Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4575

Karar No

2023/8436

Karar Tarihi

3 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/255 E.,2022/524 K.

HÜKÜM/KARAR: Davalı ... yönünden davanın reddi, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden davanın reddi, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı polis memurlarının gözaltındaki kişilere suçlarını söyletmek için kötü muamelede bulunduklarını, bu suç nedeniyle haklarında açılan ceza davasında mahkum olduklarını belirterek kötü muameleye maruz kalan dava dışı ...'ın davacı İdare aleyhine açtığı manevi tazminat davası nedeniyle ödenen 117.526,82 TL'nin ödemeye neden olan davalılardan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalılardan ..., ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçelerinde; davanın zamanaşımına uğradığını, aynı konuda açılan Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/449 Esas sayılı dosyası ile eldeki davanın birleştirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

  1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava dışı ...'a yönelik eylemi bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

  2. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 01.10.2015 tarihli ve 2013/209 Esas, 2015/398 Karar sayılı kararı ile ödeme tarihinden itibaren davanın açıldığı tarihe kadar 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Manisa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2010 tarihli ve 2010/68 Esas, 2010/190 Karar sayılı ilamı ile ... dışındaki davalıların suçunu söyletmek için zor kullanma suçundan mahkum oldukları ve Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 31.05.2011 tarihli ve 2010/13741 Esas sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, Manisa İdare Mahkemesinin 2007/2382 Esas sayılı kararının 19.10.2010 tarihinde kesinleştiği, 19.04.2012 tarihinde icra dosyasına ödeme yapıldığı, davacının İdare Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihe kadar olan işlemiş faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalı ... dışındaki diğer davalılara rücu edilebileceği gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile her bir davalıdan 11.458,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairenin 20.11.2017 tarihli ve 2016/1330 Esas, 2017/7394 Karar sayılı ilamıyla; davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek "Davacı İdarenin davalılara gerekli eğitimi vermemesi, denetim ve kontrolü yapmaması nedeniyle kusuru olup olmadığı belirlenip, davalıların sorumluluğunun buna göre hesaplanması gerekirken tüm zarardan davalıların sorumlu tutulmaları doğru olmamıştır" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı İdarenin gerekli eğitimi verip vermediği, denetim ve kontrolü yapıp yapmadığı yönünde araştırma yapıldığı ve davacıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığı, gerekli eğitimlerin verildiği anlaşıldığından bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçesiyle davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile her bir davalıdan 11.458,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılardan ...'in vefatı üzerine mirasçılarının davaya dahil edildiğini, böylece davalı sayısının arttığını, hükmün infazında tereddüt olmaması için ... mirasçıları yönünden ayrı bir hüküm kurulması gerektiğini, davacının yaptığı ödemenin tamamının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, davalı ... yönünden davanın reddi ile diğerleri yönünden verilen kısmen kabul kararını kabul etmediklerini belirtmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; dava dışı mağdura davacının hizmet kusuru nedeniyle İdare Mahkemesi kararı uyarınca ödenen tazminatın, davalı kamu görevlilerinden rücuen tahsilini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Anayasanın 129 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 6098 sayılı Kanun'un 73 ve 74 üncü maddeleri.

  1. Değerlendirme

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava; dava dışı mağdura davacının hizmet kusuru nedeniyle İdare Mahkemesi kararı uyarınca ödenen tazminatın, davalı kamu görevlilerinden rücuen tahsilini istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile her bir davalıdan 11.458,70 TL'nin tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine temyiz edenin sıfatı dikkate alınarak kararın onanmasına karar verilmiş olup sayın çoğunluğun bu konudaki görüş ve kararına katılmıyorum.

Şöyle ki,

Somut olayda; Dairenin bozma kararı sonrası yargılama devam ederken davalılardan ...'in 04.07.2020 tarihinde vefat etmesi üzerine ...'in tüm yasal mirasçılarının mahkemece davaya dahil edildiği, dahili davalı mirasçıları vekilinin 21.08.2020 tarihinde mirasın gerçek reddi için mahkemeye başvurduklarını bildirdiği ve mirasın reddine dair Sivas 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2020/965 Esas, 2020/1209 Karar sayılı kararını dosyaya sunduğu anlaşılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) "En yakın mirasçıların tamamı tarafından ret" kenar başlıklı 612 nci maddesi şöyledir;

"En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir."

Murisin en yakın mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu madde uyarınca yapılacak tasfiye ise süreye bağlı değildir. Sulh hukuk mahkemesince en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir. Davacının talebi, terekeyi resen tasfiye edecek mahkemeyi harekete geçirmeye yöneliktir.

Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. 4721 sayılı Kanun’un 614 üncü maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi de bulunmamaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.07.2002 tarihli ve 2002/15/172 Esas, 2002/577 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi; murisin davalı olduğu dosyada zorunlu hasım olan en yakın mirasçıların mirası reddetttikleri dosya içerisindeki mahkeme kararı ile ... olduğuna göre, gerçek ret kararını veren mahkemece iflas kurallarına göre tasfiye sağlanmalı, tereke için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile eldeki davaya devam olunmalıdır. Zira mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp, mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile resen yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine de yapılabilirliği bu özelliğini kaldırmaz.

Mirası reddeden mirasçılara husumet yöneltilemez. Taraf teşkili davanın görülebilme koşullarından olup resen nazara alınması gerekir. Ayrıca taraf teşkili sağlanmadığı sürece işin esasına girme olanağı da yoktur.

Yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulu kararında da söz edildiği gibi, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla 4721 sayılı Kanun'un 612 nci maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan mirasın, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinin nazara alınması ve bu tasfiyeye ilişkin yasal prosedürün sonucunun beklenmesi, tasfiye sonuçlandırıldığında da mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilcinin davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması, dahili davalılar yönünden de husumetten ret kararı verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup açıklanan nedenlerle kararın bozulması, bozma sebebine göre de davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun temyiz edenin sıfatı gözetilerek kararın onanmasına ilişkin görüş ve kararına katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamavı.mahkemekararıonanmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:45:29

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim