Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/2998
2023/5994
4 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2014/277 Esas, 2016/188 Karar
SUÇLAR: İcbar suretiyle irtikap (3 kez), ikna suretiyle irtikap (11 kez), icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Eylemlerin kül halinde zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkumiyet
Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2014/277 Esas, 2016/188 sayılı Kararının sanıklar müdafiileri, katılanlar ... vekili ile ... ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin adı geçen sanıklar hakkında verilen sonuç ceza miktarları dikkate alındığında yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında mağdur sayısınca icbar ve ikna suretiyle irtikap suçlarından da kamu davası açıldığı, bu nedenle katılan ...'un sadece kendisine yönelik icbar suretiyle irtikap suçunun doğrudan zarar göreni olduğu, dolayısıyla temyiz isteminin bu eylemle sınırlı olarak incelenmesi gerektiği, bunun dışındaki iddialar yönünden usulsüz olarak verilen katılma kararının temyiz yetkisi vermeyeceği kabul edilmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince katılan ...'un kendisine yönelik olmayan eylemlere ilişkin temyiz isteği dışında temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.05.2012 tarihli ve 2011/27532 Soruşturma, 2012/6757 Esas, 2012/436 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap (3 kez), ikna suretiyle irtikap (11 kez) ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunlukları uygulanması talebiyle ağır ceza mahkemesine kamu davası açılmıştır.
-
Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2012 tarihli ve 2012/251 Esas, 2012/319 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında eylemlerinin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğinden bahisle Konya (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir.
-
Konya (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin, 14.05.2013 tarihli ve 2012/1294 Esas, 2013/357 sayılı Kararı ile görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından tensip sonrası işin esasına girilerek birinci celsede deliller tartışıldıktan sonra sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesinin 5271 sayılı Kanun'un 4 ve 6 ncı maddelerine aykırı olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
-
Ortaya çıkan görev uyuşmazlığı sonucu Dairemizin, 12.03.2014 tarihli ve 2014/3021 Esas, 2014/2647 sayılı Kararı ile Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin değinilen görevsizlik kararı kaldırılmıştır.
-
Akabinde yapılan yargılama sonucunda Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2014/277 Esas, 2016/188 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 6 ay 7'şer gün hapis cezası karşılığı 3.740'ar TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği haklarında hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Sanıklar müdafiinin temyiz isteği, sanıklara ek savunma hakkı verilmeden icbar ve ikna suretiyle irtikap suçlarının görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasının ve haklarında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereği hak yoksunluğu uygulanmasının 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesine aykırı olduğuna, sanıklara zararı giderip gidermeyecekleri sorulmadan ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair yasal şartlar mevcut olduğu halde mahkumiyet kararları verilmesine, iddia makamının sadece sanıklar aleyhine delil toplayarak mevzuata aykırı davrandığına, katılan ... Bakanlığının sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmediğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, aynı dava konusu ile ilgili daha önce açılmış ve karara bağlanmış bir dava olduğundan mükerrer dava yasağı ilkesinin ihlal edildiğine ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere,
-
Katılan ... vekilinin temyiz isteği, sanıklara atılı icbar ve ikna suretiyle irtikap suçlarının yasal unsurları oluştuğu halde eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulünün hukuka aykırı olduğuna, sanıklara verilen hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine ilişkin şartların oluşmadığına ve temyiz aşamasında resen nazara alınacak sair nedenlere,
-
Katılan ...'un temyiz isteği, sanıklar hakkında daha yüksek ceza miktarı belirlenmesi gerektiğine, irtikap suçunun yasal unsurları oluştuğu halde görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırma yoluna gidilmesinin kanuna aykırı olduğuna, benzer eylemler nedeniyle daha önce hakkında ceza verilen sanık ...'ın cezasında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılmaması gerektiğine, sanıkların cezalarının seçenek yaptırıma çevrilmesinin usule aykırı olduğuna ve yine sanıklardan ... hakkında daha önce zimmet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen ilam yönünden mahkemece ihbarda bulunulması gerektiğine,
-
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği ise dosyadaki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanıklardan ... hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal şartları oluşmadığı halde adli para cezasına çevrilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde Konya Şoför, Nakliyeci ve Otomobilciler Esnaf Odası başkanı, başkan vekili ve yönetim kurulu üyeleri olan sanıkların oda adına araç plakası basım işlerinde İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonundan oluşan komisyonun belirlediği ve federasyonun bağlı odalarına bildirdiği ücret tarifesine ek olarak şikayetçi ve mağdurlardan yasal dayanağı olmayan ve ödemek zorunda olmadıkları hizmet bedeli adı altında ücret tahsil ettikleri, mağdurların böyle bir ücreti ödemek durumunda olmadıklarını bilmedikleri, şikayetçilerin ise bu hususu bildikleri ve tahsil edilen fazlaya ilişkin bedele itiraz ettikleri halde plakalarının mühürlenip verilmeyeceğinin söylenmesi üzerine mecbur kalarak istenen ücreti ödedikleri, hizmet bedeli adı altında tahsil edilen paraların oda adına gelir olarak kaydedilmesi ve bu iş için makbuz bastırılarak iş sahiplerine verilmesi sebebiyle eylemlerden oda başkanı, başkan vekili ve yönetim kurulu üyelerinin tümünün sorumlu olduğu, bu suretle şikayetçi sayısınca (3 kez) icbar suretiyle irtikap, mağdur sayısınca da (11 kez) ikna suretiyle irtikap suçlarını işledikleri, bunun yanında faiz gideri, işletme zararı ve araç satışından doğan zarar ile ödendiği yerler, ödeme miktarları ve alınan malın cinsi itibarıyla gerçek harcama olup olmadığı yönünde kuşku uyandıran ikram, temsil, konuk ağırlama, akaryakıt ve otopark giderlerinin bulunduğu, bu giderlerin odanın ilgili dönemindeki gelirlerinin yaklaşık %5'ine tekabül ettiği ve aşırı kabul edilmesi gereken harcamalar olduğu, sanıkların bu zarar ve giderler sebebiyle de görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddialarıyla haklarında kamu davası açılmış ve mahkemece eylemleri sabit kabul edilmiş ancak icbar ve ikna suretiyle irtikap suçları yönünden tahsil edilen paraların makbuz karşılığı alınarak odaya gelir kaydedilmesinden dolayı kendileri yararına haksız menfaat sağlamadıkları dolayısıyla suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, eylemlerinin kül halinde zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan cezalandırılmaları yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Haklarında mahkumiyet hükmü kurulan sanıkların yargılama konusu eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, oda başkanı, başkan vekili ve yönetim kurulu üyesi olan sanıklar hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında,
Sanık ...'ın hükümden sonra 20.04.2018 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince bir karar verilmesinde,
Zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
- Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle;
A. Katılan ...'un kendisine yönelik icbar suretiyle irtikap iddiası dışında kalan diğer iddialara ilişkin temyiz isteğinin,
B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiinin sonuç ceza miktarı itibarıyla koşulları bulunmayan duruşmalı inceleme talebinin,
5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 ve 318 inci maddeleri uyarınca, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
- Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2014/277 Esas, 2016/188 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiileri, katılanlar ... vekili ile ... ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, değişik gerekçeyle Tebliğname'ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:09:17