Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
5. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/7046
2023/11373
22 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2013/183 Esas, 2016/107 Karar
SUÇLAR: Zimmet ve rüşvet alma (sanık ... hak.) rüşvet verme (sanık ... hak.)
HÜKÜMLER: Sanıklardan ... hakkında rüşvet alma suçundan mahkumiyet, ... hakkında rüşvet verme suçundan etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2013/183 Esas, 2016/107 sayılı Kararının katılan ... vekili ile sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5 95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesine göre sanıklardan ...'ya isnat edilen rüşvet verme suçundan doğrudan zarar görmeyen Türk Standardları Enstitüsünün kamu davasında katılma ve temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin müvekkili hakkındaki mahkumiyet hükmünü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.03.2013 tarihli ve 2010/16917 Soruşturma, 2013/3195 Esas, 2013/321 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında rüşvet verme, ... hakkında rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, Musa ... hakkında ayrıca nitelikli zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereği cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
-
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.12.2014 tarihli ve 2013/25485 Soruşturma, 2014/10747 Esas, 2014/1168 numaralı İddianamesiyle sanıklardan ... hakkında zincirleme rüşvet verme, ... hakkında zincirleme rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca cezalandırılmaları, Musa ... hakkında ayrıca zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları gereği cezalandırılması, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
-
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli, 2015/4 Esas ve 2015/194 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında 11.12.2014 tarihli iddianameyle açılan kamu davalarının Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/183 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
-
Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2013/183 Esas, 2016/107 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında zincirleme rüşvet alma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi ile 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında zincirleme rüşvet verme suçundan ise etkin pişmanlık nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği ceza verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
-
Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın savunmasının aksinin sabit olmadığına, ...'nın rüşvet olarak verdiği iddia olunan papağanın hediye olduğuna, televizyonun ise parası mukabilinde alındığına, soruşturma raporlarının katılan kurum tarafından düzenlendiğinden tarafsız olamayacağına, 195 adet usulsüz işlem için kurum zararının yarısı olan 13.000 TL rüşvet alma isnadının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanığın elektronik imzasının kurum çalışanlarınca da kullanıldığına, soyut ve çelişkili beyanlara dayanılarak mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere,
-
Katılan ... vekilinin temyizi; sanık ...'nın rüşvet verme suçunu işlediği sabit olmasına
rağmen delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek etkin pişmanlık gösterdiğinin kabul edilip hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
... Diyarbakır temsilcisi olan sanık ...'nun hizmet yeterlilik belgelerine firma ve marka isimleri eklenmesi talebiyle gelen İbrahimoğlu Isıtma ve Soğutma adlı firma sahibi sanık ...'dan belge ve işlem ücreti olarak alması gereken 19.163,20 Türk Lirasını tahsil etmeyip bu ücretin yarısını fatura düzenlemeden rüşvet olarak aldığı, toplam 184 kalem işlem için sanık ...'a ait elektronik imza ile işlemlerin gerçekleştirildiği iddiasıyla sanıklar haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme ayrıca sanık ... hakkında benzer şekilde yetkili servislerin hizmet yeterlilik belgesi kapsamına usulsüz olarak eklenen firma ve markalar sebebiyle tahsil ettiği 7.870 Türk Lirasını kurum hesabına yatırmayarak uhdesine aldığı iddiasıyla zincirleme nitelikli zimmet suçundan açılan kamu davalarında, Mahkemece; sanıklardan ... hakkında zincirleme rüşvet alma suçundan mahkumiyetine, ... hakkında zincirleme rüşvet verme suçundan etkin pişmanlık nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıklardan ... hakkında zimmet suçundan açılan kamu davalarına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu suçtan Mahkemesince her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
... Diyarbakır temsilcisi olan sanık ...'nun, sanık ...'dan rüşvet alarak hizmet yeterlilik belgelerine fatura kesmeden ve ödeme yaptırmadan şirket ve marka isimleri eklediği kabulüyle zincirleme rüşvet alma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
5237 sayılı Kanun'un rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252 nci maddesinin üçüncü fıkrasında "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı, bunun yanı sıra şarta bağlı rüşvet anlaşması da yapılamayacağı, suçun oluşabilmesi için görev gereklerine aykırı olarak belirli bir işin yapılması veya yapılmaması karşılığında çıkar sağlanacağı konusunda taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında gerçekleştirilmiş bir anlaşmanın bulunması gerektiği, ...'nın kovuşturma aşamasındaki beyanlarında Musa ...'a rüşvet vermediğini, sadece hizmet yeterlilik belgesi ve buna firma/marka eklenmesi için ödenmesi gereken yasal ücretleri ödediğini beyan etmesi karşısında, rüşvete konu menfaatin ne olduğu, ne şekilde sağlandığı, rüşvet anlaşmasının varlığı, nasıl ve hangi tarihte yapıldığı hususlarının somut delillerle ortaya konulması ve atılı suçun unsurlarının ne şekilde oluştuğunun karar yerinde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği halde buna uyulmadan, keza kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinde düzenlenen zimmet suçunu oluşturacağı, ... Rehberlik ve Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan 23.02.2012 tarihli raporda belirtilen 7.416,00 Türk Lirası ile aynı Kurum tarafından tanzim edilen 30.07.2013 tarihli raporda belirtilen 19.163,20 Türk Lirası kurum zararıyla ilgili olarak, Hizmet Belgelendirme Yönergesi uyarınca hesaplanan söz konusu paraların sanık tarafından tahsil edilmesine karşın Kurum hesaplarına aktarılmayarak uhdesine aldığının tespiti halinde eyleminin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturacağı ve buna göre tecziyesi gerektiği nazara alınarak, tüm bu hususların hep birlikte karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
Ayrı ayrı rüşvet anlaşması yapılmadığı müddetçe başlangıçta kararlaştırılan menfaatlerin farklı zamanlarda sağlanmasının birden fazla rüşvet suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, rüşvet anlaşmalarının farklı zamanlarda yapıldığına ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu açıklanmadan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle rüşvet verme suçu yönünden ... vekilinin sanık ... hakkında verilen hükme yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli ve 2013/183 Esas, 2016/107 sayılı Kararına yönelik sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:57:29