Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/2371
2023/7439
13 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2012/94 Esas, 2013/59 Karar
SUÇ: Basit zimmet, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Eylemin kül halinde zincirleme olarak basit zimmet suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet
Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2013 tarihli ve 2012/94 Esas, 2013/59 sayılı Kararının, sanık müdafii ve suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Adalet Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Zile Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.07.2012 tarihli ve 2011/888 Soruşturma, 2012/432 Esas, 2012/61 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında basit zimmet ve ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci ve 248 inci maddelerinin birinci fıkraları ile 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulaması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Zile Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2013 tarihli ve 2012/94 Esas, 2013/59 sayılı Kararı ile sanığa atılı eylemin zincirleme basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 248 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca sanığın 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık müdafiinin temyizi, mübaşir olarak çalışan sanığın para tahsili ve ödeme yapma yetkileri bulunmadığından bahisle zimmet suçunun oluşmayacağı ve adliye personeli olması gerekçesiyle ceza miktarında artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğu sebepleriyle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
B.Katılan ... vekilinin temyizi, sanık hakkında tavandan ceza verilmesi gerektiği ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmış olması nedenleriyle hükmün sanık aleyhine bozulması taleplidir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Zile Asliye Hukuk Mahkemesinde mübaşir olan sanığın, yazı işleri müdürünce mahkeme veznesinden reddiyat makbuzu ile çekilen mahkeme dosyalarına ait toplam 20.709,30 TL parayı ilgili birimlerin hesaplarına aktarmayıp uhdesinde tuttuğu kabul edilen somut olayda, sanığın zincirleme biçimde basit zimmet suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV.GEREKÇE
Mübaşirlerin parasal konulara ilişkin hukuki statülerini düzenleyen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki "Tutanak yazıcıları, mübaşirler bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar", 17 nci maddesindeki "Harç ve yargılama masraflarının tahsili işi kendisine verilmiş olan kalem şefi (yazı işleri müdürü) veya muavini vazife sebebiyle yerlerinden ayrıldıkları zaman iş sahiplerinin beklememesi için tedbir alırlar, bu tedbirleri reis veya hakimin tasvibine arz ederler" ve 33 üncü maddesindeki "Keşif ve tatbikat mahallinde şahit dinleme gibi mahkeme dışında yapılacak muameleler için iş sahibi tarafından evvelce yatırılmış olan ücret, zabıt katibi tarafından vaktinde vezneden veya Kalem Şefi veya Muavininden avans olarak alınır ve muamelenin yapılması sonunda hakimin izni ile müstehliklerine verilir. Parayı alanların imzaları, taalluk ettiği evrak altına alınır. Avans olarak alınan paranın mahsubu yapıldıktan sonra geriye bir miktar para kalırsa o parayı zabıt katibi vezneye yatırır; vezne bulunmayan yerlerde Kalem Şefi veya Muavinine verir. Bu memurlar artan veya kendilerine verilen parayı sahiplerine reddiyat makbuzu mukabilinde geri verirler. Bu işlerin yapılmamasından veya geciktirilmesinden zabıt katibi ve Kalem Şefi ve Muavini mesuldür" biçimindeki düzenlemelerle, daha sonra yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği ile Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelikte yer alan hükümler dikkate alındığında, Zile Adliyesinde Asliye Hukuk Mahkemesi mübaşiri olarak görev yapan sanığın, tebligat, bilirkişi ve sair yargılama masrafları olarak yazı işleri müdürü tarafından PTT kanalı ile ilgili yerlere göndermesi için reddiyat makbuzu ile kendisine verilen paraların posta idaresine teslimi hususunda görevlendirilmesinin yasal olarak mümkün olmaması karşısında, suça konu paraların kendisine görevi nedeniyle tevdi edilmiş sayılamayacağı ve bu nedenle sabit görülen eylemlerinde zimmet suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu niteliğinde olduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu sanık hakkında zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin 5 inci fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Zile Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2013 tarihli ve 2012/94 Esas, 2013/59 sayılı Kararına yönelik sanık müdafii ve katılan ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, değişik gerekçeyle ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.06.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:50:56