Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7740
2023/2742
15 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, ayrıca tebliğnamede haklarında görüş bulunan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz isteği bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kuşadası Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.12.2015 tarihli ve 2012/929 Soruşturma, 2015/3185 Esas, 2015/3166 numaralı iddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
2.Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/1039 Esas, 2016/610 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 51 inci maddesi uyarınca bu cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
3.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık hakkındaki yargılamaya konu suçun 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi kapsamındaki basit yargılama usulüne tabi suçlardan olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra yürürlüğe giren 25.06.2020 tarihli ve 2020/33 sayılı Kararı da nazara alınarak hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin 14.06.2016 havale tarihli dilekçesi; sanığın teknik bilgi sahibi olmadığı ve suç kastıyla hareket etmediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu hususlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suç tarihinde belediye meclis üyesi olan sanığın olumlu görüş bildirmiş olduğu 15.09.2011 tarihli imar komisyon raporunda ve bu rapor doğrultusunda alınan 05/10/2011 tarihli meclis kararında imzasının bulunduğu, bu görüş ve karar uyarınca belediye mücavir alan sınırlarındaki Soğucak Köyü mevkiinde bulunan yeşil alanda cami alanı düzenlemesi ve 30M Id (12) numaralı imar paftasına dahil edilmesine ilişkin yapılan plan tadilatı kapsamında park alanının yaklaşık 3671 m2'lik kısmının cami alanına çevrildiği, İmar Planı Yapılması ve Değişikliklerine Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 21 inci maddesine göre anılan kullanım kararı değişikliğinin zorunlu olmadıkça yapılamayacağı, zorunluluk halinde ise maddede belirtilen şartların yerine getirilmesi gerektiği halde bu şartlara uyulmadan bahse konu plan değişikliğine gidildiği kabul edilerek Mahkemece görevi kötüye kullanma suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Belediye meclis üyesi olan sanık hakkındaki mahkumiyete konu görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin soruşturmanın 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca izne tabi olması nedeniyle bu suçun 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin yedinci fıkra hükmü uyarınca basit yargılama usulüne tabi olmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1.Görevi kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için objektif cezalandırma şartı olan "kişilerin mağduriyetine" veya "kamunun zararına neden olma" ya da "kişilere haksız bir menfaat sağlama" koşullarından birisinin de mevcut olması gerektiği nazara alınarak, objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek biçimde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; suç tarihi itibarıyla kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş mahkumiyetinin bulunmadığı anlaşılan sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 6 ncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin suç tarihinden sonra kesinleşen mahkumiyet kararlarına dayanılarak "Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu" gerekçesiyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3.Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin 5 inci fıkrası gereğince, ayrıca, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/1039 Esas, 2016/610 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:25:15