Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/13949

Karar No

2023/2249

Karar Tarihi

9 Mart 2023

MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 774 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını kısmi dava olarak açmakta hukuki yararları bulunmadığını, tapu iptali ve tescile ilişkin davada taşınmazın değerinin belirlendiğini, orman şerhinin konulması ve kaldırılmasındaki tüm yetkinin orman idaresine ait olması hasebiyle davanın müvekkili idare açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat talebine konu herhangi bir hata veya eksiklik söz konusu olmadığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı tarafından 16.03.2016 tarihli ve 1315 yevmiye ile dava konusu 774 parsel sayılı taşınmaz satın alındığında taşınmaz üzerinde 17.07.1991 ve 06.05.2013 tarihli şerhlerin bulunduğunu, davacının bu şerhlerden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca açılan davalarda oluşan gerçek zarar neyse, tazminatın miktarının da o kadar olması gerektiğini, gerçek zararın; tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalma olduğunu, tazminat miktarı, zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı, zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse, aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydına 06.05.2013 tarihli ve 1824 yevmiye numaralı taşınmazın orman sınırları içinde kaldığına dair şerhin işlendiği, davacının taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın tapu kaydında bu şerh mevcut olduğu gibi davacının taşınmazı satın aldığı 16.03.2016 tarihli ve 1315 yevmiye numaralı resmî senette taşınmazın orman sınırları içinde kaldığının ve alıcının bu şerhin tüm hukuki vecibeleriyle birlikte aldığının belirtildiği, ayrıca dava konusu taşınmazı davacıya satan kişinin davacının eşi olduğundan evlilik birliği içinde taşınmazıın üzerindeki orman şerhinin bilmediği veya bilebilecek durumda olmadığının kabulünün iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklı davalardan Devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk olduğundan davanın reddine dair karar verilmesinin hatalı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini, davanın açıldığı tarihteki içtihatlar gözetildiğini, davacının adil yargılanma hakkını ve Anayasa ile korunan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini, nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarının da bu yönde olduğunu, dava konusu taşınmazı satan kişinin haklarına alan kişinin de sahip olması gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın evlilik birliği içerisinde eşler arasında satışa konu edilmek suretiyle dava hakkının aktarımının amaçlandığının gözetilmemesinin hatalı olduğunu, devreden malik şirketin tek yetkili temsilcisi olan Mesut Fıçıcıgil ile davacının 09.02.2018 tarihinde boşandığını, dava konusu taşınmazın satış tarihi olan 16.03.2016 tarihi itibarıyla evlilik birliğinin devam ettiğini, satıcı şirketin dava açma hakkını bertaraf edecek şekilde taşınmazı satış işlemine konu etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ayrıca davacı taraf yararına nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek usul ve kanuna aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taşınmazı, orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını gösteren şerh ile edindiği, buna göre Devlet Tapu Sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin, "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf isteminde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  3. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası.

  4. 4271 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesi.

  5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı ilâmında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

  6. Değerlendirme

  7. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  8. Dava konusu Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 774 parsel sayılı tarla nitelikli 3.235,18 m² yüzölçümlü taşınmaz ... İnşaat ve Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı iken davacı tarafından 16.03.2016 tarihinde satış yoluyla edinildiği, dava konusu taşınmaza 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2 A ve 2 B maddeleri gereğince 17.07.1991 tarihinde satılamaz şeklinde belirtme yapıldığı, ... Orman İşletme Şefliğince 06.05.2013 tarihli ve 1824 yevmiye numaralı işlemle orman şerhi konulduğu, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/121 Esas, 2018/389 Karar sayılı kararı ile taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırlarında kaldığı gerekçesi ile tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın istinaf edilmemesi üzerine 19.02.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 09.05.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

  9. Davacı dava konusu taşınmazı orman şerhi konulduktan sonra satın almıştır. Devlet tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin, "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devralan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

  10. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  11. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddi tazminat istemli davanın tamamının reddi durumunda tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

  2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 6 ncı bendinde geçen "43.112,61" sayısının hükümden çıkartılmasına, yerine "5.100,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapdüzeltilerekistinaftemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesionanmasınadereceortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim