Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3937
2023/10437
7 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/1746 Esas, 2023/192 Karar
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/521 Esas, 2021/635 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, Yenice Mahallesi 890 ada 7
parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı idare tarafından müvekkilleri aleyhine açılan davada Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda acele kamulaştırılmasına karar verilen dava konusu taşınmazın üzerindeki muhdesatların kamulaştırma bedelinin tespit edilerek idare adına tesciline karar verilmesinin istendiğini, kurumların İnşaat Emlak Dairesi Başkanlığının 13.04.2018 tarihli 4891546 sayılı yazıları gereğince ve yurt ihtiyaçlarının had safhada olduğundan bahisle müvekkillerine ait ... ilçesi, Yenice Mahallesi 890 ada 7 nolu parsel sayılı taşınmaz için Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/26 D.İş sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada tespit edilen bedelin taşınmaz maliklerinin hesabına yatırıldığını, el koyma kararı verildiğini, el koyma kararı doğrultusunda maliklerine ödeme yapıldığını, el koyma kararından sonra 2942 sayılı Kanun'un satın alma başlıklı 8 inci maddesi ve aynı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince işlem yapıldığını; ancak anlaşma sağlanmadığını, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan kısmının tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmesinin talep edildiğini, kamulaştırma kararı ile müvekkilinin Anayasa ile koruma altına alınmış olan mülkiyet hakkının gasp edildiğini, müvekkillerinin maliki oldukları 890 ada 7 parselin dedeleri tarafından satın alındığını, 1937 yılında inşa edilmiş 1955 yılında restorasyon gören altında 15 adet dükkan bulunan yüksek kira getirisi olan 5 katlı opera otelinin bulunduğunu, müvekkillerinin bu otele fiilen el konulması halinde maddi ve manevi zarara uğrayacaklarını belirterek, davacı idare tarafından açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepler
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal incelemesinin doğru olmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, kamulaştırılan taşınmazın yasal düzenlemede yapılan değişiklik nedeniyle ... Ankara İl Müdürlüğü adına tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
-
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflarınca açılan dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali davasında Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun iptaline kararın kesin olarak karar verdiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeyi ilgilendiren gerek Afet Riski alanlarına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı gerekse Ulus Tarihi Kent Merkezi yenileme projesi kapsamında Bakanlar Kurulunca alınan acele kamulaştırma kararının kesinleşen mahkeme kararları ile iptaline karar verildiğinden hukuki dayanağı ortadan kalkan işbu tespit ve tescil davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa girilecekse de tespit edilen m² birim bedelinin düşük olduğunu, müştemilat ve yapı bedelinin az olduğunu, ilk kamulaştırma bedel tespit davası olan 20.04.2018 tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanması gerektiğini, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz hakkında yurt ihtiyacı nedeni ile kamulaştırma kararı alındığı, davalı idare ile bedelde uzlaşma sağlanamadığından iş bu eldeki davanın açıldığı, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak, emsal ile dava konusu taşınmazın vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilmesinde, taşınmaz üzerinde bulunan yapıya resmi birim fiyatları esas alınarak ve yıpranma payı da düşülerek değer tespitinde ve tespit edilen bedelden acele el koyma dosyasında ödenen bedel mahsup edilmek suretiyle, bakiye kamulaştırma bedelinin faizi ile birlikte davalı tarafa ödenmesine, taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline, davalılar lehine davanın niteliği gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.
V. Temyiz Sebepleri
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
-
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası, 11 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 12 nci maddesi.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak üzerindeki yapıya resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülmek suretiyle değer biçilerek, adil ve hakkaniyete uygun olarak tespit edilen bedelin davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
-
Dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin 27.03.2018 tarihli ... Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetim Kurulunun 19.01.2018 tarihli kamulaştırma ve kamu yararı kararı ile kamu yararı kararının onayına ilişkin 29.03.2018 tarihli olur kararlarının iptaline ya da idare mahkemesinden alınmış yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar bulunmadığından davalı vekilinin dava konusu taşınmazın kamulaştırılmasının hukuki dayanaktan yoksun kaldığına ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
-
Davacı idare 5108 sayılı Kanun'a ekli (1) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamında kamu idaresi olduğu gibi davacı idarenin adına tescilini istediği ... Ankara İl Müdürlüğünün özel bütçesi olan kamu idaresi olmadığından kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili doğrudur.
-
01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Ne var ki, dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince iş bu dava 4 ay içinde sonuçlandırılmadığından tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi uygundur.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023. tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10 44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (davalılar Vekilinin 15.03.2023 tarihli temyiz dilekçesindeki; “kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasa'nın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.
Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 07.11.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:06:07