Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/20410
2023/8235
20 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1513 E., 2021/521 K.
HÜKÜM/KARAR: Kısmen kabul/Kısmen kabul, kısmen red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Eruh Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2015/200 E., 2020/119 K.
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinaf başvurusunun reddine, davalı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.03.2015 tarihinde davacının kullanmakta olduğu motosiklete davalı ...' in sevk ve idaresindeki, diğer davalının da Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu yaralandığını, davalı sürücünün olayda tam kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle maluliyetinin oluştuğunu, maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ...' den olay tarihinden itibaren, davalı ... şirketinden dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...' den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Maddi tazminata ilişkin talep miktarını 78.838,82 TL' ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yapılacak yargılamada kusur durumlarının, maluliyet oranının ve tazminat miktarının belirlenmesini, davacının SGK' dan ödeme alıp almadığının tespitinin gerektiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve limitle sınırlı olduğunu, davacının kask ve koruyucu ekipman kullanmadığının tespiti halinde müterafık kusurlu olduğunun dikkate alınması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının motosiklet ehliyeti olmadığını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davacının tazminat talep hakkı olmadığını, taleplerin zamanaşıma uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...dava konusu kazada davacının %8,2 oranında sürekli maluliyetinin oluştuğu, olayın meydana gelmesinde davalı ...'in %100 kusurlu olduğu, davacının kusurunun bulunmadığı, davacının iş göremezlik zararının hesaplandığı, davacının geçirdiği kaza nedeniyle yaralandığı, büyük bir korku ve panik yaşadığı, manevi olarak büyük bir üzüntü ve elem içerisinde kaldığı, davacının yaşı ve tarafların ekonomik sosyal durumu ve kusur durumları dikkate alınarak 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının uygun görüldüğü gerekçesi ile maddi tazminat isteminin kabulüne, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 78.838,82 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ...' den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu, reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müterafik kusur indirimi yapılmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davacının maluliyetinin kafa kısmında oluştuğu, davacının dava konusu kaza esnasında kask ve koruyucu teçhizat kullanmaması nedeniyle zararın artmasında müterafik kusurlu olduğunu, mahkemece hükmedilen faiz tarihinin hatalı olduğunu, temerrüdün, dava tarihinden değil; delillerin tümünün toplanmış halde kendilerine tebliği tarihinden itibaren 8 iş günü geçmesi ile başlayacağını belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...davacı lehine takdir edilen manevi tazminat miktarının, olayın oluşu, tarafların ekonomik sosyal durumları, paranın olay tarihindeki satın alma gücü, hakkaniyet ve nesafet kuralları gözetildiğinde yerinde olduğu, manevi tazminat isteminin kısmen reddi nedeniyle mahkemece HMK.'nın 323 ve 326. maddeleri ile, hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gözetilerek kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine uygun miktarda vekalet ücreti takdirinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davacının bu hususlara ilişkin istinafının yerinde görülmediği, davalı ... şirketine başvuru yapıldığına ilişkin belge bulunmamasına göre, davalı ...’nin dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden mahkemece ... yönünden hükmedilen tazminatın tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 03.04.2019 tarihli raporda davacının maluliyetinin mandibula, nazal kemik kırıkları üst ve alt çene diş kaybı nedeniyle oluştuğu anlaşıldığından, mahkemece davacının belirlenen maluliyet durumu açısından kask takıp takmamış olmasının önem arz edip etmediği, maluliyetin kask takılması halinde de oluşup oluşmayacağı ve kask takılmayışı ile oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı konusunda uzman doktor bilirkişi heyetinden rapor alınması, sonucuna göre TBK.'nın 52. maddesi uyarınca maddi tazminattan makul oranda ve hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak irdelenip tartışılması, kask takılmamasının "zararın meydana gelmesinde" müterafık kusur oluşturduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan hakkaniyete uygun indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş olup sonuç itibariyle; 6100 sayılı HMK’nın 353/1 b 1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1 a 6 maddesi gereğince kısmen kabul kısmen reddine, mahkeme kararının maddi tazminata ilişkin olarak kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden esas hakkında değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği nedenleri tekrar ederek kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 12.03.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle talep edilen sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Bölge Adliye Mahkemesinin dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair verdiği kararla ilgili usul hükümleri gözden geçirilmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi gereği, 6 alt bent halinde sayılan usule ilişkin ilk derece mahkemesi kararları bölge adliye mahkemesince, mahkeme kararının esasını incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği düzenlenmiştir. Maddede sayılan durumlar çok temel usûl hataları olarak karşımıza çıkmaktadır. İlgili maddede 6 bent olarak sayılan bu hususların tümünün ortak özelliği, bu hatalar sonucunda gerçek bir ilk derece yargılamasının yapılmamasıdır. Bu hallerde Bölge Adliye Mahkemesi ise bir yargılama yapmamakta, sadece denetim görevi yapmaktadır. Zira esastan inceleme yapılması demek yargılama yapılması demek olup, Bölge Adliye Mahkemesinin duruşmasız ve esasa girmeksizin usule ilişkin olarak verdiği bu yöndeki kararları ise kesindir.
6100 sayılı Kanunun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendinde ifade edilen “Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması” hali de önemli bir usul eksikliği niteliği taşıdığından, Bölge Adliye Mahkemesine dosyanın esasını incelemeden kararı kesin olarak kaldırma yetkisi tanınmıştır. 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle (6) numaralı alt bent “mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” şeklinde değiştirilmiştir. Delillerin hiçbirinin toplanmadığı veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmediği gerekçesi ile verilen kaldırma kararlarına kesinlik tanınmasının sebebi; davanın esasına ilişkin olmayan, yargılama usulüne ilişkin açık ve ağır nitelikteki böyle bir ihlalin tespitine rağmen söz konusu ihlal giderilmeksizin ilk derece mahkemesinin kararında ısrar etmesinin önüne geçmek suretiyle davaların uzamasını ve mahkemelerin iş yükünün çoğalmasını engellemektir.
Şu halde; davalının istinaf başvurusu kabul edilmiş olmakla HMK 353/1 b.2 maddesi uyarınca işin esasının Bölge Adliye Mahkemesince incelenip karara bağlanması gerekirken, Kanun’da bulunmayan bir gerekçe ile dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Bu nedenle kararın re' sen bozulması gerekmiştir.
- Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bentdinde açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple HMK 371. maddesi gereğince re'sen BOZULMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.6.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:48:19