Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/12

Karar No

2023/2367

Karar Tarihi

9 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ: Tefecilik

Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.12.2015 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı Kararı ile sanık hakkında tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 ve 52 nci maddeleri ile 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 15.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmeksizin 24.02.2016 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.11.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2022 tarihli ve KYB 2022/139791 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB 2022/139791 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"Dosya kapsamına göre, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 24/01/2013 tarihli ve 2012/12349 soruşturma, 2013/676 esas, 2013/229 sayılı iddianamesi ile inceleme dışı sanık ...'in, incelemeye konu dosyanın sanığı ...'dan temin ettiği pos cihazı ile kredi kartı borcunu ödeyemeyen veya nakite ihtiyacı olan müşterilerden temin ettiği kredi kartlarını aralarında alım satım ilişkisi olmadan, altın ve kontör satışı yapılmış gibi gösterip, pos cihazlarından kredi kartlarını geçirmek suretiyle çeşitli bankalardan para alıp bu paralardan komisyon keserek kalan parayı kart sahiplerine vererek kredi kartını gerçek bir hizmet ve mal satımına dayandırmadan kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği ve böylece sanık ...'un da atılı suçun işlenmesine iştirak ettiğinin iddia edildiği somut olayda yapılan yargılama sonunda Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/12/2015 tarihli ve 2013/163 esas, 2015/627 sayılı kararı ile sanığın tefecilik yapmak suçundan mâhkumiyetine karar verilmiş ise de;

Sanığın aşamalardaki savunmalarında, ... Elektronik isimli şirketin müdürü olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nın kendisinden mal aldığını, kendi adına ve eşi adına kayıtlı kredi kartları ile aldığı malın bedelini ödediğini, diğer müştekilerin kredi kartlarını kendi pos cihazında kullanmadığını, suçlamayı kabul etmediğini belirtmesi ve 16/01/2015 tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda sanığın atılı suça iştirak ettiğine dair dava dosyasında yeterli bilgi, belge ve tespitin mevcut olmadığı yönünde tespitler yapılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından öncelikle sanığın vergi mükellefi olup olmadığının araştırılması, vergi dairesince hakkında vergi incelemesi yapılıp yapılmadığının araştırılması, yapılmışsa onaylı bir örneğinin dosya arasına getirtilmesi, aksi durumda vergi inceleme raporu düzenlettirilmesi, sanığın faiz karşılığında borç para verip vermediği hususunda detaylı ve gizli kolluk araştırması yaptırılması sonrasında hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında,

Kabule göre de; sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması veya kredi kartı borcunun ertelenmesi amacıyla kullanmaktan ibaret fiillerinin, hem 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen "tefecilik" suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme" suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinin genel ve 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinin özel norm niteliğinde olması karşısında; özel normun önceliği ilkesi gereğince sanık hakkında 5464 sayılı Kanun'un 36 ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddelerinde düzenlenen zincirleme şekilde gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

  1. 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.

  2. Dosya kapsamına ve UYAP sisteminden yapılan sorgulamaya göre; yokluğunda verilen kararın, sanığın duruşmada belirttiği ve aynı zamanda bilinen en son adresine tebliğe çıkarıldığı, çıkarılan tebligatın sanığın belirtilen adreste tanınmadığı gerekçesiyle iade edildiği, iade üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 35 inci maddesi gereği tebliğ edilerek 24.02.2016 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

  3. Sanık, 25.03.2016 tarihli dilekçesi ile gerekçeli karardan haberdar olmadığını belirterek bildirdiği yeni adresine tebligat çıkartılmasını talep etmiştir. Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2016 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı ek Kararı ile sanığın dilekçesi eski hale getirme talebi olarak nitelendirilmiş ve tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiştir. Sanık, 31.03.2016 tarihli dilekçe ile suçu işlediğine dair somut bir delil olmadığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesini istemiş, Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.04.2016 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı ek Kararı ile 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesindeki şartlar oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir.

  4. Tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde yer alan, "(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" şeklindeki düzenlemeye nazaran, sanığın adres kayıt sisteminde kayıtlı olan adresine anılan Kanun'un 21 inci maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği halde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca yapılan tebliğ işlemi isabetsiz olup, Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı Kararı usulüne uygun olarak kesinleşmemiştir.

  5. 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesi "(1) Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.

(2) Bu hâlde başvurunun yapıldığı merci, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie gönderir

" şeklinde olup, somut olayda sanığın 25.03.2016 tarihli dilekçe ile hakkında verilen mahkumiyet kararının usulüne uygun kesinleşmediğini belirterek kararın yeni adresine tebliğ edilmesini talep ettiği, dilekçe içeriğinde Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı Kararına yönelik başkaca bir istem bulunmadığından talebin eski hale getirme istemi olarak nitelendirilemeyeceği ve fakat dilekçenin verilmesi ile 7201 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca öğrenme üzerine 7 günlük yasal temyiz süresinin başladığı ve bu itibarla sanığın 31.03.2016 tarihli yargılamanın yenilenmesi başlığıyla yazdığı dilekçenin süresinde verilmiş temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi gerektiğinden kanun yararına bozma talebine konu Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli ve 2013/163 Esas, 2015/627 sayılı Kararının sanık yönünden henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.

  1. 5271 sayılı Kanun'un 272 vd. maddeleri uyarınca henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, temyiz yasa yoluna tabi olduğu ve bu aşamada olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği gözetilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.03.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistemininincelenenyararınakararıntevdiinegerekçekanunreddineistembozmatefecilik

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim