Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7091
2023/2428
9 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.01.2014 tarihli ve 2013/156054 Soruşturma, 2014/6218 Esas, 2014/3207 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.
-
İstanbul (Kapatılan) 80. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/426 Esas, 2016/49 sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 150 gün adli para cezası karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, katılan şirketin zarara uğramadığı, sanığın suç işleme kastının bulunmadığı sebepleriyle hükmü temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Tüm dosya kapsamından; İstanbul 9. İcra Müdürlüğünde müdür yardımcısı olarak görev yapan sanığın, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2011/22088 Esas sayılı dosyasında katılan şirket tarafından yapılan icra takibi neticesinde haczedilerek yediemine bırakılan malları, İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2011/18016 Esas sayılı dosyasında ikinci defa haczettiği ve ikinci defa yapılan haciz nedeniyle sıra cetveli düzenlemesi gerektiği halde, sıra cetveli düzenlemeksizin haczedilen malların ihale ile satışını kesinleştirip, hacizli malları dosya alacaklısına teslim ettiği ve böylece sıra cetveli düzenlememek suretiyle görevini kötüye kullandığı iddiasıyla sanık hakkında atılı suçtan kamu davası açılmıştır.
İstanbul (Kapatılan) 80. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/426 Esas, 2016/49 sayılı Kararı ile; İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2011/18016 Esas sayılı takip dosyasının alacaklısı Nevzat Yeniay vekili tarafından borçlu ... Raf Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve diğer borçlu ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.09.2011 tarihli ve 2011/37 Değişik iş, 2011/37 sayılı ihtiyati haciz Kararı ibraz edilerek aynı gün borçlular aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine girişildiği, 26.09.2011 tarihinde ihtiyati haciz kararının infaz edildiği, ödeme emrinin borçluya 27.10.2011 tarihinde tebliğ edildiği, itiraz süresi geçtikten sonra ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, 24.01.2012 tarihinde yapılan muhafaza ve kıymet takdiri sırasında menkul mallar üzerinde İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2011/22088 Esas sayılı dosyası üzerinden konulmuş haciz bulunduğunun zapta geçirildiği, alacaklı vekilinin 24.01.2012 tarihinde satış talebinde bulunduğu, 26.01.2012 tarihli satış kararı ile satışın 23.02.2012 ve 28.02.2012 tarihlerinde yapılmasına karar verildiği ve menkul malların 28.02.2012 tarihinde alacağına mahsuben takip alacaklısı Nevzat Yeniay'a 2.439,00 Türk Lirası karşılığında ihale edildiği, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2011/22088 Esas sayılı icra takip dosyasının alacaklısı ... Center Sanayi ve Ticaret vekili tarafından borçlular ... Raf Sistemleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 15.03.2015 tarihli çeke istinaden 31.05.2011 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine geçildiği, ödeme emrinin borçluya 03.06.2011 tarihinde tebliğ edildiği, 06.10.2011 tarihinde söz konusu menkul mallar üzerine haciz konulduğu, malların satışı için 11.01.2012 ve 16.01.2012 tarihlerinin belirlendiği ancak İstanbul 16. İcra Mahkemesinin 26.12.2011 tarihli ve 2011/1240 Esas sayılı ihtiyati tedbir kararı ile satışın durdurulmasına karar verildiğinden belirlenen günlerde satışın yapılamadığı, akabinde malların satışı için 21.06.2012 ve 26.06.2012 tarihlerinin belirlendiği ve birinci satış gününde malların İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2011/18016 Esas sayılı takip dosyası üzerinden satılmış olması sebebiyle satışın düşürüldüğü İstanbul 16. İcra Mahkemesinin 2011/1240 Esas sayılı dava dosyasında, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün 2011/22088 Esas sayılı takip dosyası üzerinden haczedilen mallara ilişkin satışın durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının 16.05.2012 tarihinde kaldırıldığının anlaşıldığı, katılan alacaklının koydurduğu haczin İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2011/18016 Esas sayılı icra takip dosyasından konulan ve kesinleşen ihtiyati haciz kararından önce olduğu, bu nedenle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin son fıkrası ve 115 inci maddesinde yazılı şartlar gözetilmeden İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün takip alacaklısına menkulleri alacağına mahsuben ihale etmesinin usulsüz olduğu ve İcra Müdürlüğünün mallar üzerinde başka haczin olduğunu bilmesine rağmen haczin akıbetini araştırmaması ve yine haczedilen malların niteliği itibarıyla İcra ve İflas Kanunu'nun 114 üncü ve 127 nci maddelerinin kendisine tanıdığı takdir hakkını doğru kullanmaması, taşınır satışlarında kıyas yoluyla uygulanabilen aynı Kanun'un 127 nci maddesi uyarınca satış ilanını katılan alacaklı şirkete tebliğe göndermemesi nedeniyle yapılan ihale işleminin usulüne uygun olmadığı, şikayete konu malların bir başka şahsa satılmış olması sebebiyle aynen iade veya bedelin tahsili talebi gibi ayrı bir dava konusu olabileceği, suç tarihinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğünde icra müdür yardımcısı olan sanığın İcra ve İflas Hukuku bakımından görevinin gereklerine aykırı hareket ederek başka bir alacaklının öncelik hakkı olmasına rağmen kendi dosyasındaki alacaklıya, alacağına mahsuben hacizli malları ihale ettiği, sanığın görev yaptığı icra dairesindeki takip dosyasında bulunan tutanaklarda da yer aldığı üzere borçlunun aynı malları üzerinde başka alacaklının kesin haczinin mevcut olduğunun sanığın görevi gereği bilgisi dahilinde olduğu, arttırma, ihale ve ödeme işlemlerinin varlığını bildiği diğer alacaklı olan katılan şirkete bildirmeksizin yaptığı ve yine diğer alacaklı olan katılan şirketin 2004 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi çerçevesinde iştirak ihtimaline binaen bu bilgileri de sormaksızın hareket ederek tarih itibarıyla daha önceki kesin haczi bulunan İstanbul 23. İcra Dairesinin dosya alacaklısının satıştan elde edilen paraların paylaştırılarak alacağına kavuşmamasına ve alacağına mahsuben menkulleri alan alacaklının da menkulleri üçüncü bir kişiye satması nedeniyle açılacak aynen iade veya bedelin tahsili davası ile dahi alamamasına neden olduğu ve bu suretle görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle katılan şirketin mağduriyetine neden olduğu gerekçesiyle sanığın atılı suçtan cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 2 nci maddesinin son fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 161 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan ve aynı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren temyize konu görevi kötüye kullanma suçunda 5237 sayılı Kanun'un 7 nci
maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul (Kapatılan) 80. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/426 Esas, 2016/49 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.03.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01