Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/3906
2023/9157
26 Eylül 2023
...
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2012/116 Esas, 2013/156 Karar
...
...
HÜKÜMLER: Zincirleme olarak resmi belgede sahtecilik ve atılı diğer suçtan mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2013 tarihli ve 2012/116 Esas, 2013/156 sayılı Kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarından katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce davaya katılma talebinde bulunulması ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı vekilinin 29.04.2020 tarihli dilekçesinin, aleyhe temyiz iradesi içermediği, sadece katılma talebine yönelik olduğu ve bu itibarla incelemenin sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafii ile sanık ...'ın tayin olunan cezaların ayrı ayrı miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme taleplerinin 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.05.2012 tarihli ve 2012/5744 Soruşturma, 2012/2264 Esas, 2012/115 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında zincirleme nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü maddesi ile 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2013 tarihli ve 2012/116 Esas, 2013/156 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna, ... hakkında nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 43 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri
Kararın eksik inceleme ile verildiğine, atılı suçların sübuta ermediğine, menfaat elde etmediği kabul edilen müvekkilinin atılı suçlara ne suretle iştirak ettiğinin açıklanmadığına, özgü suç olan zimmet suçunun müvekkili tarafından işlenmesinin mümkün olmadığına, sahte olarak düzenlediği belirtilen belgelerin içerik itibarıyla doğru olup sadece vergi mevzuatı açısından değerlendirmesinin yapılabileceğine, bu nedenle sahtecilik suçunun oluşmadığına ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere ilişkindir.
B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri
Kararın eksik inceleme ile verildiğine, atılı suçların sübuta ermediğine, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğuna, müvekkilinin; uhdesinde kaldığı belirtilen miktardan daha fazla miktarda parayı yeni kurum müdürüne teslim etmesine rağmen bu durumun dikkate alınmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin gerekçesiz şekilde uygulanmadığına, sahtecilik suçunun hangi belgelerle işlendiğinin karar yerinde tartışılmadığına ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere dairdir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde ... Öğretmenevi müdürü olarak görev yapan sanık ... ile aynı öğretmenevinin muhasebe işlemlerini fiili olarak yürüten sanık ...'ın, 2006 ile 2010 yılları arasında öğretmenevine ait 111.932,36 TL parayı zimmetlerine geçirdikleri, 2010 yılında teslim aldıkları faturaları geçmişe yönelik düzenleyerek zimmetin açığa çıkmasını engellemek için defter ve muhasebe kayıtlarına işledikleri, böylece nitelikli zimmet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddialarıyla kamu davası açıldığı ve atılı suçlardan cezalandırılmaları yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanıklar haklarında üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de; sanık ...'ın aşamalardaki savunmalarında, şikayete konu edilen hususlardaki tüm gelir ve giderlerin resmi ve belgeli, geçmişe yönelik düzenlenen gider pusulası ve faturaların içerik olarak doğru olup sehven kayda alınmayan gelir ve giderler olduğunu, zamanında kayda alınmamış olan bu gelirlerin her zaman kasaya konulduğunu ve yine giderlerin de zamanında gerçekten harcandığını ayrıca kendisinin devir teslim yaparken dava konusu olan zimmet miktarından daha yüksek bir miktarı tutanaklar ile yeni öğretmenevi müdürüne teslim ettiğini belirtmesi ile sanık ...'nın sadece diğer sanığın getirmiş olduğu harcama belgeleri doğrultusunda belgeleri muhasebeleştirdiğini ve hiçbir şekilde uhdesinde para bulundurmadığını beyan etmesi karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılabilmesi açısından, suç tarihlerini kapsayan tüm bilgi, belge ve kayıtların getirtilmesinden sonra, mahkemece hükme esas alınan raporun müfettiş raporuna dayanılarak detaylı inceleme yapılmadan hazırlandığı ve bu itibarla hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı da nazara alınarak, dava dosyasının kül halinde Sayıştay emekli uzman denetçilerinden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetine tevdi edilerek, sanıkların savunmaları da irdelenerek zimmetlerinde para bulunup bulunmadığı, varsa miktarı hususlarında rapor alınması sonrasında hasıl olacak sonuca göre hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Öte yandan sanık ...'ın serbest muhasebeci yanında işçi olarak çalıştığı, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunun özgü suçlardan olup ancak kamu görevlisi olan ya da kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerce işlenebileceği, bu suça iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri de gözetilmeden, keza mahkemece her iki sanığın müdürlüğün muhasebeleştirilen belgelerinde muhasebe usulsüzlüğü yapılması hususunda sanık ...'nın menfaati olmadan iştirak halinde hareket ettiklerinin mahkemece kabul edilmesi karşısında, tamamlanmış suça iştirakin mümkün olmadığı nazara alındığında sanık ...'nın diğer sanığın zimmet eylemine ne şekilde iştirak ettiğinin ve buna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde gösterilip tartışılması gerektiği gözetilmeden, müşterek fail olarak kabul edilmesi suretiyle yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kamu görevlisi olan sanık ... hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu ile ilgili olarak yetkili merciden soruşturma izni alınması gerektiği nazara alınıp durma kararı verilerek soruşturma izni istenilmesi ve sonucu beklendikten sonra bu suça iştirak ettiği iddia edilen diğer sanıkla birlikte hukuki durumlarının yeniden takdir ve tayini gerekirken, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarihli ve 232 250 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle sanıklar tarafından düzenlendiği belirtilen sahte belgelerin asıllarının huzurda incelenmesi, gerekirse sahteliği ve iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca, sanık ...'ın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama süresindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususları içeren takdiri indirim hükmünün sanık hakkında uygulanma olanağı bulunup bulunmadığı karar yerinde tartışılıp gösterilmeden, gerekçeden yoksun biçimde verilen cezalarda takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Yüklenen zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında, aynı maddenin beşinci fıkrası gereğince verilen yasaklama kararına ilişkin sürenin, tayin olunan cezanın yarısından az olamayacağı gözetilmeden, 4 yıl 8 ay 8 gün yerine 4 yıl 8 ay 7 gün olarak eksik tayin edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.06.2013 tarihli ve 2012/116 Esas, 2013/156 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci ve 326 ncı maddeleri gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2023 tarihinde karar verildi.
...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:29:16