Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/5133

Karar No

2024/1256

Karar Tarihi

8 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2018/2128 Esas, 2018/2684 Karar

SUÇ: Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet, ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçuna azmettiren sıfatıyla iştirak etme

HÜKÜM: 1)İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 tarihli ve 2013/22 Esas, 2017/368 ... Kararı ile; zincirleme nitelikli zimmet ve bu suça iştirakten mahkumiyet,

2)İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 25.09.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2684 ... Kararı ile; düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 ... Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre sanıklar ..., ..., Haldun ve ... müdafiilerinin uygun görülmeyen duruşmalı inceleme taleplerinin 5271 ... Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca takdiren ayrı ayrı reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.10.2017 tarihli ve 2013/22 Esas, 2017/368 ... Kararı ile sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan, 5237 ... Türk Ceza Kanunu’nun (5237 ... Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 yıl 21 ay 22'şer gün hapis, ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmete azmettiren sıfatıyla iştirak etme suçundan, 5237 ... Kanun'un 38 inci maddesi delaletiyle 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 yıl 21 ay 22'şer gün hapis, ...'ın 5237 ... Kanun'un 37 nci maddesi delaletiyle 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2.Sanıklar müdafileri ile katılanlar ... ve Hazine vekillerinin istinaf talepleri üzerine dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2684 ... Kararı ile sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerindeki hesap hatası düzeltilerek sanıkların sonuç ceza olarak 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ..., ..., ... ..., ... ve ...'nın cezalarında 5237 ... Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca yarı oranında indirim yapılarak 3 yıl 10 ay 25'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, ... hakkında kurulan hükümde ise sanığın cezasında 5237 ... Kanun'un 39 uncu maddesi uyarınca yarı oranında indirim yapılarak 1 yıl 11 ay 12 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükümlerdeki 5237 ... Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında kamu görevlisi olan sanıkların 53 üncü maddenin birinci fıkrasındaki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına ilişkin hatanın 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (d) bendindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmalarına şeklinde düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ... müdafii; yüklenici Mepa inşaat şirketi ile kooperatif arasında yapılmış anlaşma uyarınca ödenen paranın hatalı değerlendirme ile zimmet olarak kabul edildiğini, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yapılan denetimlerde kooperatifin işleyişinde aksaklık tespit edilmediğini, bilirkişi raporunda zimmet miktarının varsayımsal olarak belirlendiğini, sanığın suç kastıyla hareket etmediğini ileri sürerek sanık hakkında eksik araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğundan bahisle mahkumiyet hükmünün bozulmasını talep etmiştir.

Sanıklar ..., ... ve Haldun müdafii; alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkillerinin uhdesinde kooperatife ait para bulunmadığını, müvekkillerinin kısa bir dönem yönetimde görev aldıklarını, hangi dönemde hangi miktarda parayı zimmetlerine geçirdiklerine ilişkin belirleme yapılmadan usul ve yasaya aykırı şekilde kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğini belirterek hükümleri temyiz etmiştir.

Sanık ... müdafii; kooperatifin mali müşaviri olan müvekkilinin atılı suçun faili olamayacağına, toplanan aidat miktarlarının hatalı belirlendiğine, tahsil edilemeyen aidatların yönetimin uhdesinde gibi göründüğüne, kooperatif fiilen arsa sahibi olmadığından ödenen %18 KDV miktarı ile anlaşmaya göre belirlenen müteahhitlik kârının maliyet hesabında dikkate alınmadan hesaplama yapıldığına ve belirttiği sair hususlar sebebiyle bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığına, sanığın suça ne şekilde iştirak ettiğinin gerekçeli olarak tartışılmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispat edilmediğine ve usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması istemine ilişkindir.

Sanık ... müdafii; kooperatifin gelir ve giderlerini hatalı hesaplayan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 02.06.2012 tarihli olağanüstü genel kurulda kooperatif yönetim kurulunca müteahhit firma yetkilisi ile anlaşarak düzenlenen protokol doğrultusunda yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, KDV tutarlarının maliyetlere yansıtılması halinde uhdelerinde para kalmadığının anlaşılacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte zimmet miktarı ile hangi sanığın hangi miktardan sorumlu olduğuna dair tespit yapılmadığını, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediğini, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

Sanık ... müdafii; sanığın atılı suça ne şekilde iştirak ettiğinin delillerle ortaya konulmadığına, bilirkişi raporlarında imalat nedeniyle ödenen KDV miktarı ile müteahhit kârı dikkate alınmadan hatalı hesaplama yapıldığına, hangi sanığın ne miktarda zimmetten sorumlu olduğunun belirtilmediğine ve eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yöneliktir.

Sanık ... müdafi; iddianamenin varsayımsal iddialara dayandığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, suçun unsurlarının oluşmadığını, sanığın azmettiren olarak atılı suçu işlediğine ilişkin delil bulunmadığını, kabule göre de 5271 ... Kanun'un 231 inci ve 5237 ... Kanun'un 51 inci maddelerinin uygulanma koşulları gerçekleştiği halde hatalı değerlendirme yapıldığını ve hükmün bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.

Sanık ... ... müdafii; şantiye şefi olan sanığın görev ve sorumluluğunun hak ediş düzenlemek olduğunu, bilirkişi raporlarında sanığın düzenlediği hak edişlerin dikkate alındığını, Narlıdere konutlarında inşaat maliyetinin altında hak ediş düzenlendiğini, hizmet sözleşmesi ile çalışan sanığın hangi eylemi ile zimmet suçuna iştirak ettiğinin karardan anlaşılamadığını, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığını ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir.

Sanıklar ... ve ... müdafii; sanıkların atılı suçu işlemediklerini, inşaatın birinci bölümünde zimmet fiilinin söz konusu olmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığını, ikinci bölüm inşaatında sanıkların işi devrederek ayrıldıklarını, mahkumiyet kararının yasaya aykırı olduğunu ve sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanıklardan ...'in 03.06.2004 20.10.2010 tarihleri arasında kooperatif başkanı, ...'nın 03.06.2005 28.03.2006 tarihleri arasında kooperatifte ikinci başkan ve yönetim kurulu üyesi, ...'nun 03.06.2005 07.02.2006 tarihleri arasında kooperatif muhasip üyesi ve yönetim kurulu üyesi, ...'ın 28.03.2006 20.10.2010 tarihleri arasında kooperatif ikinci başkanı ve yönetim kurulu üyesi, ...'in 28.03.2006 20.10.2010 tarihleri arasında kooperatif yönetim kurulu üyesi, ... ...'ün kooperatifin kontrol mühendisi olarak görev yaptıkları, ...'nın 30.07.2003 20.05.2004 tarihleri arasında kooperatif başkanı, 21.05.2004 03.06.2004 tarihleri arasında ise muhasip üye olup ayrıca ... ve ... ile birlikte ... isimli şirketi kurarak bu şirketin ortağı olduğu, ...'ın 17.10.2010 tarihine kadar kooperatifin muhasebe işlerini yürüttüğü, ...'ın kooperatifin sorumlu mühendisi ve aynı zamanda Öğünç Kooperatifi yönetim kurulu üyesi, Mepa İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketinin sahibi ve Kayısışehir Kooperatifinin ikinci etap Mavişehir konutlarının yapımı aşamasında yüklenici firma ortağı olduğu, ...'nın ise Kayısışehir Kooperatifinin birinci ve ikinci etabında kaba inşaat kalfası ve taşeron olarak çalıştığı, birinci etap Narlıdere inşaatlarında kooperatif üyelerinden beyan edilen harcamadan 742.688,00 TL fazla para tahsil edildiği, inşaat maliyetinden ise 378.800,26 TL eksik toplandığı, aradaki farkın sanıkların zimmetinde olduğu, ikinci etap ... inşaatlarında da üyelerden beyan edilen harcamadan 5.666.885,00 TL ve inşaat maliyetinden ise 11.486.396,61 TL fazla toplanan paranın sanıkların uhdesinde olduğu kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Kararların istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmamış, hesap ve uygulama hataları düzeltilerek istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

1.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 tarihli ve 2013/13 274 Esas, 2014/78 ... Kararında da belirtildiği üzere 5271 ... Kanun'un 225 inci maddesinin "Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir" hükmü karşısında, sanıklara isnat edilen "kooperatif adına arsa alımı yapılması gerekirken araya yüklenici firmaları soktukları bu sebeple 1.817.000,00 TL tutarında KDV ödenmesine dolayısıyla kooperatifin bu miktar zararına sebep oldukları" şeklindeki eylemin sübutu halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suçun düzenlendiği 5237 ... Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Dosya kapsamı ve Bölge Adliye Mahkemesinin sübutunu kabul ederek mahkumiyet hükmüne esas aldığı eylemlere göre suç tarihinin sanıklardan ... yönünden 07.02.2006, ... bakımından ise 28.03.2006 olduğu ve bu tarihten, istinaf incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;

Sanıkların atılı suçu kabul etmemeleri, kooperatif fiilen arsa sahibi olmadığından kooperatifçe ödenen %18 oranındaki KDV miktarı ile müteahhide ödenmesi kararlaştırılan %21 oranındaki kârın maliyet hesabında dikkate alınmadığı ve yeni yönetimce toplanan aidatların kendi dönemlerinde toplanmışçasına hesaplama yapıldığından uhdelerinde para kalmış gibi hatalı rapor düzenlendiğini savunmaları, teknik bilirkişi raporları arasında inşaat maliyetine ilişkin çelişki bulunması, hem inşaat maliyetini belirleyen hem de sanıkların uhdesinde para olup olmadığını tespite yönelik inceleme yapan 15.12.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda toplanan aidatlar ile ilgili denetime imkan verecek nitelikte inceleme yapılmaksızın belirlenen aidat miktarının esas alınması, raporun sonuç kısmında sanıkların zimmetinde bulunan miktarın ayrı ayrı tespitinin mümkün olmadığının belirtilmesi karşısında, iddia ve savunmaları karşılamayan raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı nazara alınarak; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi için suç dönemine ilişkin gelir gider evrakı dahil suça konu isnada ilişkin tüm kooperatif kayıtları ile varsa hukuk dava dosyaları temin edilerek mahkemece yapılan keşiflerdeki tespitler doğrultusunda sanıkların yönetimde bulundukları dönemde kooperatife ait inşaatta yapılan işlerin, kooperatif inşaatına ait plan, proje, metraj cetvelleri ve hak ediş raporları da dikkate alınarak suç tarihleri itibarıyla inşaatın fiziki gerçekleşme oranı, proje ile yapılan işlerle proje harici işlerin belirlenmesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının birim fiyatları esas alınarak toplam inşaat maliyetinin saptanması hususunda her yıl yapılan inşaatın o yılki birim fiyat ile çarpılması suretiyle inşaat maliyetinin belirlenmesine ilişkin ve önceki teknik raporlardaki çelişkileri giderecek şekilde inşaat konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınması sonrasında, sanıkların fiili olarak görev yaptıkları döneme ilişkin kooperatif ile yapılan alım, satım ve ödeme işlemlerine ilişkin evrakın, kooperatifin sağladığı hesaplara intikal ettirilmeyenler dahil tüm gelirler, inşaatlar için yapılanlar dahil tüm giderler, göreve başladıkları ve görevden ayrıldıkları tarihlerdeki banka ve kasa mevcutları ile tüm belgelerin temin edilip dava dosyasının tüm ekleriyle birlikte 2 Sayıştay emekli uzman denetçisi ve 1 inşaat mühendisinden oluşan yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek; kooperatifin suç tarihleri arasındaki tüm gelirleri ile teknik bilirkişilerce verilecek rapordaki tespitler irdelenerek tüm giderlerinin belirlenip karşılaştırılması ile suç tarihlerinde kooperatifin parasal işlemlerinin kim ya da kimler tarafından yürütüldüğü, kooperatif yöneticisi olmayan sanıkların eylemlere ne şekilde iştirak ettikleri hususları nazara alınmak, sanıkların savunmaları ile dosya arasındaki raporlar da değerlendirilmek suretiyle zimmetlerinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor alınmasından sonra eylemin basit mi nitelikli mi olduğu ve zincirleme şekilde işlenip işlenmediği hususları üzerinde de durularak sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Sanıklardan birinin yaptığı ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden bu ödemeye karşı çıkmayan diğer sanıkların da yararlanacağı gözetilerek; her bir sanığın sorumlu olduğu zimmet miktarı ayrı ayrı belirlenip Kooperatiften sanık ...'ın yaptığı ödeme miktarı sorularak 5237 ... Kanun'un 248 inci maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,

Sanık ...'ın geçmişi, yargılama sürecindeki davranışları lehine değerlendirilerek hakkında takdiri indirime ilişkin 5237 ... Kanun'un 62 nci maddesi uygulanmasına rağmen, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı halde bu gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde, geçmişinde yer alan kayıtlar ve dosyaya yansıyan kişilik özellikleri nedeniyle tekrar suç işlemekten çekineceği konusunda olumlu kanaat oluşmadığı gerekçesiyle aynı Kanun'un 51 inci maddesi ile 5271 ... Kanun'un 231 inci maddesinin uygulanmaması,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

C. Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde ise;

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'ın hükümden sonra 19.09.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 ... Kanun'un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR

1.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2684 ... Kararına yönelik sanıklar müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 ... Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

2.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;

Gerekçe bölümününün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2684 ... Kararının, 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

3.Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;

Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden sanık ... hakkında verilen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2128 Esas, 2018/2684 ... Kararının, 5271 ... Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek, 5271 ... Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsuçunazincirlemedüşmesinev.süreçazmettirensanıklardantemyiztevdiine...hakkındaiştirakniteliklihukukîzimmetolgularsebeplerigerekçevesıfatıylaetmebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:06

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim