Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

4. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/20431

Karar No

2023/7687

Karar Tarihi

8 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/1926 E., 2021/743 K.

HÜKÜM/KARAR: İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/Davanın Reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/1113 E., 2018/409 K.

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya sigortalı iş yerinde 23.02.2015 günü yağan şiddetli yağmur nedeni ile hasar meydana geldiğini, hasarın davalının sorumluluğundaki cadde ve otel içindeki kanalizasyon rögarlarının yetersizliği yüzünden yağan yağmur ve kanalizasyon sularının geri tepmesi neticesinde oluştuğunu, sigortalının zararının davacı şirket tarafından karşılandığını, davalının ise zararın % 90'ından sorumlu olduğunu açıklayıp 402.876,04 TL'nin rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yağışların afet niteliğinde olduğunu, mücbir sebep nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI

İlk Derece mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile "...ek raporda açıkça davaya konu hasarın 23.02.2015 tarihinde meydana geldiği, davalı İzsu'nun ilçenin su işlerinin 6360 sayılı yasa ile 31.03.2014 yılında devraldığı, buna göre; İlçe davalı İzsu'ya devredildikten sonra proje ihalesi açmak suretiyle girişimlere başladığı, proje ihalesi, yapım ihalesi ve yapım sürecinin bu kadar kısa zaman içinde tamamlanamayacağı belirtilerek, idareye atfedilen % 50 kusurun ihbar olunan Çeşme belediyesine atfedilebileceği tespit ve görüş olarak açıklanmıştır.

Dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait otelin yapımı ve o yöredeki su ve kanalizasyon işlemlerinin bu faaliyetlerin Çeşme Belediyesinin sorumluluğunda olduğu dönemde projelendirilerek uygulandığı, buna göre bilirkişi raporundaki İzsu'ya sorumluluk atfedilemeyeceğine dair kanaatin mahkememizce de yerinde bulunduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, sigortalıya izafe edilen kusurun hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Sigortalı otel mevzuata uygun şekilde ruhsat alınarak yapılmış ise de dere yatağında yer alması ve deniz seviyesinin altında kalan kısımları bulunması nedeniyle yağmur drenaj hattı çekmesi gerekirken bunu yapmaması nedeniyle hasarın meydana gelmesinde kusurlu olup hasar tarihi itibariyle kanalizasyon/arıtma tesislerine dair görevler davalı İZSU'ya geçmiş ise de hasarın oluşmasına neden olan dere yatağının kapatılarak imara açılması dere yatağında yol yapılması işinin ... tarafından gerçekleştirilmesi ve davalı İZSU'nun devir sonrası ihaleler yaparak faaliyete geçmesi karşısında dava dışı belediyeye kusur izafe edilip davalıya kusur izafe edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusura ilişkin raporun hatalı olduğunu, tespit dosyasında alınan rapor ile arasında çelişkiler bulunduğunu, sigortalı işyerinin ruhsata uygun inşa edildiğini, davalının su işlerinin devir almasının sorumluluk açısından bir değişiklik yaratmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 69 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58)

Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.

Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.

2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu” belirtilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (b) bendinde; “Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” ve (d) bendinde; “Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak” İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez.” Ek 5. maddesinde de, “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır” kurallarına yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından sigorta poliçesi ile sigortalı otelde 24.02.2015 tarihinde meydana gelen yağış nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusuru sonucu oluşan hasarın eksper tarafından düzenlenen rapor ile belirlendiği, şirketçe sigortalıya ödeme yapıldığı, anılan tutarın idarece tazmini istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece kusur durumunun tespitine yönelik alınan raporda " İzsu İdaresine İlçenin su işlerinin 31.03.2014 yılında geçtiği ve tüm alt yapı tesislerinin kanalizasyon / arıtma vb İzsu'ya devredildiği, oluşan su baskınının zarara yol açmasının teknik olarak Ilıca deresinin kapatılarak yol yapılması ve dere yatağındaki yapılaşmalar olduğu, ancak İzsu'nun devraldıktan sonra alt yapıların yenilenmesi için proje çalışmalarını başlattığı ve ihale aşamasında olduğu davalı idare tarafından belirtilmiştir. Davalı idarenin devir almadan önce; Ilıca deresini kapatan ve dere yatağında yapılaşmaya izin veren İlçe Belediyesinin esasen İlçe bazında hasara neden olan su baskınlarında sorumlu olduğu, ancak 2014 yılında davalı idarenin yetki alanına bu şekildeki hatalı yapılan uygulamaların bulunduğu ilçede, proje çalışmaları ve ihale aşamasına gelindiği de dikkate alındığında, bu şartlar altında devir alan İZSUYA % 50 kusur verilmesinin esasen devir tarihi dikkate alındığında hakkaniyetli olmayacağı, zira oluşan bu fiili durumun dere yatağının kapatılarak yol yapılması ile ilçe bazında yıllık yağış ortalamaları da dikkate alındığında her daim sel oluşturabilecek dere yatağının kapatılarak imara açılması, yol yapılmasından dava dışı belediyenin kusurlu olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Kanımızca İZSU, ilçenin su işleri kendisine devredildikten (31.03.2014) kısa süre sonra gerçekleşen sel baskınından dolayı kusurlu sayılmamalıdır. Bu bakımdan davalı vekilinin işbu itirazı heyetimizin yukarıda açıklanan gerekçeleriyle haklı bulunmuştur. İZSU, ilçe kendisine devredildikten sonra proje ihalesi açmak suretiyle girişimlere başlamış olup, proje ihalesi, yapım ihalesi ve yapım sürecinin bu kadar kısa zaman içinde tamamlayacağı olayların genel akışı ve hayat tecrübelerine, inşaat deneyimlerine göre rahatlıkla söylenebilir. Olayda davacıya isabet eden kusur dışında kalan % 50 kusur dava dışı Çeşme Belediyesine atfedilebilecektir" şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir.

Mahkemece de anılan rapor karara esas alınarak zarardan davalının sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Davaya konu yapıların zarar tarihi itibari ile malikinin davalı olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davaya konu zarar, kanalizasyon ve dere ıslahından kaynaklanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeler doğrultusunda zarar tarihi itibari ile bakım ve onarımından davalının sorumlu olduğu izahtan varestedir. Davalı anılan yapılar nedeni ile ortaya çıkan zarardan TBK'nin 69 uncu maddesi kapsamında kusursuz sorumlu olup yapı malikinin sorumluluğunda malik, kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulamaz. Ancak illiyet bağının kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İlliyet bağını kesen sebepler ise mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru şeklinde olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Somut olayda illiyet bağını kesen sebeplerin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davaya konu yapıların kim tarafından yapıldığı, bakım ve onarım için ne kadarlık sürenin gerektiği hususları davalı ile dava dışı belediye arasındaki iç ilişkide gözetilecek hususlardan olup bu durumun 3. kişi olan davacıya/sigortalıya yansıtılması da söz konusu olamayacaktır.

Açıklanan nedenlerle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek işin esasına girilerek sigortalının ve davalının kusur durumlarının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapkaldırılmasınaizsuyavı.kararıderecebozulmasınaıvistinafmahkemesininortadanvtemyiz

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:53:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim