Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/10741
2024/5409
9 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Rüşvet alma ve rüşvet verme, görevi kötüye kullanma ve bu suça iştirak, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık
HÜKÜM: Beraat, mahkumiyet, kamu davasının reddi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
EK TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE: İade, onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler ve kararlar temyiz edilmekle, dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ... ile rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar gören Hazinenin kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü gereğince de İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde anılan suçlar bakımından müdahil sıfatını kazandığına, sanıklardan ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek Hazine ve ... vekillerinin anılan kararlara ilişkin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararların verilmesi mümkün görüldüğünden dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle bahse konu suçtan verilen beraat ve kamu davasının reddi hükümlerini temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin vekili aracılığı ile anılan suç yönünden vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat ile ... hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin kül halinde zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik, katılan ... vekilinin sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan verilen beraat ile ... hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin kül halinde zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin müdafiinin sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık ... müdafiinin de vekalet ücretine münhasır temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Katılan ... vekilinin, 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebinde bulunması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususları karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek ek tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, sanık ... hakkında gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçundan zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Tebliğnamede isimlerine yer verilen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında temyiz bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet ve beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarına ilişkin olarak; taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı gibi suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, bu tipteki eylemlerin aynı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu” oluşturduğu nazara alındığında, kamu görevlisi olan sanıklara isnat olunan fiillerin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/1 3. madde ve fıkralarında düzenlenen görevi kötüye kullanma, kamu görevlisi olmayan sanıklara yönelik isnatların ise sübutu halinde özgü suç niteliğindeki bu suça 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak etme suçunu oluşturacağı, bu suçların kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1 e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, sanıklar hakkında beraat kararı verilen eylemler yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 06.04.2012 tarihli sorgular, mahkumiyet kararı verilen eylemler açısından ise zamanaşımını kesen son işlem olan 22.05.2014 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin dolduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanık ...'nın hükümden sonra 06.02.2023 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu hususun mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Bozmayı gerektirmiş, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:53