Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/4320
2024/570
18 Ocak 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2345 Esas, 2020/252 Karar
SUÇLAR: Rüşvet alma, rüşvet verme, nitelikli dolandırıcılık, denetim görevinin ihmali, zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜMLER: 1) Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2015/241 Esas, 2019/176 sayılı Kararı ile;
a) Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki nitelikli dolandırıcılık isnadının zimmet suçuna azmettirme olarak kabulüyle mahkumiyet,
b) ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan mahkumiyet,
c) ... hakkında zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve rüşvet alma suçlarından mahkumiyet,
d) ... hakkında zimmet suçuna yardım etme, ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, ... ve ... hakkında denetim görevinin ihmali suçlarından beraat,
-
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddi,
-
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 10.03.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı ek Kararı ile; katılan Hazine vekilinin sanıklardan ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, ... ve ... hakkında denetim görevinin ihmali suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarına yönelik temyiz isteminin reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince verilen temyiz isteminin reddine dair ek Kararın katılan Hazine vekili ve istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin asıl Kararın katılanlar vekilleri, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Bölge Adliye Mahkemesince, sanıklardan ... ile ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve ... ile ... hakkında denetim görevinin ihmali suçlarından verilen beraat kararlarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi gereğince kesin nitelikte olup temyizi kabil olmadığından temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararda isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki nitelikli dolandırıcılık isnadının zimmet suçuna azmettirme olarak kabulüyle verilen mahkumiyet, ... ve ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve rüşvet alma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında zimmete yardım etme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile katılan Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek kararın, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri ve ek kararı temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.06.2015 tarihli ve 2015/12337 Soruşturma, 2015/4483 Esas, 2015/447 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... ve ... hakkında rüşvet verme ve nitelikli dolandırıcılık, ... hakkında zimmete yardım etme, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, ... ve ... hakkında denetim görevinin ihmali, ... hakkında zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve rüşvet alma suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2019 tarihli ve 2015/241 Esas, 2019/176 sayılı Kararı ile; sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki nitelikli dolandırıcılık isnadının zimmet suçuna azmettirme olarak kabulüyle bu suçtan, ... ve ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve rüşvet alma suçlarından mahkumiyet, ... hakkında zimmete yardım etme, ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık, ... ve ... hakkında denetim görevinin ihmali suçlarından beraat hükümleri verilmiştir.
C. Temyiz incelemesine konu Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ç. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı ek Kararı ile katılan Hazine vekilinin sanıklardan ... ile ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve ... ile ... hakkında denetim görevinin ihmali suçlarından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarına yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Hazine vekilinin asıl Karar ile 10.03.2020 tarihli ek Karara yönelik temyiz sebepleri, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme ve araştırma ile usul ve yasaya aykırı olarak, yetersiz gerekçe ile verilen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın beraatine ilişkin kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerekirken, istinaf sebepleri dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve gerekçeden yoksun olarak istinaf başvurularının reddine karar verildiğine, sanıklardan ...'ün, eşi ...'nın elde ettiği haksız menfaatin ... Bujiteri, Tekstil, Giyim ve Aksesuarları İmalat İth. İhr. ünvanlı firma vasıtası ile aklanmasını sağladığına, eşinin üzerine atılı suçları işlemesinde yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle müsnet suça iştirak ettiğinin açık olduğuna, atılı suçu işlediği sabit olduğu halde istinaf taleplerinin reddine dair kararın bozulması gerektiğine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın denetim görevlerini ihmal ederek zimmete sebebiyet verme ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işledikleri dosya kapsamından açıkça anlaşılmasına rağmen hükmün sanıkların beraatine ilişkin kısmının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken istinaf taleplerinin reddine karar verildiğine, 3628 sayılı Kanun'un zoralım başlıklı 14. maddesi uyarınca, adli emanette kayıtlı eşyaların müsaderesine karar verilmesi gerektiği halde yerel mahkemece bir kısmının dosya arasında delil olarak saklanmasına bir kısmının ise kooperatife iadesine karar verilip buna ilişkin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğine ve sair hususlara,
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri, sanık ... hakkında zimmet suçu yönünden verilen beraat kararı ile diğer sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet kararlarına karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamında sanık ...'ün üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunduğuna, sanığın atılı suçları işlediğinin tüm raporlarla sabit olduğuna, eksik inceleme ile beraat kararı verildiğine, sanığın, eşi ...'nın elde ettiği haksız menfaati ... Bujiteri, Tekstil, Giyim ve Aksesuarları İmalat İth. İhr. ünvanlı firma vasıtası ile aklanmasını sağladığı hususunun sabit olduğuna, diğer sanıklar yönünden ise suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, eylem sayısı ve süreleri, meydana gelen kamu zararının ağırlığı, suçun önem ve değeri dikkate alındığında üst sınırdan ceza verilmesi gerekirken eksik ceza tayin edildiğine, suç nedeniyle oluşan kamu zararının karşılanmamış olmasının sanıkların pişmanlık göstermediklerini ortaya koyduğuna, bu nedenle sanıklara verilen cezaların eksik olup, eksik inceleme sonucu verilen usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ve sair hususlara,
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zimmet suçunun oluşabilmesi için malın zilyetliğinin devredilmiş olması gerektiğine, müvekkiline zilyetliği devredilmiş bir mal bulunmadığına, usulsüz kesimin yapıldığı dönemde kesim ihalesinin Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine verilip orman işletmesinin, suça konu emvallerin kesildiği orman alanını kooperatife zimmetlediğine, bu amaçla kooperatif yönetimi ile sözleşme imzalandığına, usulsüz kesimlerin yapıldığı dönemde kesimin yapıldığı bölgenin müvekkilinin zimmetinde bulunmadığına, bu sebeple müvekkili aleyhinde zimmet suçundan dolayı ceza verilmesinin mümkün olmadığına, usulsüz kesimin yapıldığı iddia olunan orman bölgesinde keşif yapılmadığına, orman işletmesi tarafından tutulan tutanakların doğru kabul edildiğine, bu kadar fazla miktarda ağacın kesilmesinin mümkün olmadığına, iddia olunan miktarda ağacın kesilmesi halinde bu bölgede ağaç kalmaması gerektiğine, geçmiş yıllarda bu bölgede kesilen tüm ağaçların müvekkili üzerine yıkılmaya çalışıldığına, bilirkişi raporunun varsayıma dayalı olduğuna, bilirkişinin usulsüz kesim yapılan yeri ve ağaçları hiçbir zaman görmediğine, bu sebeple raporun hukuki denetime elverişli olmadığına, orman alanlarının orman muhafaza memurları arasında paylaştırıldığına, usulsüz kesim yapılan bölgenin koruma ve gözetim yükümlülüğünün hangi orman muhafaza memurunda olduğunun belli olmadığına, bu hususta yeterli araştırma yapılmadığına, rüşvet alma suçu yönünden soyut kabul dışında dosyada hiçbir delil bulunmadığına, rüşvet verenin dahi belli olmadığına, kararın çelişkili olduğuna, resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı yapılan incelemenin eksik olduğuna, suça konu belgelerin üst nüshaları dosya içerisine alınmadan, sahtecilik iddiası ile ilgili gerekli araştırma yapılmadan verilen kararın bozulması gerektiğine,
Sanık ...'in temyiz sebepleri, 2013 yılının yedinci ayında sanık ... ile birlikte kooperatif yönetimine seçildiğine, görevde olduğu sürenin toplamda dört ay olduğuna, suçlamaların 2012 2013 yılları arası dönemi kapsadığına, sanık ... tarafından kesilen nakliye tezkerelerinde imzasının bulunmadığına, suçlamaları kabul etmediğine,
Sanık ...'nin temyiz sebepleri, orman muhafaza memuru gözetimi altında, kooperatif başkanının bilgisi dahilinde yapmış olduğu tümüyle yasal nitelikteki nakliyelere suç isnadında bulunulmasını kabul etmediğine, istinaf başvurusunun esastan reddedildiğine, kararın bozulması gerektiğine,
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, mahkemece verilen kararın usule ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğine, zimmet suçunun maddi ve manevi şartlarının oluşmadığına, bilirkişi raporunun varsayıma dayalı olduğuna, bilirkişinin usulsüz kesim yapılan yeri ve ağaçları hiçbir zaman görmediğine, bu sebeple raporun hukuki denetime elverişli olmadığına, rüşvet verme suçunun da maddi ve manevi ögelerinin oluşmadığına, kararın çelişkili olduğuna,
Sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz sebepleri, müvekkillerinin üyeliklerinin bulunduğu kooperatifin şartnameler uyarınca kesim yapan bir kuruluş olduğuna, müvekkillerinin kamu görevlisi sıfatı ile çalıştıklarına ve ilgili kurumlardan direktif alarak faaliyetlerini sürdürüp, orman muhafaza memuru tarafından kendilerine gösterilen alanlara ilişkin kesim faaliyetlerini yürüttüklerine, bunun dışında kesim yapması veyahut başkaca bir faaliyet yürütmesi mümkün olmayan kurum üyelerinin hüküm giymiş oldukları zimmet suçunu işlemiş olmalarının mümkün gözükmediğine, bahsi geçen bölgede yıllardan beri çeşitli şekilde zaten kaçak kesimler yapılmış olup soruşturma sonrasında yıllardan beri süregelen bu kesimlerin tamamının faturasının müvekkillerine çıkarıldığına, üretim yapılacak sahanın gösterilmesi, kesim ve ürünleri denetleme hususunda yetkili ve görevli olan ve nakliye tezkereleri ile üretim yapılan metaların nakliyesini sağlayanın orman muhafaza memurları olup müvekkillerinin görevli oldukları kooperatifin yalnızca belirlenmiş sınırlar içerisinde kesim işlemlerini gerçekleştirdiğine, müvekkilleri aleyhine açılmış olan icra takiplerinden anlaşıldığı şekli ile borçlu durumda olduklarına, bu borçlarını dahi ödeyemediklerine, müvekkilleri veya yakın çevreleri ile aile bireylerinde de herhangi bir mal varlığı artışı tespit edilmediğine, müvekkillerinin zimmetlerine geçen herhangi bir mal veyahut ekonomik bedel bulunmadığına, bir başkasının zimmeti hususunda da bir belirleme bulunmadığına, sanık ...'nın eşinin malvarlığında meydana gelen artışın müvekkilleri ile bağdaştırılamayacağına, zira bu kişiler ile müvekkilleri arasında herhangi bir bağlantı bulunmayıp dosya içerisinde de buna dair delil bulunmadığına, mahkemece nakliye tezkerelerindeki imzaların aidiyetlerinin tespitinin yapılmadığına, sanık ...'nın kısmi ikrarları ile nakliye tezkeresi ve fişlerinin gerçeklik ihtiva edilen fişlerin tekrar tekrar kullanılması sureti ile hazırlandığı dile getirilmişken müvekkillerine isnat edilen suçun vücut bulduğu hususunda hiçbir araştırma yapılmadığına, söz konusu bölgede yıllardan beri süregelen kaçak kesimler sonrasında orman mevcudunda zaten ciddi bir azalma gerçekleşmişken, yapılan bir soruşturma sonrasında sanki tüm kaçak kesimlerin 2012 ve 2013 yıllarında yapılmışcasına değerlendirilmesinin hatalı olduğuna, izinlere aykırı bir şekilde kesim yapıldığının belirtildiği yerlere ilişkin olarak keşif gerçekleştirilmediğine, ağaçların ne zaman kesilmiş olduklarının tespitinin keşif ile ortaya çıkabilecek mahiyette olduğuna ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanıklardan ...'ın Geyve Orman İşletme Müdürlüğü, Doğançay Orman İşletme Şefliği bünyesinde çalışan orman muhafaza memuru olarak görev yaptığı, ...'ın kendisinin eşi olduğu, ..., ... ve ...'in Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri, ... ve ...'nin aynı kooperatifin üyesi oldukları ve orman emvali ticaretiyle uğraştıkları, Geyve Orman İşletme Müdürlüğünün 2012 2013 yıllarında devlet ormanlarından kesim yapılması için Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine izin verdiği, 06.11.2013 tarihinde Orman İşletme Müdürlüğüne telefon yoluyla yapılan ihbar sonucunda yapılan inceleme ve yerindeki tespitler üzerine söz konusu kesim alanlarında usulsüz kesim yapıldığının ve üretim merkezlerine (fabrika/depo gibi) nakledilmiş olduğunun anlaşıldığı, kesim yapılan alanlardaki usulsüz kesim işleminin basit ve az miktardan ibaret olmayıp toplam 32.302 adet ağacın kesildiğinin, bunlardan 14.098 adedinin usulsüz kesildiğinin, usulsüz kesim yapılan bölmelerin sanık ...'ın görevli olduğu bölmeler olduğunun, usulsüz kesim yerlerinde kullanılan nakliye tezkerelerinin tamamının bu sanık tarafından düzenlendiğinin, orman emvalinin resmi satış dışı sevk edildiğinin ve çeşitli fabrikalara genellikle kayıt dışı satıldığının tespit edildiği, bilirkişi raporuna göre 2012 yılında toplam usulsüz kesim miktarının 11.334 ster, 2013 yılında 10.251 ster olmak üzere toplam 21.585 ster olduğu, usulsüz sevk edilmiş olan emvalin maddi değerinin 1.703.348,58 TL olduğunun anlaşıldığı, kooperatifin defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmamış olması sebebiyle bu usulsüz kesimlerle bağlantılı bir şekilde defter ve kayıtlardaki usulsüzlüğün de yer aldığının bilirkişi tarafından rapor edildiği, usulsüz kesim işlemlerinin kesim alanlarının idareye tesliminden sonra yapıldığının tespit edildiği ayrıca mal sahibi olarak Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tüzel kişiliğinin göründüğü ve nakliye tezkerelerinin bu kooperatif adına düzenlenmiş olduğu, bu haliyle kooperatifin başkan ve üyelerinin usulsüz kesimlerden haberlerinin olmamasının mümkün olmadığı, usulsuz kesim yapılan emval ile ilgili nakliye tezkerelerinin tamamının sanık ... tarafından kesilmiş olduğunun belirlendiği, sanığın müdafiinin de hazır bulunduğu Geyve Cumhuriyet Başsavcılığındaki 24.03.2015 tarihli ifadesinde eylemlerini kısmen ikrar ederek ... ve ...'ın kendisine kamyon başına 200 300 TL para verdiklerini ve böylece gerçeğe aykırı nakliye tezkeresi düzenlemiş olduğunu ayrıca sanıklar ..., ... ve ...'in bu olaylardan haberdar olduklarını ikrar ettiği, usulsüz sevk edilen emval miktarı gözetildiğinde ortalama 30 ster yüklenirse 1.050 adet kamyonun kullanılmış olacağı, sanığın belirttiği miktarlar dikkate alındığında yaklaşık 640 adet kamyon için toplam 160.000,00 250.000,00 TL haksız menfaat temin etmiş olacağının tespit edildiği, yapılan incelemelerde sanık ...'ın usulsüz olarak sevk edilen orman emvali için bazen mükerrer (daha önce kullanılan) nakliye tezkeresi düzenlendiğinin bazen ise tamamen gerçeğe aykırı olarak nakliye tezkeresi düzenlemiş olduğunun tespit edildiğinin sabit olduğu, böylece sanık ...'ın görevi gereğince kendisine tevdi ve teslim edilmiş olan ve koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan orman alanlarında Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından usulsüz olarak kesim yapılan alanlardan elde edilen toplam 14.098 adet ve 21.585 ster orman emvalinin haksız yere fabrikalara sevk edilmesi için kamyon başına sanıklar Erol ve Davut'tan 200 300 TL para alarak gerçeğe aykırı nakliye tezkeresi düzenlediği ve böylece görevi gereği düzenlemekle yetkili ve görevli olduğu resmi belgeyi düzenlerken zincirleme olarak sahtecilik yaptığı ayrıca bu nakliye tezkerelerini sahte olarak düzenlemesinin karşılığında kamyon başına sanıklar Erol ve Davut'tan 200 300 TL parayı yapmaması gereken bir şey için alarak zincirleme şekilde rüşvet alma suçunu işlediği, görevi gereğince kendisine tevdi ve teslim edilmiş olan ve koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan orman alanlarında Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından usulsüz olarak kesim yapılan alanlardan elde edilen toplam 14.098 adet ve 21.585 ster orman emvalini zincirleme olarak üçüncü kişinin zimmetine geçirdiği, sanıklar Davut ve Erol'un ise aynı şekilde zincirleme olarak rüşvet verme ve zimmet suçunu işledikleri kabul edilmiştir.
Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar Şerafettin, Nihat ve Kerim ile sanık ... ile bizzat muhatap olup para verdikleri anlaşılan sanıklar Erol ve Davut'un özgü suç olan zimmet suçunun işlenmesi için yani sanık ...'ın üçüncü kişi yaranına zimmet suçunu işlemesi için azmettirme yolu ile memura özgü suçu işlemiş oldukları dolayısıyla sanıklar Şerafettin, Nihat, Kerim ve Erol ile Davut'un zincirleme olarak azmettirme yoluyla zimmet suçunu işlemiş oldukları, sanık ...'nın ise görevi gereği kendisine devredilmiş olan ve korumakla yükümlü olduğu orman emvalini üçüncü kişilerin zimmetlerine geçirmesine göz yumarak bir başka kişi lehine zimmet suçunu zincirleme olarak işlemiş olduğu kabul edilmiştir.
Sanık ... hakkında zimmet suçuna yardım etme suçundan kamu davası açılmış ise de; kendisinin eşi olan sanık ...'nın zimmet içeren eylemlerine suça katılma şeklinde suçun işlenmesini kolaylaştırma ya da yol gösterme ya da araç gereç temin etme ya da suç işlendikten sonra yardımda bulunma gibi bir eylemi tespit edilemediğinden sadece bankada hesap açmış olması atılı suça iştirak olarak kabul edilemeyeceğinden suç eşyasının kabul edilmesi ya da suçtan elde edilen mal varlığının aklanması konusunda ise 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesine uygun olarak açılmış bir kamu davası bulunmadığı kabulüyle sanık hakkında beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A) Sanık ... Hakkında Zimmete Yardım Etme Suçundan Verilen Beraat Hükmü Yönünden;
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar vekillerinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
B) Sanıklardan ... ve ... Hakkında Rüşvet Verme Suçundan ve ..., ..., ..., ... ile ... Hakkındaki Nitelikli Dolandırıcılık İsnatlarının Zimmet Suçunu Oluşturduğu Kabulüyle Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden;
Geyve Sulh Ceza Mahkemesince sanıklardan ... hakkında 02.07.2012 tarihli ve 2011/13 Esas, 2012/258; ... hakkında 26.09.2011 tarihli ve 2010/151 Esas, 2011/226; ... hakkında 26.05.2011 tarihli ve 2010/221 Esas, 2011/164 sayılı Kararlar ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası gereğince ele alınması için ilgili mahkemelere ihbarda bulunulması yönünden mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2023 tarihli ve 2019/(Kapatılan)14 216 Esas, 2023/591; 08.12.2022 tarihli ve 2018/12 611 Esas, 2022/784; 30.06.2020 tarihli ve 2018/19 142 Esas, 2020/329 sayılı Kararlarında belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Nitekim Adalet Komisyonu raporunda bu husus; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, 'Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır' şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır" biçiminde ifade edilmiştir. Bu kuralın istisnaları ise 5237 sayılı Kanun'un "Suçların içtimaı" bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44. (fikri içtima) maddelerinde düzenlenmiştir.
765 sayılı Kanun'da, aynı neviden fikri içtima ile farklı neviden fikri içtima tek madde hâlinde ve Kanun'un 79. maddesinde düzenlenmiş iken 5237 sayılı Kanun'da bu iki hâl birbirinden ayrılarak, aynı neviden fikri içtima, zincirleme suçun düzenlendiği 43. maddenin ikinci fıkrasında, farklı neviden fikri içtima ise Kanun'un 44. maddesinde düzenlenmiştir.
Farklı neviden fikri içtima, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde "İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır" şeklinde düzenlenmiş olup hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir.
Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde non bis in idem kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, erime sistemini benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir.
Bu bağlamda, tek fiil veya bir fiilden ne anlaşılması gerektiğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilirse de, doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlâl edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki "tek bir fiil"i oluşturmaktadır.
5237 sayılı Kanun'un genel hükümleri arasında yer alan fikri içtima kuralları, şartlarının bulunması hâlinde kural olarak her suç için uygulanabilir ise de kanun koyucunun açıkça istisna öngördüğü hâllerde bu kuralın uygulanma ihtimali bulunmamaktadır. Nitekim aynı Kanun'un 212. maddesinde, sahte resmî veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması hâlinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacağı belirtilerek, açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanması engellenmiştir.
Bu anlatımlara göre, farklı neviden fikri içtimanın şartları, hareket ya da fiilin hukuki anlamda tek olması, tek fiille birden fazla farklı suçun işlenmiş olması, işlenen suçlarla ilgili kanunda açıkça fikri içtima hükümlerinin uygulanmasının engellenmemiş olması şeklinde belirlenebilecektir.
Belirtilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; sanık ...'ın sahtecilik fiilinin yanı sıra "menfaat temin etme" ve "kaçak orman emvalinin nakline imkan sağlama" şeklinde iki ayrı fiili bulunmakla 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi hükmünün uygulanma koşulları gerçekleşmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Diğer yandan sanıkların oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen, sanık ...'ı zimmet suçuna azmettirme eylemlerinin, sanık ...'ın fiillerinin basit bir araştırma ile ortaya çıkarılabilir nitelikte olması nedeniyle davranışın aldatıcı nitelikte kabul edilemeyeceği nazara alındığında basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma isteyen düşünceye de iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar vekillerinin, sanıklar ... ile ...'nin ve sanıklar ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.
C) Sanık ... Hakkında Zimmet Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden;
Sanığın oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen eylemlerinin kurum içi basit bir araştırma ile ortaya çıkarılabilir nitelikte olması nedeniyle davranışın aldatıcı nitelikte kabul edilemeyeceği nazara alındığında basit zimmet suçunu oluşturacağı gözetilerek tebliğnamede yer alan bu yöndeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanması yerine memuriyetten yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu hukuka aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
Ç) Sanık ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği ve Rüşvet Alma Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ayrıca aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği halde, belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ile gerekçeden yoksun şekilde hüküm kurulması,
Rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden, anlatımı ile olayların tüm yönleriyle ortaya çıkmasını sağlayan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme nazara alınarak; etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmek suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince bu bentteki hak ve yetkilerin tamamını kullanmaktan yasaklanması yerine memuriyet hak ve yetkilerini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmek suretiyle sınırlı uygulama yapılması,
Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan hükümde, temel cezanın belirlenmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası yerine 2014/2 olarak yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
-
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı ek Kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Hazine vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
-
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararında katılanlar vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
-
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararında katılanlar vekilleri, sanıklar ... ve ... ile sanıklar ..., ... ve ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
-
Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılanlar vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği ilk derece mahkemesince kurulan hüküm fıkrasının (14/a) numaralı bendinin, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin yedinci paragrafının, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek, "Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, 5 yıl süreyle bu hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
-
Gerekçe bölümünün (Ç) bendinde açıklanan nedenlerle katılanlar vekillerinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/2345 Esas, 2020/252 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye kısmen farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanıklardan ...'ın düzenlemiş olduğu sahte nakliye tezkereleri ve sahte satış yazıları ile Kamışlı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yöneticileri olan sanıklar ..., ... ve ... ile üyeleri ... ve ...'ın kaçak olarak kesilen orman emvalini nakletmelerine imkan tanıdığı ayrıca ... ve ...'dan bu işlemler karşılığında menfaat temin etmiş olduğu tüm dosya kapsamı itibarıyla sabit olup sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız somut olayda zimmet suçunun yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır:
Kanaatimizce, sanık ...'ın sahtecilik fiilinin yanı sıra "menfaat temin etme" ve "kaçak orman emvalinin nakline imkan sağlama" şeklinde iki ayrı fiili bulunmaktadır. Sanığın, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapmak için menfaat sağlama şeklindeki fiilinin 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında rüşvet alma suçunu oluşturduğu yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmakla birlikte, kaçak orman emvalinin nakline imkan sağlama şeklindeki fiili yönünden suça konu orman emvaline ilişkin yasal tevdi unsurunun gerçekleşmemesi nedeniyle zimmet suçunun yasal unsurları gerçekleşmediğinden, bu fiilinin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu kapsamında, kamu görevlisi olmayan sanıkların fiillerinin ise 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca özgü suç niteliğindeki bu suça azmettirme olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:29:27