Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/24981
2023/7900
13 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/628 D.İş 628
SAYISI: İHK 2021/25279
HÜKÜM/KARAR: Davanın Kısmen Kabulü/Davalı İtirazının Reddi
SAYISI: K 2021/60949
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Av. ..... geldi. Davalı ...Ş. adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, müterafik kusur nedeni ile indirim yapılması gerektiğini, davacının araçta hatır için taşındığını, hesaplamanın yeni genel şartlara göre yapılması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III.... KARARI
...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile indirim yapılarak davanın kısmen kabulüne ve 61.898,03 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
B.İtiraz sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, hesaplamada %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, davacının araçta hatır için taşındığını, faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin itirazı yönünden ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin belgeye rastlanmasa da itiraz yoluna başvururken ıslah dilekçesine karşı itirazlarını da ileri sürebileceği, maluliyet raporunun yürürlükteki yönetmeliğe uygun olduğu, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanarak yapılması gerektiği, hatır taşımasının sadece davacının lehine yapıldığının anlaşılmadığı, faiz başlangıcı ve vekalet ücretine yönelik kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının soruşturma dosyasında edim karşılığında uzlaştığını ve dava açma hakkının bulunmadığını, hesaplamada %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, alkollü sürücünün aracına bilerek binmesi ve emniyet kemeri takmaması nedeni ile davacının müterafik kusurunun bulunduğunu, davacının arkadaşının aracında hatır için karşılıksız taşındığını, bilirkişinin aktüer listesine kayıtlı olmadığını, faiz başlangıcının ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi,
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplamada progresif rant yöntemi uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına, birden fazla müterafik kusur nedeni bulunsa dahi tek bir indirim yapılacak olup tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmış olmasına, faiz başlangıcının temerrüt tarihine göre tespitinde isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (HMK)'nin 176 ile 182 nci maddelerinde ıslah hususu düzenlenmiş, aynı Yasanın 177/2 maddesi hükmünde "ıslah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Somut olayda davacı vekilinin ıslah dilekçesi davalıya tebliğe çıkarılmamıştır. Buna göre ıslah dilekçesi tebliğ edilmeden, ıslaha itiraz etme veya beyanda bulunma hakkı verilmeden Anayasa ve HMK ile koruma altına alınan hukuki dinlenilme ve savunma hakkı kısıtlanarak davalı aleyhine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
- Davalı vekili davacının soruşturma aşamasında edim karşılığında uzlaştığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
5271 sayılı CMK'nın 253/17 nci bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder” hükmünü; aynı maddenin 19 uncu bendi ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmünü haizdir.
Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 166 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne göre; “Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.” İbranın diğer müteselsil borçlulara etkisine ilişkin bu özel hükümle alacaklının sadece bir borçluyu ibra etmesi üzerine, ibra ettiği borçlunun iç ilişkideki payı kadar, diğer borçlulara karşı da alacak hakkını kaybedeceği hükme bağlanmıştır.
Karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortası, işletenlerin ve işletenlerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin kusuru ile meydana gelen ve 2918 sayılı KTK’nın 85/1 maddesi kapsamında kalan zararlardan sorumlu olduğuna göre (KTK m. 91/1) işleten ve/veya araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin zarar görene karşı tazminat yükümlülüğünün kalmadığı durumlarda ...’nin de bu kişilere karşı herhangi bir sorumluluğu kalmayacaktır.
Uzlaşma borcu sona erdiren işlemlerden olup yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecektir. Buna göre davalının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü soruşturma dosyasının getirtilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığı araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek üzere de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de,
a Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
b Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, hatır taşımasının söz konusu olduğu durumlarda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca tazminattan belli bir ölçüde hakkaniyet indirimi yapılması öngörülmektedir. Hatır taşıması indirimi, bizzat hatır için taşınan kişinin ölmesi veya yaralanmasına ilişkin zararlar hakkında uygulanır. Kanun koyucu, indirim imkânını sadece hatır için taşıyan işleten ve sürücüye bahşetmiştir. İki taraflı kazalarda diğer aracın işleteni, tehlike esasına göre zarardan sorumlu olup, hatır ilişkisine yaslanarak mahkemeden tazminattan indirime gidilmesini talep edemez.
Somut olayda, davalı hatır taşıması indirimi savunmasında bulunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince taşımanın sadece davacı lehine olmadığı gerekçesi ile savunmanın reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Dosya kapsamından davacının davalıya sigortalı araçta yolcu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı araçta yolcu olup taşımanın akrabalık ilişkisi veya ücret karşılığında yapıldığı iddia ve ispat edilmediğine göre davacının hatır için taşındığı karine olarak kabul edilerek ve hesaplanan tazminattan Dairemizin içtihatları doğrultusunda %20 oranında indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde savunmanın reddi de doğru değildir.
c Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince başvurusu kabul edilen ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam nispi vekalet ücretine karar verilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
-
Değerlendirme bölümünün (1)numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının REDDİNE,
-
Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:50:56