Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5535

Karar No

2023/9371

Karar Tarihi

18 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2020/817 E., 2022/804 K.

HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü

Taraflar arasında görülen hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta teminatı alacağı davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisi ...'ın dava dışı bankadan çekilen kredi nedeni ile davalı şirkete Yeni Kredi Hayat Sigortası Poliçesi yaptırdığını, muris ...'ın 13.02.2009 tarihinde beyin kanaması nedeni ile vefat ettiğini, yapılan başvuruya rağmen davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığını belirterek poliçenin geçerliliğinin tespiti ile kredi borcununun davalı şirket tarafından bankaya ödenmesini ve bakiye miktarın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını ve murisin kronik böbrek rahatsızlığını bildirmemesi sebebiyle ödeme yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 29.12.2015 tarihli ve 2009/129 Esas, 2015/1913 Karar sayılı kararıyla; 09.09.2015 tarihli raporda kronik böbrek yetmezliği hastalığının klinik seyri itibarıyla beyin kanaması riskinin bulunduğu, bu nedenle beyin kanamasının komplikasyon olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiğinin belirtilmiş olması, müteveffanın bu rahatsızlığını sigorta şirketinden gizlenmek suretiyle beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ölüm sebebinin kronik böbrek yetmezliğinden kaynaklanmadığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı ve bunun sonucu olarak sigortacının sözleşmeden cayma hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2020/891 esas, 2020/5590 karar sayılı ilamıyla; ''Davacılar murisi ... ile davalı sigorta şirketi arasında 11.02.2008 11.02.2013 tarihleri için hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 13.02.2009 tarihinde sigortalı vefat etmiştir.

Davalı taraf, davacı murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan böbrek yetmezliği hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur.

Yargılama sırasında alınan 09.09.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda müteveffanın 2005 yılından itibaren kronik böbrek yetmezliği tanısı ile diyalize girdiğinin kayıtlı olduğu, bu hastalığın klinik seyri itibarıyla beyin kanaması riskinin bulunduğu, bu nedenle beyin kanamasının komplikasyon olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiği, ancak zamanında otopsi yapılmamış olduğundan beyin kanamasına neden olabilecek diğer faktörler (vaskülit, anevrizma, tm AVM) gibi patolojik durumları dışlanamadığından tanısı konulan ve tedavi uygulanan kronik böbrek yetmezliğinin ölüm olayında kesin olarak etkisi olup olmadığının bilinemediği bildirilmiştir.

Mahkemece, ölüm sebebinin kronik böbrek yetmezliğinden kaynaklanmadığı hususunun davacı tarafından ispatlanamadığı, bunun sonucu olarak sigortacının sözleşmeden cayma hakkının bulunduğu, dolayısıyla davacının tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır.

Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştirdiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1290. maddesine göre, sigorta ettiren sigortacıya doğru bilgi vermekle yükümlüdür. Hayat Sigortası Genel Şartları C 2 sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü başlığı altında yer alan 2.2 maddesinde de doğru bilgi verme yükümlülüğü açıklanmış ve yükümlülüğe aykırı davranışın müeyyideleri belirlenmiştir.

TTK'nun md.1290 ile Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C 2.2. maddesi düzenlemesine göre, sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.

Sigortalı tarafından imzalanan sağlık beyan formunda, kendisinin herhangi bir rahatsızlığın olmadığı bildirilmiş; poliçeden önce mevcut böbrek yetmezliği rahatsızlığı bildirilmemiştir. Bu itibarla; doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır.

Buna göre murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup davanın tümden reddi gerekmez ise de sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması gerekmektedir. '' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bozmaya uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davacılardan ...'nın eşi, diğer davacı ...'nın annesi ...'ın Fortis Banka Adana şubesinden 11.02.2008 tarihinde Morgage kredisi kullandığı, krediyi veren banka aracılığıyla Fortis Emeklilik ve Hayat Sigorta A.Ş tarafından, her türlü vefat halinde 55.889,00 TL bedel üzerinden 5 yıllık hayat sigortası poliçesi düzenlendiği, ...'ın 13/02/2009 tarihinde vefat ettiği, müteveffanın 2005 yılından itibaren kronik böbrek yetmezliği rahatsızlığının bulunduğu, sigorta poliçesi düzenlendiği sırada bu hastalığın beyan edilmediği, ATK 1. İhtisas Kurulu'nun 09.09.2015 tarihli raporunda, bu hastalığın klinik seyri itibarıyla beyin kanaması riskinin bulunduğu, bu nedenle beyin kanamasının komplikasyon olarak oluşabileceğinin tıbben bilindiği, ancak zamanında otopsi yapılmamış olduğundan beyin kanamasına neden olabilecek diğer faktörler (vaskülit, anevrizma, tm AVM) gibi patolojik durumları dışlanamadığından tanısı konulan ve tedavi uygulanan kronik böbrek yetmezliğinin ölüm olayında kesin olarak etkisi olup olmadığının bilinemediği belirtildiği, buna göre; kronik böbrek yetmezliğinin risklerinden bir tanesinin de beyin kanaması olduğu, ancak beyin kanamasına neden olabilecek başka faktörlerin de bulunduğu, kesin ölüm sebebinin tespiti bakımından otopsi yapılmadığı için müteveffanın beyin kanamasının böbrek yetmezliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmediği, bu nedenle hastalık ile ölüm arasında doğrudan doğruya illiyet bağı bulunduğunun söylenemeyeceği, dosya kapsamında bu sonucun aksine bir delil bulunmadığı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtildiği üzere, hastalığın beyan edilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılması gerektiği, sigortalının poliçe süresinin ikinci yılında vefat ettiği, dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınan raporda yapılan proporsiyon hesabına göre, davacıların 8.996,00 TL alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.996,00 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusurlu ve sorumlu olmayan sigortalıya proporsiyon hesabı ile tazminat ödenmesi hukuka ve adalete ters olduğunu, aksine tek bir beyan ve delil yokken mahkemenin bu yönde bir hüküm kurmasının kabul edilemez olduğunu, bilirkişi hesaplama yöntemi ve hesaplama araçlarının hukuka aykırı olduğunu, itirazlarının incelenmediğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

  2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı müteveffanın poliçe öncesinde mevcut hastalıklarını gizleyerek müvekkili şirketi sözleşmenin akdine yönlendirdiğini, sigortalının vefatı uzun yıllar tedavi gördüğü böbrek yetmezliği hastalığıyla doğrudan bağlantılı olduğundan Müvekkil Şirketin ödeme yükümlülüğü ortadan kalktığını, doğru ve gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe:

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK un 427 inci ve devamı maddeleri, poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1290 ıncı maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin inici fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı ... vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacı ... ve davalıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,

18.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararkabulücevapyargılamatemyizkısmenmahkemekararıdavanınonanmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:34:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim