Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/8798
2024/1122
5 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/2260 Esas, 2023/883 Karar
KARAR: Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2013/87 Esas, 2021/230 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, ... Mahallesi 165 ada 7 parsel sayılı 43.540 m² alanlı taşınmazın 487890/4203360 hissesinin müvekkillerinin murisi ... (... oğlu) adına kayıtlı olduğunu, bu murisin müvekkillerinden başka mirasçılarının bulunmadığını, muris ve onun mirasçıları olan ... ve ...'nun Türk vatandaşı olup Arnavutluk'ta vefat ettiklerini, murislerin Arnavutluk'ta iken dava konusu taşınmazın davalı tarafından 1986 yılında kamulaştırıldığını, bu kamulaştırma işleminden müvekkillerinin haberinin olmadığını, yapılan araştırmada Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/456 Esas, 2009/336 Karar sayılı dosyasında tapudaki hisselerin terkin edildiğinin öğrenildiğini, bu kararda müvekkillerinin taraf olmadığını ve tebligat yapılmadığını, bu bakımdan kamulaştırmanın kesinleşmediğini, terkin işleminin yolsuz ve usulsüz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava konusu taşınmazdaki müvekkillerinin hisselerinin bedelinin tespit edilerek şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bir kısmının müvekkili tarafından kamulaştırıldığını, taşınmazın 12775140/16813440 hisse malikleri adına ise kayyım İstanbul Defterdarlığı tarafından açılan tezyidi bedel davası neticesinde Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkmesinin 1987/60 Esas, 1993/530 Karar sayılı ilamı ile kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verildiğini ve söz konusu kararın 07.10.1994 tarihinde kesinleştiğini, bu karar üzerine tescilin sağlanması için müvekkili Belediye tarafından açılan tescil davası neticesinde Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/456 Esas, 2009/336 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın 12775140/16813440 hissesinin müvekkili Belediye adına tesciline karar verildiğini ve söz konusu kararın 15.01.2010 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın tapuda davacılar adına kayıtlı olmadığını, davacıların malik olmadıklarından dolayı bu davayı açma haklarının olmadığını, davacıların bedelsiz alacak davası açmalarının mümkün olmadığını, ancak tapu iptali ve tescil davası açmalarının düşünülebileceğini, çünkü davacıların malik durumunda olmadıklarını, ayrıca dava konusu taşınmazın ana arter (anayol) listesinde bulunan yollardan cephe almadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların murisi ...(...) için kayyım tayin edildiğini, kayyım tarafından açılan bedel artırım davasının kesinleştiğini, sonrasında idare tarafından açılan tescil davası sonucunda da taşınmazın idare adına tescil edilmiş olduğunu, taşınmaz ana arter yol olmadığından husumetin davacı idareye yöneltilemeyeceğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın bir kısmının davalı idare tarafından 1986 yılında kamulaştırılmasına karar verildiği, taşınmazın o tarihteki 12775140/16813440 hisse malikleri ve davacılar murisi ...(...) adına İstanbul Defterdarlığının kayyım atanmış olduğu, 24.12.1986 tarihinde kamulaştırma tebligatının usulüne uygun olarak kayyıma tebliğ edildiği ve kayyım İstanbul Defterdarlığı tarafından açılan tezyidi bedel davası neticesinde Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1987/60 Esas, 1993/530 Karar sayılı ilamı ile kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilerek söz konusu kararın 07.10.1994 tarihinde kesinleştiği, bu kez kesinleşen kamulaştırma işlemi nedeniyle davalı idare tarafından açılan tescil davası neticesinde Eyüp 1. Asliye Hukuk Muhakemesinin 2008/456 Esas, 2009/336 Karar sayılı ilamı ile dava konusu taşınmazın 12775140/16813440 hissesinin davalı idare adına tesciline karar verildiği ve taşınmazın idare adına tescil edildiği, taşınmazın kamulaştırılmasına karar veren davalı idare, üzerine düşen yasal yükümlükleri yerine getirmiş olup taşınmazın kamulaştırma işlemi kesinleştiği, bu durumda kamulaştırmasız el atmadan bahsedilemeyeceği, artırılan kamulaştırma bedeli de daha sonra kayyımlık kararının kaldırılmasını sağlayarak tescil davasına müdahil olan Vakıflar Genel müdürlüğüne ödenmiş olduğundan ortada kamulaştırmasız el atma bulunmadığı gibi bedel yönünden davalı idarenin herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden kararı kaldırarak yeniden karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1986 yılında yapılan kamulaştırma işlemine ilişkin müvekkillerine usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dolayısıyla kamulaştırma işleminin kesinleştiğinden bahsedilemeyeceğini, yasal anlamda kesinleşmiş bir kamulaştırma işleminin varlığından bahsedilemeyeceğini, dava konusu taşınmazın idare adına tescil edilmesinin yolsuz tescil niteliğinde olduğunu, taşınmaza fiili olarak davalı idare tarafından el atıldığından el atma bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”
-
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:26:01