Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/6744

Karar No

2023/6726

Karar Tarihi

25 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2012/406 Esas, 2013/162 Karar

SUÇLAR: Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/406 Esas, 2013/162 sayılı Kararının, sanık ... ve müdafii, sanıklar ... ve ... müdafileri ile suçtan zarar gören vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Emniyet Genel Müdürlüğünün kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan kurulan hükmün, vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde bu sanık yönünden müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2017 tarihli, 2015/5 95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanıklar hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Emniyet Genel Müdürlüğünün katılma ve hükümleri temyiz hakkının olmadığı anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık ... ve müdafiinin, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini, katılan Emniyet Genel Müdürlüğü vekilinin sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Sanık ... müdafiinin tayin olunan ceza miktarına nazaran yasal koşulları bulunmayan ve süresinden sonra da vaki duruşmalı inceleme talebinin, 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi gereğince reddine, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.05.2010 tarihli ve 2010/59998 Soruşturma, 2010/21134 Esas, 2010/1107 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi, ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan aynı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2010 tarihli ve 2010/222 Esas, 2010/310 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'ın sübut bulan rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay, sanıklar ..., ... ve ...'nin sübut bulan ...'a rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına,

3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2012 tarihli Ek 2012/172058 sayılı yazısı ile 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un Geçici 2 nci maddesi uyarınca dosyanın mahkemesine iadesine,

4.Dairemizin 08.10.2012 tarihli ve 2012/10330 Esas, 2012/9961 sayılı Kararı ile mahkemesine iadesine karar verilip sehven Dairemize gönderilen dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

5.Temyiz incelemesine konu Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/406 Esas, 2013/162 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'ın sübut bulan ..., ... ve ...'dan rüşvet alma suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca her bir sanık yönünden ayrı ayrı olmak üzere 3 kez 3 yıl 4 ay, aynı sanıkların sübut bulan ...'a rüşvet verme suçundan aynı maddeler uyarınca 3 yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğu ve 63 üncü maddesi gereğince mahsup hükümlerinin uygulanmasına,

6.Dairemizin 10.09.2020 tarihli ve 2016/2124 Esas, 2020/12177 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan kamu davası açıldığı, 3628 sayılı Yasanın 18 inci maddesine göre İçişleri Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak 5271 sayılı Kanun'un 234/1 b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için dava ve duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği, diğer yandan aynı Kanunun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada İçişleri Bakanlığının duruşmadan haberdar edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın ilgili Bakanlığa haber verildiğini ve hükmün tebliğ edildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosya içine konulmasından, aksi halde anılan tebligat noksanlığının giderilerek tebellüğ belgesinin ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden, hükmün temyiz edilmesi halinde ise bu konuda ek tebliğname düzenlenmesinden sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine,

Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık ... müdafii 15.05.2013 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyiz talebinde bulunmuş, 08.09.2013 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edildiği halde gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.

Katılan Emniyet Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz sebepleri, yargılama aşamasında davadan haberdar edilmeyerek kamu davasına katılma ve karar karşı kanun yoluna başvurma haklarının engellendiğine, birden çok rüşvet alma suçu sübuta erdiği halde sanık ...'a verilen cezanın ve lehe indirim yapılmasının kabul edilebilir olmadığına, sanığın alt sınırdan cezalandırılmasının uygun olmadığına ve sair hususlara,

Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri, sürücü belgesi düzenleme görevinin bulunmadığına, menfaat temin etmediğinin dosya kapsamı itibarıyla sabit olduğuna, usulsüzlük tespit edilen belgeler hiçbir yerde kullanılmamakla herhangi bir zarara sebebiyet verilmediğine, hükme esas alınan kolluk ifadelerinin mahkeme savunmaları ile çürütüldüğüne ve sair hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Gölbaşı (Ankara) İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yapan sanık ...'ın, temin ettiği 1.000,00 TL menfaat karşılığında, sürücü belgesi almak için müracaat eden sanık ...'e hak etmiş olduğu B sınıfı sürücü belgesi yerine D E sınıfı sürücü belgesini sahte olarak düzenleyip verdiği, bu sanık aracılığı ile sanık ...'nın usulsüz sürücü belgesi alması karşılığında 1.500,00 TL'ye anlaştıkları, 500,00 TL paranın ...'a verilmek üzere ...'e verildiği, 1.000,00 TL parayı henüz veremediğinden sürücü belgesinin teslim edilmediği, sanık ...'nin suç tarihine kadar sürücü kurslarına birkaç defa yazılıp sınavı geçemeyip ehliyet alamamasından dolayı usulsüz sürücü belgesi almak için sanık ... aracılığı ile sanık ...'a verilmek üzere 2.000,00 TL'ye anlaştıkları, bu paranın 560,00 TL'lik kısmını vererek sürücü belgesi aldığı, böylelikle sanıklardan ...'ın rüşvet alma, ..., ... ve ...'nin rüşvet verme suçlarını işledikleri iddiasıyla cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır.

Mahkemece; iddia, sanıkların savunmaları, tanıkların beyanları, 30.03.2010 tarihli tutanak, ...'e ait 14388 sicil nolu dosyası ve tüm dosya kapsamına göre; ...'in, 31.08.2009 tarihinde B sınıfı sürücü belgesi almaya hak kazandığı ancak kayıtlarda D E sınıfı olarak görüldüğü, ...'nin sürücü belgesine ait bir dosyanın bulunmadığı, ...'nın sürücü belgesine ilişkin dosya ve bilgisayar kaydının olmadığının tespit edildiği, Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliğinde görevli polis memuru olarak görev yapan sanık ...'ın 1.000,00 TL karşılığında sanıklardan ...'e B sınıfı sürücü belgesi yerine D E sınıfı sürücü belgesi düzenleyerek verdiği, sanık ... ile usulsüz sürücü belgesi verme konusunda 1.500,00 TL'ye anlaştığı, bu paranın 500 TL'sini ...'nın ... vasıtasıyla ...'a yolladığı ancak kalan 1.000 TL'yi veremediğinden sürücü belgesini alamadığı, bu belgenin sanık ...'ın üzerinde yakalandığı, sanık ...'nin usulsüz sürücü belgesi almak için ... vasıtasıyla 2.000,00 TL karşılığında ... ile anlaştığı, bu paranın 560,00 TL'sini ... vasıtasıyla ...'a gönderdiği, karşılığında adına sahte düzenlenen sürücü belgesini aldığı, bu şekilde gerçekleşen olayda sanıklardan ..., ... ve ...'nin rüşvet verme, ...'ın ise rüşvet alma suçlarını işlediklerinin sabit olduğu kabulüyle mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.

IV.GEREKÇE

Uyap sisteminden yapılan sorgulamada Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2011/180 Esas, 2019/66 sayılı Kararı ile suça konu sahte sürücü belgeleri nedeniyle sanıklardan ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, ... ve ... hakkında bu suça iştirakten verilen mahkumiyet hükümlerinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 30.04.2021 tarihli ve 2019/1110 Esas, 2021/937 sayılı kesin nitelikteki, istinaf başvurularının esastan reddi kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan bu hususun araştırılması gerektiğine dair bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

A. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Rüşvet suçunun oluşabilmesi için failin görevinin gereklerine aykırı olarak bahse konu işi yapmasının veya yapması konusunda anlaşmanın sağlanması gerektiği, başka bir anlatımla yapılan işin failin görevine giren bir iş olması ve rüşvet sonucu yapılması istenilen belirli eylem ile failin görevi arasında mutlak bir bağın varlığının bulunması durumunda rüşvet suçundan söz edilebileceği nazara alındığında; sanığın suça konu sürücü belgelerini düzenleme yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle suç vasfının buna göre tayini gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli ve 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da benzer şekilde belirtildiği üzere, rüşvet suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı işlenen suçlar bölümünde düzenlenmiş olması karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin suçun mağduru değil, zarar göreni olacağı nazara alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesi uyarınca tek hüküm kurulup zincirleme suç nedeniyle aynı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle artırım yapılarak ceza belirlenmesi yerine, sanığın rüşvet alma suçundan üç kez cezalandırılması suretiyle fazla ceza tayini,

B. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;

Rüşvet suçu henüz resmi makamlarca öğrenilmeden, anlatımları ile olayların tüm yönleriyle ortaya çıkmasını sağlayan sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme nazara alınarak, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de;

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasıyla ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında sadece 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kullanmasından yasaklanmasına karar verilmesi yerine, hangi hak ve yetkiye ilişkin olduğu ve ne kadar süre ile hak yoksunluğu uygulanacağı gösterilmeksizin maddenin tümünü kapsayacak ve infazda tereddüt oluşturacak biçimde hüküm kurulması,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Emniyet Genel Müdürlüğü vekilinin sanıklar ..., ... ve ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/406 Esas, 2013/162 sayılı Kararına yönelik sanık ... ve müdafii, sanıklar ... ve ... müdafileri ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıklar ... ve ... yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.05.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararvermehukukîtemyiztevdiinesüreçv.rüşvetolgularsebeplerireddineıvgerekçevebozulmasınaalma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:59:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim