Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/1690
2023/8254
21 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1864 E 2020/1163
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddine /Yeni Hüküm Kurulmasına
İLK DERECE MAHKEMESİ: Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/94 E 2019/257 K
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı ... Yalçınkaya vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2016/463 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, adına kayıtlı Tarsus İlçesi, Mithatpaşa Mah. 1815 ada, 137 parsel zemin kat, 22 ve 23 numaralı dükkanların mal kaçırma kasdı ile ... Yarar'a, ondan ...'ya ve ondan da davalı ...'a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ...'nın davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
-
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu gayrımenkulleri kuaför dükkanı olarak işletmek için satın aldığını, kaydındaki takyidatların davalı borçlu tarafından kaldırılmasını beklediğini, davalı borçlunun hacizleri kaldırma girişimi olmadığı ve ortadan kaybolduğu anlaşılınca söz konusu gayrımenkullerin devredildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
-
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu gayrımenkulleri kredi çekerek satın aldığını, kredi ile de hacizleri kaldırdığını, emlakçı aracılığıyla daha önce tanımadığı ...'a sattığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
-
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu gayrımenkulü internette yer alan satış ilanından görerek tapu kaydına güvenerek satın aldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.05.2019 tarihli ve2016/94 Esas ve 2019/257 karar sayılı kararıyla; "...dava konusunun ıslah ile değiştirilemeyeceği, bu sebeple davanın reddi gerekeceği, aksi kabul edilse dahi, aciz vesikası düzenlenmesi talebinin reddine karar verildiği, bu nedenle davanın reddi gerektiği, aciz hali kabul edilse bile, davalı ...'nın dahili davalı olarak davaya dahil edilmesinin doğru olmadığı, davalı ...'in ise kötü niyetli olmadığı, bu sebeple; davalı ... ve ... yönünden davanın reddine, ...'ya yönelik usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve vekalet ücreti yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının aciz halinde olduğunu, dava konusu devirlerin muvazaalı yapıldığını, bedel farkının bulunduğunu beyan ederek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetki 5. Kişi olduğunu, davanın esastan reddine karar verildiğini, yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
".. HMK 355 maddesi gereğince kamu düzeni bakımından ilk derece mahkemesinin gerekçesinde hem usul yönünden red hem de esas yönünden red şeklinde hüküm oluşturulmuş olması hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği,...
Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla mevcut delil durumuna göre davanın esası hakkında karar verilebileceği,
...dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının 11/06/2015 tanzim 10/09/2015 vadeli 110.000,00 TL bedelli bono ile doğduğu, borçlu hakkındaki takibin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu, 23/02/2016 tarihli haciz tutanağının İİK'nun 105. maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, iptali istenen 04/09/2015 tarihli tasarrufun ise takip konusu borçtan sonra yapıldığı, davanın süresinde açıldığı anlaşıldığından dava ön koşularının gerçekleştiği,
Bu itibarla ilk derece mahkemesine davanın ön koşullarının gerçekleşmediği yönündeki kabulü yerinde olmamış olduğundan davacı vekili ile davalı ...'in davanın ön şart yokluğundan reddine ilişkin kararının hatalı olduğuna dair istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, Mahkemesince davalı ... lehine kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan maktu vekalet ücreti takdir edilmiş ise de, bu davalı yönünden davanın reddi kararının dava ön koşul yokluğundan değil, davanın esastan reddi şeklinde hüküm kurulmuş olduğundan nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde maktu vekalet ücretine karar verilmiş olmasının da hatalı olduğu, bu yönü ile davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, anlaşılmıştır.
Davacı, dava konusu edilen davalı borçlu ...'a ait taşınmazın 3 ay gibi kısa bir süre içerisinde 3 kere el değiştirdiğini, söz konusu işlemin alacaklıdan mal kaçırma kastı ile yapıldığını ileri sürmüştür. Öncelikli olarak dava konusu edilen taşınmazın davalı borçlu tarafından davalı ...'e 04/09/2015 tarihinde devredildiği anlaşılmaktadır. Devir tarihi itibarı ile taşınmaz üzerinde birden fazla ipotek ve icrai haciz olduğu, söz konusu hacizler kaldırılmaksızın davalı ... tarafından söz konusu taşınmazın satın alındığı anlaşılmıştır. Davalı ..., iş bu taşınmazı iyi niyetle satın aldığını, borçlunun hacizleri kaldıracağını güvenerek satın aldığını ileri sürmüş ise de, taşınmazın devir aldığı tarih itibarı ile tapuda hacizlerin mevcut olduğunu gördüğü halde taşınmazı satın almaktan geri durmamıştır. Öte yandan davalı ... taşınmaz üzerindeki hacizlerin kaldırılması amacı ile davalı borçluya ödeme yaptığını ileri sürmüştür hayatın olağan akışına göre henüz taşınmazı devir almaksızın üzerinde birden fazla icrai haciz ve ipotek bulunan taşınmazın bedelinin ödenmiş olması da uygun değildir. Kaldı ki, davalı ... taşınmazın tapuda gösterilen bedel olan 60.000,00 TL bedelden daha yüksek bir bedel ile satın aldığını ispatlayamamıştır. Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre söz konusu taşınmazların devir tarihi itibarı ile toplam değeri 293.000,00 TL olup, tapuda gösterilen bedel ile gerçek değer arasında misli fark bulunmaktadır. Öte yandan, dosya içerisinde bulunan SGK kayıtlarına göre davalı ...'in telefon aksesuar işi ile uğraştığı, davalı borçlunun da davalı ...'in yanında sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre tarafların birbirlerini tanımadıkları yönündeki savunma da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu nedenle davalı borçlu tarafından dava konusu taşınmazın alacaklıdan mal kaçırma kastı ile davalı ...'e devrinin yapıldığı, taşınmazın devir bedeli itibarı ile misli fark bulunması nedeni ile tasarrufun iptale tabi olduğu ancak davalı ...'in taşınmazın devir aldıktan sadece 24 gün sonra abisi olan davalı ...'ye devir etmiş olduğundan İİK 283/2 maddesi gereğince taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri ile sınırlı sorumlu olacak şekilde tazminatın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
İ.İ.K 283/2 maddesi gereğince dava konusu taşınmazın elden çıkmış olması halinde elden çıkaran kişinin tazminata mahkum edileceği düzenlenmiştir. Dosya içerisindeki mevcut delil durumu ve belgelerden davalı ...'in dava konusu taşınmazı kötü niyetle satın aldığı kanıtlanamamış davalı ...'in , borçlu ...'ın borçlu olduğu ve alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini bilebilecek durumda olmadığı, bu yönü ile davalı ...'in kötü niyetinin ispatlanamadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş, ne var ki davalı ... yönünden bu davalının taşınmazı elinden çıkarmış olmaları sebebi ile İ.İ.K'nın 283/2 maddesi uyarınca icra dosyasındaki miktar ile sınırlı olarak taşınmazın toplam değeri üzerinden tazminata mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş, bu nedenle davacının ve davalı ...'in istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1 b 2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılması gerektiği kanaatine varılmış, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Kısmen Kabulüne,
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun Kabulüne,
1 HMK’nın 353/1 b.2 maddesi gereğince, Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03/05/2019 tarih ve 2016/94 Esas, 2019/257 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere KALDIRILMASINA,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353.maddesinin 1.fıkrası (b) bendinin 2.maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla;
2 Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın REDDİNE,
3 Davacı tarafından davalılar ..., ... aleyhine açılan DAVANIN KABULÜ İLE;
Mersin İli, Tarsus İlçesi, Mithatpaşa Mahallesi, 1815 ada 137 parsel sayılı taşınmazda bulunan 22 ve 23 nolu bağımsız bölümlerin davalı ... Ali tarafından 28/09/2015 gününde elden çıkarılmış olması , nedeni ile İİK 283/2 maddesi gereğince Tarsus 2. İcra Müdürlüğünün 2018/7704 Esas (Eski 2016/463 Esas) sayılı dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak kaydı ile taşınmazın elden çıkarıldığı 28/09/2015 tarihindeki gerçek değeri olan 293.000,00 TL'nin davalı ... tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosyada somut delil olmadığını, davalı borçlu ile işçi işveren ilişkisi olduğunu ancak mali durumunu bilmediğini beyan ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri
-
Değerlendirme
-
HMK’nun 297/2 maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen dava konusu gayrımenkulü davalı ...'dan satın alan davalı ... yönünden olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
-
Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüne, yeni hüküm kurulmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
-
Davalı ...'nın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine,
Dosyanın HMK nun 373/2 maddesi gereğince kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:46:52