Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

5. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/9465

Karar No

2023/10911

Karar Tarihi

9 Kasım 2023

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/371 Esas, 2020/126 Karar

SUÇLAR: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tefecilik, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, tanığı etkilemeye teşebbüs

HÜKÜMLER: 1 Sanıklardan ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tefecilik, resmi belgede sahtecilik, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve tanığı etkilemeye teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle, ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasının ise zamanaşımı nedeniyle düşmesi,

2 Sanıklardan ... hakkında tefecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve tefecilik ile ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet,

3 Sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ...'un üzerlerine atılı diğer suçlar ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in üzerlerine atılı tüm suçlardan beraat.

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, düzeltilerek onama

Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2014/371 Esas, 2020/126 sayılı Kararının sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafileri, katılanlar Hazine, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Ltd. Şti. vekilleri, katılanlar ..., ... ve ..., şikayetçiler ... ve ... Korkmaz ile O yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2010 tarihli ve 2009/34398 Soruşturma, 2010/20667 Esas, 2010/7412 sayılı İddianamesiyle sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ..., 06.12.2010 tarihli ve 2010/50126 Soruşturma, 2010/24020 Esas, 2010/8869 sayılı İddianamesiyle sanıklardan ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kamu davaları açıldığı, bu iddianamelere konu isnatların yapılan yargılaması sonucu verilen hükümlerin temyizen incelenerek Dairemiz kararlarıyla bozulduğu, aynı sanıklar hakkında diğer sanıklarla birlikte Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2014 tarihli ve 2014/19182 Soruşturma, 2014/21834 Esas, 2014/1236 sayılı İddianamesiyle ise başkaca suçlar yanında yine tefecilik suçundan da kamu davası açılarak incelemeye konu Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/371 sayılı Esasına kaydedildiği, ilerleyen süreçte sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçu yönünden temyiz incelemesinden geçen dava dosyalarının bu dava dosyası ile birleştirilerek ilk derece mahkemesi tarafından 04.03.2020 tarihli hükümlerin kurulduğu anlaşılmıştır.

Gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.05.2015 tarihli ve 2014/4 655 Esas, 2015/152 Karar sayılı ilamına gerekse Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre değişik zamanlarda birden fazla kişiye kazanç karşılığı ödünç para verilmesi halinde zincirleme tek tefecilik suçu oluşacaktır. Aynı sanık hakkında tefecilik suçundan açılmış birden fazla kamu davası bulunması halinde suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılacak, hukuki kesintinin gerçekleşmediği hallerde derdest dava dosyaları birleştirilerek hukuki durumun değerlendirilmesi yoluna gidilecektir. Bu doğrultuda sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan açılan ve temyiz incelemesinden geçen dava dosyalarının daha sonra incelemeye konu Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/371 Esas sayılı dosyasında birleştirilmiş olması, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti gerçekleşmemesi, mahkemece bu sanıkların tefecilik eylemleri yönünden bütün olarak bir değerlendirme yapılıp tek bir hüküm kurulması dikkate alındığında adı geçen sanıklar hakkında tefecilik suçundan verilen kararların temyiz yasa yoluna tabi olduğu fakat 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı gözetildiğinde sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un tefecilik suçu dışında üzerlerine atılı diğer suçlar ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'un üzerlerine atılı tüm suçlardan ilk kez 04.03.2020 tarihinde verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 272 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, aynı Kanun'un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz" şeklindeki düzenleme de nazara alınarak bu hükümler yönünden kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gerektiği kabul edilmiştir.

Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanıklar ..., ... ve ... müdafileri, katılanlar Hazine, ..., ... ve ... vekilleri ile O yer Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

  1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.10.2010 tarihli ve 2009/34398 Soruşturma, 2010/20667 Esas, 2010/7412 sayılı İddianamesiyle sanıklardan ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kamu davası açılmış, Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2013 tarihli ve 2010/505 Esas, 2013/523 sayılı Kararıyla ... hakkında atılı suçtan mahkumiyet, ..., ..., ... ve ... hakkında ise beraat hükümleri kurulmuş, katılan ... vekili, O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık ... müdafiinin temyizi üzerine söz konusu kararlar Dairemizin 03.07.2018 tarihli ve 2016/1286 Esas, 2018/5035 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma sonrası dava dosyası incelemeye konu Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyası ile birleştirilmiştir.

  2. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.12.2010 tarihli ve 2010/50126 Soruşturma, 2010/24020 Esas, 2010/8869 sayılı İddianamesiyle sanıklardan ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kamu davası açılmış, Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2012 tarihli ve 2010/534 Esas, 2012/554 sayılı Kararıyla sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulmuş, katılan ... vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine söz konusu kararlar Dairemizin 15.10.2015 tarihli ve 2013/11711 Esas, 2015/15092 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma sonrası aynı mahkeme tarafından verilen 31.05.2016 tarihli ve 2015/883 Esas, 2016/470 Karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin sanıklar müdafiilerinin temyizi üzerine yine Dairemizin 12.07.2018 tarihli ve 2016/8833 Esas, 2018/5307 Karar sayılı ilamıyla bozulması sonucu dava dosyası incelemeye konu Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyası ile birleştirilmiştir.

  3. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2014 tarihli ve 2014/19182 Soruşturma, 2014/21834 Esas, 2014/1236 sayılı İddianamesiyle sanıklardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kamu davası açılmış ve yargılama incelemeye konu Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/371 Esas sayılı dosyasında yürütülmüştür.

  4. Sonuç olarak; birleşen dava dosyalarındaki tefecilik suçuna konu isnatlar da dahil olmak üzere yapılan yargılama sonucunda Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2014/371 Esas, 2020/126 sayılı Kararı ile tefecilik suçu yönünden sanık ... hakkında açılan kamu davasının ölüm nedeniyle düşmesine, sanıklar ..., ... ve ...'un mahkumiyetine, ..., ... ve ...'un ise beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Ön inceleme bölümünde açıklandığı üzere; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan hükümlerin temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edildiğinden temyiz dilekçelerinin içeriklerine göre bu hükümlere yönelik;

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Sebepleri

Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanığın atılı suçu işleme kastı bulunup bulunmadığının karar yerinde gerekçeleriyle ortaya koyulmadan soyut beyanlara dayanılarak gerekçesiz biçimde hüküm kurulduğuna ve temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğine, suç tarihi ile hüküm tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin dolduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere,

B. Sanıklar ... ve ... Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri

Sanıkların sübutu kabul edilen eylemleri yönünden fiili irtibatı bulunmadığına dolayısıyla haklarında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetlerine hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğuna, dosyada sanık olarak yer alan bir kısım şahıslar yönünden aynı suçtan beraat kararı verilirken gerekçeye dayanak yapılan 09.01.2014 tarihli Masak raporunda sanık aleyhine bir tespit bulunmadığı halde haklarında mahkumiyet kararı verilmesinin çelişkiye neden olduğuna, soyut beyanlara dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağına, resen nazara alınacak sair nedenlere,

C. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri

Sanıklardan ...'nun tefecilik suçunu işlediği tüm dosya kapsamından anlaşıldığı halde sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,

D. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri

Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat ve düşme kararlarının eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğuna, tüm dosya kapsamına göre sanıkların üzerlerine atılı fiilleri işledikleri sabit olduğundan cezalandırılmaları gerektiğine, Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, resen nazara alınacak sair nedenlere,

E. Katılanlar ... ve ... Vekillerinin Temyiz Sebepleri

Katılanlara yönelik tefecilik suçuna konu fiilleri gerçekleştiren sanıklardan ... ve ...'un atılı suçtan cezalandırılmaları yerine haklarında beraat kararları verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,

F. Katılan ... Vekilinin Temyiz Sebepleri

Katılana yönelik tefecilik suçuna konu fiili gerçekleştiren sanık ... hakkında mahkumiyet kararı verilmesine rağmen kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya aykırı olduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan da cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davalarında, Mahkemece;

Sanık ... hakkında açılan kamu davasının sanığın ölümü nedeniyle düşmesine, sanıklar ..., ... ve ...'un, ... tarafından gerçekleştirilen tefecilik eylemlerine iştirak ettiklerine yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığından beraatlerine, sanık ...'in, ... tarafından mağdurlar ... ve ...'a karşı gerçekleştirilen tefecilik eylemine taşınmazların tapu devriyle adına kaydedilmesini sağlamak suretiyle iştirak ettiği kabul edilerek tefecilik suçundan mahkumiyetine, sanıklar ... ve ...'un ise iştirak halinde mağdurlar ..., ..., ..., ... ve birleşen dosya kapsamında mağdurlar ..., ..., ... ve ...'e yönelik atılı suçu işledikleri kabul edilerek zincirleme şekilde tefecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A.Sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan düşme hükmünün temyiz incelemesinde;

Gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık hakkında verilen ölüm sebebiyle kamu davasının düşmesine dair hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında aynı suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise;

  1. Tefecilik suçu, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.1995 tarihli ve 1995/207 236 sayılı Kararında da belirtildiği üzere birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir şekilde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle çıkar sağlanması, başka bir anlatımla ödünç para verme işinin meslek haline dönüştürülmesi durumunda oluşmakta, suçun yaptırımı ise 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu'nun (2279 sayılı Kanun) 17 nci maddesinde düzenlenmektedir.

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci maddesinde ise atılı suç; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi,..." biçiminde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin önemi bulunmamaktadır. Tefecilik suçu ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar bölümü içerisinde yer almakta, bu bölüm de topluma karşı suçlar kısmı içinde bulunmaktadır. 08.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine eklenen "Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" hükmü ile zincirleme suçun kapsamı genişletilmiş ve mağduru aynı kişi olsun ya da olmasın maddenin son fıkrasındaki istisnalar dışındaki tüm suçlarda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün hale getirilmiştir. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecek ancak suçun zincirleme olarak işlenmesi olanaklı olacaktır. Kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenlemenin suçun unsurları bakımından sanıklar aleyhine olması karşısında sanıkların fiilleri değerlendirilirken 01.06.2005 tarihi öncesi ve sonrasındaki eylemlerin ayrı değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Bunların yanında anılan suç yönünden dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenebilmesi için suç tarihinin tespiti yapılırken suçun tamamlanma anı olan kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarih dikkate alınacaktır. Zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği gün suç tarihi olacaktır. Ödünç para karşılığı verilen senetlerin borcun ödenmemesi nedeniyle icraya konulması, sonradan aynı borç paranın faizi için senet verilmesi, borca karşılık teminat olarak verilen taşınmazların tapu devrinin gerçekleştirilmesi gibi suçun tamamlanmasından sonra gerçekleştirilen fiiller suça iştirak niteliğinde olmadığı gibi bu fiillerin gerçekleştirildiği tarihlerin suç tarihinin tespitinde önemi de bulunmamaktadır.

Mahkumiyet hükümleri yönünden aleyhe temyiz bulunmadığı hususu da dikkate alındığında, dosyadaki beyanlar ve delillerden suç tarihlerinin ödünç paraların verildiği tarihler olan sanıklardan ... ve ... yönünden 2005, ... yönünden 2006, ... yönünden 2007, ... ve ... yönünden ise 2010 yılı ve öncesi olduğu ayrıca ... ve ... yönünden 01.06.2005 tarihinden önce işledikleri iddia edilen tefecilik eylemlerinin de bulunduğu belirlenmiştir.

  1. Tefecilik suçu için suç tarihleri itibarıyla lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü, 01.06.2005 tarihinden önceki eylemler için ise 2279 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin dördüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkraları gereği 5 yıllık olağan, 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

  2. Sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden suç tarihlerinden hüküm tarihine kadar 7 yıl 6 aylık ve 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin gerçekleşmiş olduğu, bu nedenle sanıklar haklarında tefecilik suçundan açılan kamu davalarının ayrı ayrı zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde beraat ve mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

  3. Sanıklar ... ve ... yönünden ise suç tarihinden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

V. KARAR

1.Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2014/371 Esas, 2020/126 sayılı Kararında katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen düşme hükmünün, oy birliğiyle ONANMASINA,

2.Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2014/371 Esas, 2020/126 sayılı Kararına yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafileri, katılanlar Hazine, ..., ... ve ... vekilleri ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan verilen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak adı geçen sanıklar hakkındaki tefecilik suçundan açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

3.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2020 tarihli ve 2014/371 Esas, 2020/126 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçu dışındaki diğer suçlardan kurulan hükümler ve sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tüm suçlardan kurulan hükümler yönünden dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

Dava dosyasının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine iade edilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.11.2023 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

belgedekarariadesinedüşmesinekişiyisüreçv.üyeörgüteresmitefecilikolmayoksuntemyizsuçtantevdiinekurulanetkilemeyeamacıyladeğerlerinisuçnitelikliyağmahürriyetindenhukukîsahtecilikincelenmeksizinolgularonanmasınasebeplerigerekçetanığıörgütmalvarlığıişlemekteşebbüsaklamakılmabozulmasınakurmakaynaklanan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:03:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim