Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/12765

Karar No

2023/9453

Karar Tarihi

19 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi

SAYISI: 2020/241 Esas, 2020/328 Karar

KARAR: Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasında Kayseri Ticaret Mahkemesi'nde görülen tazminat davasında verilen görevsizlik kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Görevli mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nın 31.03.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin 25.06.2012 tarihinde ING Bank'tan 120 ay vadeli 41.250,00 TL'lik konut kredisi çektiğini, davalı ...Ş. tarafından 25.06.2012 başlangıç 25.06.2022 bitiş tarihli azalan teminatlı hayat sigortası yaptırıldığını, sigorta primlerinin de kesilerek eksiksiz olarak davalı sigorta şirketine ödendiğini, murisin vefatı üzerine müvekkillerinin hayat sigortası kapsamında vefat tazminatı almak için ilgili ölüm evraklarını davalı sigorta şirketine ibraz ettiklerini ve sigorta şirketini temerrüte düşürdüklerini, ancak davalının hukuka ve kanuna aykırı şekilde olumsuz yanıt verdiğini, ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödemekten kaçındığını, ölüm nedeni olarak belirtilen nedenler arasında illiyet bağı olduğunu gerekçe göstererek tazminat ödemediğini, davalının tazminat ödememesinin hukuka aykırı olduğunu, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğince 30.10.2013 tarihinde verilen rapor ile Hepatosellüler Kanser (karaciğer kanseri) teşhisi konulduğunu, kredi çekiminden bir yılı aşkın süre sonrasında kanser teşhisi konulduğunu, kredi çekildiği esnada hastalığını bilmediğini, saklamadığını ve kötü niyetli hareket etmediğini, davalı sigorta şirketi tüm bunları bildiği halde cayma hakkı kullandığını, tazminattan hiçbir koşul öne sürmeksizin sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile azalan teminatlı hayat sigortası gereği 33.000,00 TL tazminatın 31.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranında ticari temerrüt faizi ile, murisin ölümünden sonra müvekkillerince bankaya ödemiş oldukları 4.536,00 TL ile birlikte toplam 37.536,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların iddiaları bir an için kabul edilse dahi davacıların hayat sigortası poliçesinde lehtar dain i mürtehin kaydıyla ING Bank A.Ş. Kayseri Şubesi'nin gösterildiğini, mürtehin kaydının rehinli alacak anlamına geldiğini, hak sahibine mal üzerinde doğacak tüm hak ve menfaatlerde öncelikle hak sahibi olmayı sağladığını hayat sigortası poliçesinde de dain i mürtehin kaydı ile ING Bank A.Ş. Kayseri Şubesi lehtar olarak gösterildiği için davacıların alacaklı sıfatına haiz olmadığını, davacıların husumet ehliyeti olmadığından davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin murisin ölümü ile yapılan başvurudan sonra istihbarat çalışması yaptıklarını, murisin sigortalanma işleminden önceki ve mevcut hastalıkları konusunda sigortalanırken bilgi vermediğini, ölüm sebebi ile bu hastalıklar arasında illiyet bağı olduğunu, beyan yükümlülüğü ihlal edildiği için vefat tazminatı talebinin hukuka ve sigorta sözleşmesine uygun olarak ret edildiğini, beyan yükümlülüğünün ihlali ile beyan etmediği hastalığının müvekkili şirketin iradesinin sakatlanmasına neden olduğunu, hastalığının sigorta sözleşmenin akdi sırasında bilinse idi sözleşme şartlarının daha ağır şartlarda yapılması gerektiğini, sözleşme şartlarına göre müteveffanın hayat sigortasından kaynaklı tazminatın hangi durumlarda ödenmeyeceğini bildiğini, tazminat talebinin sigorta sözleşmesine uygun olarak reddedildiğini belirterek haksız ve mesnetsiz ikame edilen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İhbar olunan ING Bank A.Ş. vekili cevabında; davacıların murisinin konut kredi kullandırımı sırasında dain i mürtehin sıfatıyla müvekkili bankanın sigorta ettiren olarak taraf olduğu başvuru formundaki beyan yükümlülüğüne açıkça aykırı davrandığını, ölüm nedeni olarak belirtilen nedenler arasında illiyet bağı olduğu gerekçesi ile davalıya yöneltilen vefat tazminatı talebinin reddedildiğini, sigorta sertifikasına karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını ve formun imzalanmış olduğunu, davacılar ile müvekkili banka arasında 12.01.2015 tarihinde imzalanan temlik sözleşmesi dolayısı ile işbu dava neticesinde diğer davalı tarafından ödenecek tazminatın müvekkili banka tarafından temlik alındığını, davanın reddi hususunda mahkemenin aksi kanaatte olması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava neticesinde davacıların lehine hükmedilecek tazminat tutarının müvekkili banka tarafından temlik alınmış olduğunun bilinmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.09.2015 tarihli ve 2014/1811 Esas, 2015/815 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.04.2018 tarihli ve 2015/16598 Esas sayılı ilamıyla onanmış; dosya Kayseri 2. Tüketici Mahkemesinin 2020/241 Esasına kaydedilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 27.03.2020 havale tarihli ek raporunda; kişinin ölümünün karaciğer sirozu, hepatoselüler karsinom ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, kişi ile NN Hayat ve Emeklilik A.Ş. arasında 25.6.2012 başlangıç tarihli hayat sigortası poliçesi imzalanıldığı, adli dosya kapsamındaki tıbbi belgelerden kişide 25.6.2012 başlangıç tarihli hayat sigortası sözleşmesi öncesinde; "kronik viral hepatit" tanısının bulunduğu ancak kişinin ölümüne neden olan karaciğer kanseri tanısının sözleşme tarihi sonrasında 30.10.2013 tarihli biyopsi sonucu ile karaciğer hepatit B'ye bağlı hepatosellüler kanser (karaciğer kanseri) tanısı konulmuş olduğu kişinin ölümüne neden olan hepataselüler kanser ile altta yatan zemin olan “kronik viral hepatit“ arasında illiyet bağı olabileceği ancak hepatacelüler karaciğer kanserinin oluşumunda çok sayıda farklı risk faktörü olabileceğinden mevcut verilerle doğrudan illiyet bağı kurulamayacağı hususunda görüş bildirildiği, kişinin ölümüne neden olan karaciğer kanserinin kişide var olan "kronik viral hepatit" arasında illiyet bağı olabileceği ancak çok sayıda farklı risk faktörünün kanserin oluşumunda rol oynadığı, mevcut verilerle doğrudan doğruya illiyet bağı kurulamayacağının bildirildiği, sigortanın teminat dışında kaldığını ispat yükü altında olan sigorta şirketince beyan yükümlülüğüne aykırılık nedeni ile sigortanın teminat dışında kaldığının ispat olunamadığı, davacıların sigorta şirketi yerine geçerek yapmış oldukları ödemeler bakımından muvafakat gerekmediği, borcun devam ediyor olması durumunda dain mürtehin konumundaki bankanın şartsız muvafakatı gerekeceği nazara alınarak davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, dava tarihinden sonra ödenen taksitlerin iadesi bakımından dava dilekçesinde açıkça talepte bulunulmadığı, dava tarihi itibari ile ödenmeyen taksitler bakımından hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla davacıların netice talepleri ile de bağlı kalınarak dava tarihinden önce ödenen 4.536,00 TL'ye 04.06.2014 tarihinden itibaren sigorta şirketinin tüzel kişi tacir olması nedeniyle avans faizi yürütülerek davalıdan tahsiline karar verildiği; borcun henüz kapatılmadığı, sigortanın teminat kapsamında olduğu ve daini mürtehin hakkının bankada olduğu anlaşıldığından sigorta teminatının davacılara ödenmesi yönündeki talebin (aktif husumet yokluğu) dava şartı yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.536,00 TL'ye 04.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, bakiye talebin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin dava açılana kadar 4.536,00 TL, dava açılış tarihinden 22.09.2019 tarihine kadar 31.815,25 TL ödediğini, 22.09.2019 tarihinden işbu dilekçe yazım tarihi olan 05.01.2021 tarihine kadar da 8.250,00 TL olmak üzere toplam 44.601,25 TL'yi cebri icra baskısı altında ödemek zorunda kaldıklarını, azalan teminatlı sigorta poliçelerindeki vefat tazminatının amacının bakiye kredi borcunu sona erdirmek olduğunu, ancak müvekkillerinin kredi taksitlerini cebri icra baskısı altında bu zamana değin eksiksiz olarak 05.01.2021 tarihi itibariyle toplam 44.601,25 TL ödediklerini belirtmiştir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dain i mürtehin sıfatını haiz ING Bank A.Ş. tarafından muvafakat verilmediğinden davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, ... ile müvekkili şirket arasında sigorta poliçesi tanzim edilmeden önce müteveffanın hastalığının bulunduğunu, ilgili hastalığını beyan etmediğini, kişinin ölümü ile poliçe öncesi mevcut hastalık arasında illiyet bağının olduğunu, TTK'nın 1444 üncü maddesinin ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 ince maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Hayat Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 487 vd. maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer olan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup mirasbırakan sigortalının vefatı ile daha önceki rahatsızlığı arasında illiyet bağı kurulamayacağının adli tıp kurumu tarafından tespit edildiği ve davacıların sigorta şirketi yerine geçerek yapmış oldukları ödemeler bakımından muvafakat gerekmese de borcun devam ediyor olması durumunda dain i mürtehin konumundaki bankanın şartsız muvafakatı gerekeceği nazara alınarak davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı tespiti haklı olduğundan taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeple;

Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2. maddesi gereğince davacılar harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

19.09.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta hayat sigortası poliçesinin, davacıların sigortalı murislerinin kullandığı banka kredisini teminat almaya yönelik ve sigortalının poliçe süresi içinde ölümü ihtimaline karşı azalan teminatlı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davacılar dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 33.000,00 TL tazminatın ve murisin ölümünden sonra ödenen 4.536,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde dilekçe tarihi itibariyle toplam 36.351,25 TL'yi bankaya ödediklerini bildirerek banka ekstresini sunmuş, temyiz dilekçesinde ise 05.01.2021 tarihine kadar da 8.250,00 TL olmak üzere toplam 44.601,25 TL'nin ödendiğini bildirmişlerdir. Davacılar murisinin ölüm tarihi olan 31.03.2014 tarihine denk düşen teminat tutarının 33.000,00 TL olduğu, kredi ödeme planına göre murisin ölüm tarihinde kalan anapara tutarının 37.157,66 TL olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.

Mahkemece, rehin alacaklısı sıfatıyla bankanın dava sonucunda hükmedilecek bedelin bankaya ödenmesi şeklinde şartlı olarak muvafakat ettiği, 31.03.2014 tarihi itibariyle kalan borcun 54.229,33 TL olduğu, sigorta teminatının öncelikle bu borcun kapatılması için kullanılacağı, davacıların yaptığı ödemeler bakımından muvafakat gerekmemekte ise de borcun devam ediyor olması durumunda dain i mürtehin konumundaki bankanın şartsız muvafakati gerektiği, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, dava tarihinden sonra ödenen taksitlerin iadesi bakımından dava dilekçesinde açıkça talepte bulunulmadığı gibi dava tarihi itibariyle ödenmeyen taksitler bakımından hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, dava tarihinden önce ödenen 4.536,00 TL'nin davalıdan tahsiline, bakiye talebin dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Kredi borcunun ödenmemiş olması halinde sigorta bedelini talep hakkı öncelikle bankaya aittir. Ancak kredi borcunun bir kısmı ödenmiş ise ödenen miktar kadar tazminat talep etme hakkı mirasçılara, kredinin ödenmeyen kısmı yönünden talep hakkı yine bankaya aittir. Kaldı ki kredi borç miktarını aşan teminat limiti yönünden bankanın muvafakatinin aranmasına gerek olmadığı gibi, kalan kredi borcu için icra takibine girişilmiş olması durumunda da dava dışı rehin alacaklısının muvafakatinin sorulmasına gerek yoktur.

Açıklanan nedenlerle; davacıların en fazla murisin ölümünden sonra bankaya ödedikleri bedel oranında dava açma konusunda aktif dava ehliyetleri olduğu dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi yönünde davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın bozulması düşüncesinde olduğumdan; sayın çoğunluğun borcun devam etmesi halinde dain i mürtehin konumundaki bankanın şartsız muvafakati gerektiği ve davacıların aktif dava ehliyeti bulunmadığına ilişkin onama kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarartemyizv.mahkemekararıonanmasınakarşı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:33:22

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim