Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2413
2024/2649
7 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/41 Esas, 2015/24 Karar
SUÇ: Zincirleme olarak rüşvet alma ve rüşvet verme
HÜKÜM: Sanık ... hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama, bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığının başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı ancak Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5 95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, sanıklardan ... ve ...'ın kamu görevlisi olmadıkları ve haklarında rüşvet verme suçundan kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, adı geçen sanıklar hakkında atılı suçtan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma ... olmadığı anlaşılmakla, vekilinin sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... hakkında ise aynı suçtan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan Bakanlık vekilinin rüşvet alma, katılan Hazine vekilinin rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından verilen beraat, sanık ... müdafiinin bu sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri ile katılan Hazine vekilinin mahkumiyet hükmü yönünden vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (2709 sayılı Kanun) 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34/1, 230/1 ve 289/1 g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının; herkesi tatmin edecek, Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin ve değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerekmektedir.
Diğer yandan suç tarihlerindeki mevcut düzenleme de dikkate alındığında rüşvet suçu bakımından kamu görevlisi, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye vardığı anlaşma çerçevesinde menfaat sağlamalı, bu kapsamda suçun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşması bulunmalı, anlaşma da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olmalıdır. Bu suç bir karşılaşma suçu olduğundan, çok failli suçlardan olup, bir tarafta rüşvet veren, diğer tarafta ise rüşvet alan kamu görevlisi yer almakta ve suçun asli failleri bu kişiler olmaktadır. Rüşvet suçu menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edildiği anda tamamlanmakta ancak izlenen suç siyasetinin gereği olarak belli bir işin yapılması veya yapılmaması amacına yönelik menfaat sağlanmasını öngören bir anlaşmanın yapılması durumunda dahi rüşvet suçu tamamlanmış gibi cezaya hükmedilmektedir. Bu sebeple kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir işi yapması veya yapmamasına bağlı olarak kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlanması hususunda, kamu görevlisiyle iş sahibinin serbest iradeleri ile rızaları uyuşarak rüşvet anlaşması yapılması suçun oluşumu için yeterli olmakta, menfaatin sağlanıp sağlanmaması, miktarın tam olarak belli olup olmaması veya rüşvete konu işin yerine getirilip getirilmemesi suçun oluşumuna etki etmemektedir. Dolayısıyla rüşvet suçu yönünden sanıklar hakkında cezalandırma yoluna gidilirken rüşvet anlaşması hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde somut ve hukuka uygun delillerle ispatlanmalıdır.
Bu bilgiler ışığında temyize konu dava dosyası incelendiğinde; sanıkların da içlerinde yer aldığı bir kısım şüpheliler hakkında Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/420 Soruşturma numaralı dosyası üzerinden çıkar amaçlı suç örgütü kurma, bu örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet etme suçlarından adli soruşturma işlemlerinin yürütüldüğü, kaçakçılık suçundan iletişimin tespitine yönelik tedbir kararları neticesi elde edilen tape kayıtları gözetilerek kollukça yapılan araştırma ve sanık ... ile yapılan görüşme sonucu tutulan 25.04.2013 tarihli rapora göre suç örgütüne dahil olan kişilerin yakalanmalarını engellemek ve bu suça konu fiiller yönünden kaçak geçişleri kolaylaştırmak amacıyla kontrol noktalarında görevli kişilere menfaat sağlanmaya çalışıldığının değerlendirildiği, akabinde rüşvet suçundan sanıklardan yalnızca Necmettin hakkında teknik araçlarla izleme tedbirinin uygulandığı, devamında soruşturma dosyasının tefrik edilerek aynı Başsavcılığın 2014/949 Soruşturma numarasına
kaydedildiği ve 20.05.2014 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında rüşvet alma ve rüşvet verme suçlarından temyize konu kamu davalarının açıldığı,
Davaya dayanak iddianamenin başlangıç kısmında bir kısım kaçakçılık fiillerine ve tape kayıtlarına yer verildikten sonra yukarıda değinilen teknik araçlarla izleme kararına istinaden yapılan takipler sonucu sanık ...'in içerisinde gümrük kaçağı malzemeler olan araçlarının kontrol noktasından geçişini sağlamak amacıyla 25.04.2013, 09.05.2013 ve 10.05.2013 tarihlerinde sırasıyla 400, 200 ve 200 TL olmak üzere toplamda 800 TL para verdiğinin ve bu paralara yönelik el koyma işlemi gerçekleştirildiğinin belirtildiği, buna dair evrakın dosya içerisinde bulunduğu, bu kapsamda olayların 1 2 ve 3 şeklinde numaralandırılarak açıklandığı, adı geçen sanığın bu olaylar yönünden rüşvet verdiği iddia edilen kamu görevlilerinin haklarında rüşvet verme suçundan dava açılan sanıklar ... ve/veya ... olduğu yönünde bir anlatım bulunmadığı, aksine olaylar açıklanırken sanık ...'in rüşvet verdiği iddia edilen kamu görevlisinin "konuyla ilgili görevlendirilen personel" şeklinde ifade edildiği,
Dosya içerisinde yer alan savcı görüşme, el koyma ve tespit tutanakları ile diğer bilgi ve belgelerden görevlendirilen personelin polis memuru ... ... olduğunun, aynı memurun yukarıda değinilen 25.04.2013 tarihli raporda da imzasının bulunduğunun anlaşıldığı fakat iddia konusu olaylar yönünden rüşvete konu gümrük kaçağı ürünlerin ne olduğunun tespiti yahut yakalanıp yakalanmadığı hususlarında herhangi bir bilgi bulunmadığı ayrıca rüşvet suçunun tefrik edildiği soruşturma dosyasında kaçakçılık suçuna konu fiiller yönünden açılan kamu davasının akıbetinin de araştırılmadığı, buna yönelik Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden yapılan sorgulamada; sanıklar hakkında örgüt ve kaçakçılık suçlarından açılan kamu davalarının yargılaması sonucu Hakkari 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2016 tarihli ve 2014/117 Esas, 2016/110 sayılı Kararıyla beraatlerine hükmedildiği, kararların kaçakçılık suçu yönünden Yargıtay 18. Ceza Dairesinin, 12.11.2019 tarihli, 2019/3810 Esas ve 2019/15953 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu hususları bir bütün olarak nazara alındığında;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması, rüşvet anlaşmasına konu olduğu iddia edilen kaçakçılık fiillerinin somut olarak tespiti ve bu kapsamda suçun asli faillerinin belirlenebilmesi açısından öncelikle sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının akıbetinin araştırılarak ilgili dava dosyanın getirtilip incelenmesinden, buna göre rüşvet suçuna ilişkin olay tarihleri ile uyumlu kaçakçılık eylemlerinin tespit edilip bunlara dair elde edilen tüm bilgi ve belgelerin ... veya onaylı suretinin dosya içerisine alınmasından, 25.04.2013 tarihli kolluk raporuna göre mahkumiyete esas alınan olaylara dair suç tarihlerinden önce rüşvet anlaşmasına konu iş için sanık ... ile görüştüğü ve esasen rüşvet alma suçunun faili olmayıp rüşvet verme fiilinin ortaya çıkarılabilmesi maksadıyla hareket ettiği anlaşılan polis memuru ... ...'ın tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmasından, görüşme içeriklerine dair iletişimin tespiti kararlarının kaçakçılık suçundan alınmış olduğu gözetilerek sanıklar hakkında rüşvet suçundan alınmış iletişimin tespiti kararları bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa dava dosyasına eklenmesinden yok ise 5271 sayılı Kanun'un 138. maddesi kapsamında tesadüfi delil için aranan şartları taşıyıp taşımadığı irdelenerek şayet taşımıyorsa anılan tape kayıtlarının rüşvet suçu için kullanılamayacağı, sübutu kabul edilecek fiil ya da fiiller yönünden anlaşmanın tarafı gibi görünen polis memuru ... Kürşad'ın gerçekte rüşvet anlaşması yapma iradesi bulunmadığı ancak rüşvet verme eylemi yönünden teklifte bulunulduğunun kabulü durumunda icra hareketleri başlamış olacağından eylemin teşebbüs aşamasında kalacağı hususları da dikkate alınarak her bir olaya ilişkin rüşvet anlaşmasının konusu, varlığı ile faillerinin kimler olduğuna dair delillerin karar yerinde tartışılmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanık ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, mahkumiyet hükmü yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06