulunulduğu ancak bu konuda müvekkillerine menfi bir cevap verilmediğini belirterek şimdilik 1.000,00 TL dava tarihi itibari ile yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... Gazetesinde ve ... Gazetesinde ilana çıkarıldığını, kamulaştırma bedelinin de 491.119,50 TL olarak Ziraat bankasına yatırıldığını, Ankara 11. Noteri vasıtasıyla da 1963 yılında muhatap ...'ye tebliğ yoluna gidildiği ve Havadis gazetesinde 3 ayrı ilan verildiğini, tüm bunlara rağmen malik ...'nin idare ile anlaşmaya yanaşmadığını, akabinde Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/434 Esas sayılı dosyasında söz konusu parselin idare adına tesciline karar verildiği ve kamulaştırma işleminin tamamlandığını dava konusu taşınmaza müvekkil idarece kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, aksi yönde verilecek kararın davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden ve hakkaniyete aykırı olacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynı kuruma ait aynı kapsamdaki taşınmazlar için açılan davaların kabulüne dair kararların yargı denetiminden geçerek kesinleştiğini, noter tebliği yapılmadığından dolayı geçerli bir kamulaştırmadan bahsedilemeyeceğini, davanın yolsuz tescile dayalı tazminat istemine ilişkin olduğunu, 7201 sayılı Kanun'un uygulama imkanının bulunmadığı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararlarının dikkate alınmadığını, bedelin bu şekilde hesaplanmasının mülkiyet hakkının özüne zarar verdiği ileri sürülmüştür.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 1962 yılında alınan kamulaştırma kararı gereğince kamulaştırıldığı, takdir edilen kamulaştırma bedelinin Ziraat Bankası ... Şubesine 05.03.1963 tarihinde bloke edildiği, idare tarafından sunulan noter tebligatı çıkartıldığına dair belge üzerinde de tebliğe ilişkin bir şerhin bulunmadığı, 6830 sayılı Kanun'un 7 nci ve 8 inci maddeleri uyarınca adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, akabinde Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/434 132 sayılı ilamı ile 2812 parselin Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği, kesinleşen mahkeme kararı uyarınca taşınmazın idare adına tescilini müteakip yapılan imar uygulaması sonucunda taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra imar planında resmi kurum alanı olarak ayrılan 29173 ada 1 parsel sayılı taşınmaza şuyulandırıldığı, taşınmazın imar planında "Resmi Kurum Alanı" olarak ayrıldığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği ile "29173 ada 12 parselde yer alan resmi kurum alanında” kaldığı ve personelin kullanımına yönelik toplantı salonu, lokal, kafeterya, kütüphane, kuaför, lostra, kreş, eğitim, spor, sağlık ve ibadethane birimleri vb. sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir" şeklinde plan notu ilavesi yapıldığı, taşınmaza fiilen el atılarak imar planına uygun yapılaşmanın sağlandığı anlaşılmıştır. Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan incelemede, 10 yıllık saklama süresi dolduğundan imha edilen gurupta yer aldığından noter tebligatlarına ulaşılamadığının bildirildiği, bedelin muris yada davacılara ödendiğine dair belgelere ulaşılamadığı, davalı idare tarafından da dosyaya sunulan belgeler dışında başkaca belge bulunmadığının bildirildiği dikkate alındığında, tescil tarihi itibarıyla imarlı arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, emsaller ile dava konusu taşınmazın birbirlerine üstünlük oranları da kıyaslanmak suretiyle değerinin belirlenip, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenerek değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline dair kararda, aynı emsaller alınmak suretiyle yapılan değerlendirme sonucu tespit edilen bedellerin Dairemizin 2021/1372 Esas ve 2021/1374 Esas sayılı ilamları ile uygun bulunduğu, iş bu Dairemiz kararlarının Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2022/11712 Esas ve 2022/11030 Esas sayılı ilamları ile onanarak kesinleştikleri de dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiş, davacılar tarafından dava değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen tazminat bedeli üzerinden dava ıslah edilerek bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 7201 sayılı Yasa uyarınca Dairemiz kaldırma kararı yapılmış ve inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek kabul oranına göre yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmiş ise de bu hususta davacılar vekilinin açık istinaf talebinin bulunmadığı, bu hususun kamu düzenine ilişkin olmaması nedeniyle resen dikkate alınamayacağı da gözetildiğinde davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesine açılan iptal davasının sonucunun beklenmesi hususu ilave edilmek suretiyle istinaf dilekçesini tekrar etmiş, 15.08.2023 tarihli ek beyan dilekçesinde ise Geçici 15 inci maddenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
- Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; idare tarafından kamulaştırma işlemleri usulüne uygun yapıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, idare lehine kazanılmış hakkının oluştuğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2942 sayılı Kanun'un "Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti" kenar başlıklı geçici 6 ncı maddesinin birinci, ikinci ve altıncı fıkraları.
-
2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.
-
2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3, Geçici 15 inci ve Geçici 17 nci maddeleri.
-
16.11.2022 tarihli ve 7421/4 maddesi ile yapılan değişiklik sonrası eklenen ek fıkra ile birlikte Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan iptal kararı nedeniyle güncellenen Ek madde 3.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla... ” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak... " ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Bu durumda; eldeki davanın 09.07.2018 tarihinde açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; " Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine... "gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak dava konusu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihe göre kamulaştırmasız el atma olgusunun 04.11.1983 tarihinden önce gerçekleştiği gözetilerek dava konusu taşınmazın el atma tarihindeki niteliğine göre dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, (somut olayımızda tapuda adına tescil yapılan idare Maliye Hazinesi olup tescil tarihide 24.08.1965'dir.) değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki (24.08.1965) nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “karar tarihi” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan temyiz incelememize konu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin kararı usul ve kanuna uygun olup bu yönüyle onanması gerekmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sayın çoğunluğun kararının 2 No.lu değerlendirme paragrafında gerekçe gösterilerek ve dava konusu taşınmazın el atma tarihindeki niteliğine göre dava tarihi olan 09.07.2018 itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek BOZMA cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 14.02.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:24:09