Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/21137
2023/9450
19 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/954 Esas 2021/985 Karar
HÜKÜM/KARAR: Davanın kabulüne/davalı vekilinin istinaf talebinin reddine
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/684 Esas 2019/766 Karar
Taraflar arasındaki destekten yoksun kalma sebebiyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin davacılar ... ve ... ...'e yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davalının ...'ye yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların desteği olan ...'nın davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın içinde yolcu iken 15.01.2017 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, açılan ceza davasında sürücünün mahkumiyetine karar verilmiş olduğunu, davalı ... tarafından ...'ya fahiş oranda düşük şekilde 94.050,00 TL ödeme yapılarak ibraname alındığını, ibranamenin geçersiz olduğunu, ...'a hiç ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik ... ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş; 18.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini ... için 97.256,00 TL, ... ... için 15.417,00 TL, ... için 50.499,00 TL arttırdıklarını belirterek dava değerini toplam 163.172,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; desteğin vefatı nedeniyle 94.050,00 TL'nin 23.06.2017 tarihinde ödendiğini, kaza anında müteveffanın alkollü sürücü sevk ve idaresindeki araç içinde yolcu konumunda olduğunu, müteveffanın kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, ani bir hareket ya da frenleme karşısında gerekli güvenlik önlemlerini almaması sonucu başından aldığı hasarla vefat etmesi arasında illiyet bağı olduğunu, müteveffa ile davacı ... arasında destek olgusu olmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeni ile indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada alınan kusur raporunda dava dışı araç sürücüsünün %85 oranında, davacıların desteğinin % 15 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, dosyada alınan aktüer raporuna göre davalı ... şirketinin yapmış olduğu ödemenin tazminattan düşüldüğü, hesaplanan tazminat tutarından yerleşik yargıtay uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, ayrıca murisin araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği bu nedenle müterafik kusurlu olduğu ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre müterafik kusur sebebi ile hesaplanan tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 97.256,00 TL maddi tazminatın 23.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...’ya verilmesine, 15.417,00 TL maddi tazminatın 23.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ... ...’ya verilmesine, 50.499,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...’a verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan aktüer raporunda hesaplanan tazminattan öncelikle davadan önce yapılan ödemenin mahsup edildiğini, sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapıldığını, oysa davacı ... ve davacı ... ...'nın tazminatı yönünden önce %40 indirim yapılıp, sonra dava açılmadan önce yapılan ödemeler düşülerek hükmedilebilecek gerçek zarar miktarının hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece davacılar için hesaplanan tazminat miktarından öncelikle davalı tarafından yapılan ödeme miktarının güncellenmiş tutarının mahsup edilmesi, daha sonra belirlenen bedel üzerinden hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması suretiyle sonuç tazminatın belirlenmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 15.01.2017 tarihli ve tek taraflı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TİSK) 51, 52 ve 53 üncü maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
-
Değerlendirme:
-
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. Dosya içeriğine göre hükmedilen ve temyize konu edilen miktarları davacı ... Demirkan yönünden 50.499,00 TL ve davacı ... ... yönünden 15.417,00 TL olup ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalının bu davacılara yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
- Davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 6098 sayılı TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerinde düzenlenmiştir.
TBK'nın 51 inci maddesine göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir. Hâkim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan hatır taşıması indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır.
Somut olayda; başvurudan önce davalı ... tarafından davacı ...'ya ödeme yapılmış, davacı tarafça ödemenin yetersiz olduğu belirtilerek tazminat talebinde bulunulmuştur. Hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda tazminat belirlenirken, davalı tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenerek düşülmüş, mahkemece hesaplanan bu miktardan önce hatır taşıması indirimi ve son olarak müterafik kusur indirimi yapılarak tazminata hükmedilmiştir. Ancak varılan sonuç, yukarıda izah edildiği üzere dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
O halde, davacı ... yönünden hesap edilen maddi zarardan öncelikle %20 oranında hatır taşıması, sonra %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak kalan miktardan da davadan önce yapılan ödemenin güncellenmiş halinin düşülmesi ile ulaşılacak tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, davacı ... yönünden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
-
Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılar ... Demirkan ve davacı ... ... yönünden temyiz dilekçesinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE,
-
Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (T.B.K. 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50. md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı gelir kusur ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) H.M.K. 266 md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. TBK. 51. md. başlığı "tazminat ve belirlenmesi" 52. maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında **T.B.K. ** 51 52 (43 44) maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuk eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. B.K 43 44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra B.K. 43 44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D önceki içtihatları bu yöndedir.
Somut olayda mahkemece tazminat hesabında önce davalı tarafça yapılan ödeme indirilip daha sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik bulunmayıp kararın davacı ... yönünden onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun (2) numaralı bozma gerekçesine katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:33:22