Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14964
2023/3256
23 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇLAR: İcbar suretiyle irtikap, ikna suretiyle irtikap, rüşvet alma
HÜKÜMLER: 1) Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/48 Esas, 2019/114 sayılı Kararı ile eylemlerin kül halinde zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet,
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 30.12.2019 tarihli ve 2019/3895 Esas, 2019/4387 sayılı Kararı ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 30.12.2019 tarihli ve 2019/3985 Esas, 2019/4387 sayılı Kararının sanık ve katılan bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5 95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanığa yüklenen suçlardan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre doğrudan zarar görmeyen Adalet Bakanlığının kamu davasına katılma ve hükmü temyiz hakkının olmadığı kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanığın hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrasınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanığın duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2017 tarihli ve 2017/1820 Esas, 2017/8201 Soruşturma, 2017/88 numaralı İddianamesi ile suç tarihi itibarıyla Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığında Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanık hakkında icbar suretiyle irtikap, ikna suretiyle irtikap ve rüşvet alma suçlarından son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
-
Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.12.2017 tarihli ve 2017/216 Esas, 2017/277 sayılı Kararı ile sanık hakkında, katılanlar ..., ..., ... ve şikayetçi ...'e yönelik ikna suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dört kez, katılan ... ve mağdur ...'ye yönelik rüşvet alma suçundan aynı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci ve yedinci fıkraları uyarınca iki kez, katılan ...'a yönelik icbar suretiyle irtikap suçundan aynı Kanun'un 250 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yargılanmak üzere son soruşturmanın Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinde açılmasına karar verilmiştir. Bahse konu karara yönelik itiraz Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin 15.01.2018 tarihli ve 2018/30 Değişik iş sayılı Kararı ile reddedilmiştir.
-
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/48 Esas, 2019/114 sayılı Kararı ile sanığın eylemlerinin kül halinde zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu kabulüyle 5237 sayılı Kanun'un 250 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 30.12.2019 tarihli ve 2019/3985 Esas, 2019/4387 sayılı Kararı ile düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; kararın öncelikle görev yönünden bozulması gerektiğine, yerel mahkeme kararının adalet müfettişinin hazırladığı fezleke ve son soruşturma için Salihli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen evrakın tekrarından ibaret olduğuna, kovuşturma sürecinde gerçekleşen olaylara hiçbir şekilde değinilmediğine, şikayetçi sanık olması gerekirken şikayetçi olarak dinlenen kişilerin beyanlarının tekrarı ile karar verildiğine, resmi görevi haricinde bu kişiler ile yüz yüze görüşme veya telefonla irtibatının bulunmadığına, mahkeme kararında tanık olarak belirtilen kişilerin şikayetçiler tarafından anlatılanları aktaran kişiler olduğuna, kendi bilgi ve görgülerinin bulunmadığına, şikayetçilerin sabıkalı ve sabıkalı kişilerin yakınları olduğuna, tanıkların bu kişilerin akrabası veya para alışverişi olan kişiler olduğuna, infaz dosyaları incelendiğinde hukuka aykırı işlem yapmadığının görüleceğine, yatılacak cezaevi konusunda yetkisinin olmadığının şikayetçiler tarafından açık ve net şekilde bilindiğine, yapılacak işlemleri çok iyi bildiklerine, ilk günden itibaren bu kişilere şüpheli sıfatı verilmeyerek belli amaçlar için korunmaya alındıklarına, bu kişilerin rüşvet veren olarak sanık sıfatı ile dinlenmeleri halinde maddi gerçeği itiraf edeceklerine, birlikte görev yaptığı başsavcının aralarındaki husumet nedeniyle bu kişileri maşa olarak kullandığına, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre icbar ve ikna boyutuna varan davranışının bulunmadığına, tüm ödemelerin Mal Müdürlüğüne makbuz karşılığında yapıldığına, elden para verme iddialarının asılsız, soyut, yönlendirilmiş anlatımlardan ibaret olduğuna, lehine 5237 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması gerektiğine, katılanlardan Ramazan’ın şantaj yaparak para isteyen, ...’in para verir ise lehine ifadesini değiştirebileceğini ifade eden kişiler olduğuna, ...'un kendisinden para talep ettiğine, mağdur ... ile katılan ...'ın kendilerinin adliyede yönlendirildiğine, bir an önce adliyeden kurtulmak için beyanlarını okumadan imzaladıklarını beyan ettiklerine, diğer katılanın soyut beyanından başka delil bulunmadığına, eksik soruşturma ile hüküm kurulduğuna, dosyada rüşvet anlaşmasına dair delil bulunmadığına, teşdiden ceza verilmesine ilişkin dosyaya yansımış gerekçe bulunmadığına, yasal gerekçeden uzak şekilde hakkında takdiri indirim uygulanmadığına ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Alaşehir Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanığın, 16.07.2014 24.06.2016 tarihleri arasında iş bölümü gereği infaz ile ilgili olarak görev yaptığı dönemde, infaz erteleme kararları karşılığında maddi menfaat temin ettiği, bu cümleden olarak katılan ...'in hakkında Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen kesinleşmiş 2 yıl 1 ay hapis cezası nedeniyle 18.04.2016 günü sanığın yanına geldiği ve aynı tarihli dilekçe ile infaz erteleme talebinde bulunduğu, hayvanlarının olduğunu, kurban bayramından sonra cezasını çekmek istediğini, hayvanlara bakacak ve satacak kimsenin olmadığını söylemesi üzerine 6 ay süreyle cezanın ertelenebileceğini ancak bunun teminat parası yatırmak şeklinde olabileceğini, 3.500 TL teminat parası getirirse ertelenebileceğini söylemesi sonrasında, katılanın aynı gün Tepeköy Tarım Kredi Kooperatifinden 3.500 TL kredi çekerek parayı makamında masasına bırakması üzerine sanığın belirtilen tutarı masadan alıp sayarak çekmecesine koyduğu, katılana jandarmayı arayıp araştırma yaptıracağını, 3 4 gün sonra yanına gelmesini söylediği ve fakat paranın iadesi hususunda herhangi bir şey söylemediği, 22.04.2016 günü yanına gelen katılana erteleme kararının hazır olduğunu söyleyip kalemden almasını sağladığı ve bu şekilde katılandan 3.500 TL alıp infaz erteleme kararı verdiği, katılan ...'un Buldan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 2 yıl 3 ay hapis cezasından hükümlü olması nedeniyle 2015 yılı Mart ayı içerisinde Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığından infaz erteleme talebinde bulunduğu, 2.500 TL parayı Mal Müdürlüğüne yatırdığı, 6 aylık erteleme süresi sona ermesine yakın yeniden Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gittiği, infaz savcısının değişmiş olduğunu gördüğü, odasına gittiği sanığa zor durumda olduğunu, eşinin yanlız kaldığını söylemesi üzerine sanığın "Teminatsız erteleme olmaz, 4.000 TL bul getir" dediği, katılanın çok zor durumda olduğunu, o kadar para bulamayacağını belirtmesine müteakip "O zaman 2.500 TL getir" dediği, 1.800 TL temin edip 3 gün sonra odasına gelen katılanın 1.800 TL para temin edebildiğini söylemesi üzerine sanığın bunu kabul etmeyerek "Ya 2.500 TL'yi getirirsin ya da ertelemen olmaz gider yatarsın" dediği, bunun üzerine katılanın ertesi gün 2.500 TL para ile yeniden adliyeye gelerek parayı temin ettiğini söylediği ve nereye yatıracağım diye sorması üzerine sanığın "Sen bana bırak ben yatırırım" dediği ve katılanın 2.500 TL parayı sanığa verdiği, bu şekilde 2.500 TL almak suretiyle infaz erteleme kararı verdiği, şikayetçi ...'in Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasından hükümlü olduğu, o dönemde yeni kamyon aldığı ve babasının Sarayköy Açık Cezaevinde yattığı, bu nedenle cezanın infazının ertelenmesi için Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığına gittiği, sanık ile yaptığı görüşmede babasının cezaevinde olduğunu, Denizli İstasyon Caddesi Garanti Bankasına borcu olup yeni tır aldığını söyleyerek erteleme talep ettiğini belirttiğinde, sanığın "Erteleme için teminat yatırman lazım" dediği, ne kadar teminat yatıracağını sorduğunda ise sanığın "Biz aslında erteleme vermiyoruz ancak bir kampanya başlattık, cezaevinde bulunan garibanlara para yardımı yapıyoruz, bunun için 5.000 TL yardım yapacaksın, 2.000 TL de Mal Müdürlüğüne teminat yatıracaksın, bu 5.000 TL'den kimsenin haberi olmayacak, süresinde teslim olmazsan 2.000 TL teminatın da yanacak" dediği ayrıca "Normalde biz erteleme süresini 6 ay, 6 ay toplam 12 ay olarak veriyoruz ancak sana baban cezaevinden çıkana kadar 10 ay erteleme vereceğim, sonra geldiğinde 2 ay daha veririm" dediği, şikayetçinin bu kadar para veremem durumumum iyi değil demesi üzerine sanığın "Teminatsız izin veremiyoruz, biz zaten senin söylediklerinin doğru olup olmadığını araştıracağız, önünde 1 hafta 10 günlük süre var" dediği, şikayetçinin adliyede bulunduğu sırada babasını telefonla aradığı ve durumu babasına anlattığı, parayı bulmak için uğraşırken durumdan kuzeni olan ...'a da bahsettiği, 11 gün sonra infaz kaleminden aranması üzerine yanında 7.000 TL para ile Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığına geldiği, sanığın odasına girip paranın hazır olduğunu söyleyerek 5.000 TL parayı verdiği, Mal Müdürlüğüne de 2.000 TL para yatırdığı ve erteleme kararını alarak adliyeden ayrıldığı, bu şekilde ilgiliden 5.000 TL para almak suretiyle infaz erteleme kararı verdiği, katılan ...'ın Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasından hükümlü olduğu için infaz erteleme talebinde bulunmak amacıyla Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığına giderek sanığın odasına girdiği, dilekçesini vererek çiftçilik yaptığını ve erteleme istediğini söylediğinde, sanığın "Para verirsen erteleme olur" dediği, katılanın ne kadar para gerektiğini sorduğunda ise "6.000 TL para gerekli, 2.000 TL'sini Mal Müdürlüğüne yatıracaksın, kalan 4.000 TL para ile askerlere kıyafet alınacak yardım yapılacak" dediği, ertesi gün katılanın tekrar adliyeye gelerek sanığın odasına girip parayı temin ettiğini söylemesi üzerine, sanığın "4.000 parayı ceketin cebine koy" dediği ve katılanın odada bulunan askılıkta asılı montun cebine 4.000 TL parayı bıraktığı, bir kaç gün sonra adliyeye gelerek Mal Müdürlüğüne 2.000 TL para yatırdığı ve erteleme kararını aldığı, bu şekilde 4.000 TL para almak suretiyle infaz erteleme kararı verdiği, görevinin sağladığı güveni kötüye kullanıp katılanları ve şikayetçiyi sağlamamaları gereken bir yararı sağlamaları gerektiğine inandırarak ve bu yapılan ödemeleri kendisine mal edinerek maddi menfaat sağladığı, katılanlar ve şikayetçinin sanığın sağladığı bu yararın hukuka aykırı olduğunu bilmeleri veya bilebilecek durumda olmamaları nedeniyle icbardan bahsedilmesinin de mümkün olmadığı dolayısıyla sanığın değişik zamanlarda farklı katılanlara ve şikayetçiye karşı ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği,
Mağdur ...'nin Alaşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasından hükümlü olması nedeniyle 2.000 TL teminat karşılığında 6 ay süre ile cezasının infazının ertelendiği, ertelemenin sona ermesine yakın 2. kez erteleme talebinde bulunmak için adliyeye gittiği, infaz savcısının değişmiş olduğunu görüp, sanığa oğlunun öldürülmesi ile ilgili ağır ceza mahkemesinde dosyasının bulunduğunu beyan ettiği, sanığın erteleme için 2.000 TL teminat yatırmasını söylemesi üzerine katılanın maddi durumunun kötü olduğunu belirttiği, bunun üzerine sanığın ne iş yaptığını sorduğunda katılanın meyve firmasında eksperlik yaptığını söylemesi üzerine sanığın "Bu sene kestane ve cevizi senden yeriz artık" dediği ve katılanın bu nedenle bir kaç gün sonra 10 kg civarında kestane ve cevizi sanığa teslim ettiği, bu şekilde infaz erteleme kararı verdikten sonra ilgiliden 10 kg ceviz ve kestane aldığı, kamu görevlisi ile rüşvet verenin bu hususta serbest iradeleri ile anlaştıkları, işin görülmesi karşılığında önceden bir anlaşmanın varlığı söz konusu olduğundan rüşvet anlaşmasının mevcut olduğu iddiasıyla rüşvet alma suçunu işlediği,
2015 yılı Ağustos ayı içerisinde taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezasından hükümlü ...'nın cezasının infazının ertelenmesi için yanına gelen babası katılan ...'ın talebini kabul etmesini müteakip 5.000 TL teminat karşığında 2 ay süre ile 11.09.2015 tarihinde infaz erteleme kararı verdiği, belirtilen erteleme kararı bittiğinde 2. kez erteleme yaptırmak için odasına gelen katılan ...'ın sanığa tarla işlerinin bitmediğini, tarlada patateslerin kaldığını, hayvanlarının bulunduğunu, bu nedenle 2. kez oğlunun cezasının infazının ertelenmesini istediğini belirttiğinde, sanığın katılana yevmiyeci tutmasını, o şekilde işlerini görmesinin daha ekonomik olacağını belirtilerek 2. kez erteleme yapmayalım dediği, bunun üzerine katılanın başkasının işi kendi işi gibi yapmayacağını belirtip oğlunun cezasının 2. kez ertelenmesi için ısrar etmesi üzerine, sanığın birkaç kez "Oğlan mı, para mı?" diye sorduğunda katılanın "Oğlum" dediği, buna müteakip sanığın katılana 5.000 TL para getirmesini söylediği, katılanın 2. erteleme kararı verilebilir düşüncesi ile 5.000 TL'yi elden vermesi üzerine, sanığın parayı alıp çekmecesine koyarak "Bu ikimizin arasında kalacak, oğlun dahil bu olayı kimse bilmeyecek" dedikten sonra "Git dışarda erteleme dilekçesi yazdır, ertelemeyi yapalım" dediği, aynı gün erteleme kararını alan katılanın 2 ay erteleme kararı verileceğini beklerken 4 ay süre ile erteleme kararı verildiğini görerek uzun süre erteleme verilmesinin, verdiği 5.000 TL karşılığında olduğunu düşündüğü, 4 ay sonra 2016 yılı Şubat ayı ortalarında ikinci erteleme kararının bitmesine birkaç gün kala yanına gelen ve tekrar erteleme kararı isteyen katılana, sanığın tekrar erteleme yapamayacağını, birkaç gün sonra erteleme süresinin bitiminde yanına gelmesini söylediği, erteleme süresi bittiğinde yanına gelen katılana 5.000 TL teminat parasını maliyeden alması için yazı yazacağını, teminat parasını alıp yanına gelmesini söylediği, 18.02.2016 tarihinde Mal Müdürlüğünden teminat parasını alıp gelmesini müteakip bu parayı kendisine vermediği takdirde oğlu ...'ın PKK'lıların yanına gideceğini, sıkıntı yaşayabileceğini, teminat parasını kendisine verirse oğlunu rahat bir yere göndereceğini, Salihli Açık Ceza İnfaz Kurumuna göndereceğini söylemesi üzerine, katılanın oğlunun rahat etmesi, sıkıntı yaşamaması için ilk erteleme kararında Mal Müdürlüğüne yatırıp çektiği 5.000 TL teminat parasını sanığa verdiği, onun da parayı alarak cebine koyduğu ve "On gün daha oğluna izin verdim, on gün daha gezsin" diyerek katılanı odasından gönderdiği, bu şekilde toplamda 10.000 TL alıp infaz erteleme kararları verdiği, sanığın doğrudan işin görülmesi karşılığında katılandan 5.000 TL para istediğini söylediği ve katılan tarafından da serbest iradesi ile bu teklifin kabul edildiği, bu suretle işin yapılması karşılığında serbest iradeleri ile anlaştıkları iddiasıyla rüşvet alma ayrıca görevine giren bir hususta maddi menfaat verilmez ise oğlunun kötü cezaevlerinde ve PKK'lılar ile kalacağını söyleyerek meydana getirdiği korkunun etkisi ile katılanın iradesini manevi baskı altında tuttuğu, katılan tarafından, sanığın istediği menfaatin hukuka aykırı olduğunun bilinmesine rağmen iradesi baskı altında tutulduğu için bu baskıdan kurtulmak amacıyla ve karşılaşabileceği daha ağır zararı bertaraf etmek düşüncesi ile sanığa çıkar sağladığından bahisle icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği iddialarıyla yüklenen suçlardan cezalandırılması talep edilmiştir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesince; kovuşturma sonucunda toplanan deliller, sanığın savunmaları, katılan, mağdur ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de katılanların ve mağdurun sanığa iftira atması için hiçbir sebep olmadığı anlaşıldığından ayrıca olayın ortaya çıkış şekli, tanık anlatımları ve sanık tarafından dosyaya ibraz edilen ses kaydı dikkate alındığında sanığın savunmaları suçtan kurtulmaya yönelik olarak değerlendirilerek itibar edilmediğinden, sanığın katılanlar ..., ..., ... ve şikayetçi ...'e karşı 5237 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan ikna suretiyle irtikap suçunu, mağdur ... ile katılan ...'a karşı ise aynı maddenin birinci fıkrasında tanımlanan icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği kabulüyle irtikap suçu ile korunan hukuki yarar karşısında bu suçun mağdurunun kamu olması ve sanığın mağdur olan kamuya karşı farklı zamanlarda, bir suç işleme kararı kapsamında, icbar suretiyle irtikap ve ikna suretiyle irtikap suçunu işlediği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanığın icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince; şikayetçi ...'in katılma talebinde bulunduğu ancak ilk derece mahkemesince katılma talebi hakkında karar verilmediği anlaşılmakla, aleyhe istinaf istemi bulunmadığından ayrıca Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararı yanlış yorumlanarak, 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (seçme ve seçilme ehliyetinden) uygulanmamasının infaz aşamasında gözetilebileceği dikkate alınarak eleştiri nedeni yapılmakla yetinildiği, Mahkemenin kararında eleştiri nedeni ve düzeltme yapılan husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların eleştiri nedeni ve düzeltme yapılan husus dışında kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından sair istinaf itirazlarının yerinde görülmediği kabulüyle hükmün 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulamasına ilişkin bendinin çıkarılarak yerine "Sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçu birden fazla işlediği anlaşıldığından eylem sayısı ve niteliği dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkra hükmü gereğince cezası 2/3 oranında artırılarak 12 yıl 16 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ilişkin hüküm fıkrasından sonra gelmek üzere de "5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında aynı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere 6 yıl 8 ay süre ile bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına," ibarelerinin eklenmesiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Rüşvet suçunun oluşabilmesi için bir rüşvet anlaşmasının bulunması, bu anlaşmanın da işin yapılmasından önce veya en geç yapılması anında olması gerektiği, sanığın mağdur ...'ye yönelik eylemi açısından taraflar arasında bir rüşvet anlaşmasının bulunmadığı ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 2009/5 167 Esas, 2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebirin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerektiği, somut olayın oluş şekline göre sanığın öğreti ve uygulamada kabul edildiği gibi Yasa'nın öngördüğü anlamda icbar boyutuna varan davranışlarının bulunmadığı, diğer yandan 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere haklı olan işin görülmesinden sonra kişilerden yarar sağlanmasının görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı nazara alındığında; sanığın yargılama konusu bu eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan sanığın yardım toplama görevinin bulunmaması karşısında, mahkumlara ve askerlere yardım yapılacağından bahisle katılan ... ve şikayetçi ...'den menfaat temin etmesi şeklinde sübut bulan eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 157inci maddesi kapsamında düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, hükümden önce 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi ile uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek dolandırıcılık suçunun da uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek şekilde ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması, temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde tayin edilmesi gerektiği nazara alındığında; sanığın, katılan ...'a yönelik eyleminin icbar suretiyle irtikap olarak kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı, katılanlar ... ve ...'a yönelik eylemlerinin de icbar suretiyle irtikap suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak mağdur ...'ye yönelik eyleminin icrai davranışla görevi kötüye kullanma, katılan ... ve şikayetçi ...'e yönelik eylemlerinin ise dolandırıcılık suçlarını oluşturması karşısında, yeni hukuki durum gözetilmek suretiyle sanık hakkında temel cezanın ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak olan artırımın 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki orantılılık ilkesine uygun şekilde yeniden belirlenmesi lüzumu,
Sanığa yüklenen suçlardan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan Adalet Bakanlığının istinaf talebinin reddine karar verilmesi yerine talebin kabulü ile hükmün sanık aleyhine olacak şekilde düzeltilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 283 üncü maddesine muhalefet edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
-
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
-
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (10). Ceza Dairesinin, 30.12.2019 tarihli ve 2019/3985 Esas, 2019/4387 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci ve 307 nci maddesinin beşinci fıkraları gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (10). Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:22:51