Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2789
2023/7622
7 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2021/520 E., 2022/342 K.
HÜKÜM/KARAR: Davanın Reddine
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı sandık iştirakçisi ... 'ın içinde bulunduğu otomobil ile dava dışı kamyonet ve davalı Tuğçe Tavuk Gıda Top. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait davalı ...'un sevk ve idaresindeki kamyon arasında 12.07.2005 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kurum sigortalısı ...'ın vefat ettiğini, bu kaza ile ilgili Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, davalı Tuğçe Tavuk Gıda Top. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait aracın davalı ... tarafından sigortalı bulunduğunu, davacı kurumun iştirakçisi olan ...'ın eşine bu ölüm nedeniyle aylık bağlandığını, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129 uncu maddesi gereğince halefiyet yoluyla ölenin iştirakçisine ödenen aylığın peşin sermaye değerinin tahsilinin talebi için bu davanın açıldığını belirterek şimdilik 30.000,00 TL peşin sermaye değerinin, 15.496,75 TL dava tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... vasisi ...cevap dilekçesinde; kusur raporu ile ilgili bilirkişi raporunu kabul etmediğini, SGK'nın murisin eşine bağladığı aylık nedeniyle rücuen tazminat talebinin SGK yasasına aykırı olduğunu, bu talep kabul edildiği takdirde SGK açısında sebebsiz zenginleşme nedeni olacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
-
Davalı Tuğçe Tavuk Gıda Top. San. Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
-
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; ölenin varislerine azami teminat kapsamında 15.09.2005 tarihinde 50.000,00 TL'nin ibraname karşılığında ödendiğini belirterek müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
a. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/192 Esas sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine karar verilerek dosyanın İstanbul İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
b. İstanbul 20. İş Mahkemesinin 2014/489 Esas sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13/11/2017 tarih, 2015/16100 Esas ve 2017/7800 Karar sayılı ilamı ile "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." gerekçesiyle mahkeme kararının görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "somut olayda emekli sandığı tarafından bağlanan aylıkların ve ödemelerin rücuya tabi olmadığı ve bu nedenle hak sahipleri tarafından açılan destekten yoksunluk davalarından bu ödemelerin tenzil edilemeyeceği ki hak sahipleri tarafından açılan destekten yoksunluk davası da bulunmadığı, davacı kurumun doğrudan rücu davası açma hakkının ve buna göre işbu davanın yasal dayanağının bulunmadığı kanaatine varılmakla" davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların %100 kusuru bulunduğu halde somut olayda yasal mevzuat ve oluşan kurum zararının dayanağı gereği gibi dikkate alınmadığı için vereilen kararın hatalı olduğunu, dosyada ver alan bilgi ve belgelerden sigortalının hak sahipleri tarafından zarar verenlere karşı açılmış tazminat davasının bulunmadığının anlaşıldığını, davanın yasal davanağı olan 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesine göre davacı kurumun bu davayı açmaya yetkisi olduğunu, dava dilekçesinde peşin sermaye değeri olarak talep edilen alacak kaleminin hak sahiplerinin isteyebilecekleri maddi tazminat miktarlarının toplamı olarak tespit edilmesi gerektiğini, davalının %100 kusuru oranında belirlenecek müvekkil kurum alacağı, faiz, yargılama giderleri ve vekalet ücreti üzerinden faiz başlangıçları da doğru değerlendirilmek üzere davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında 12.07.2005 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan ödemelerin rücuan tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129 uncu maddesi.
- Değerlendirme
Davanın yasal dayanağı olan 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129 uncu maddesinde; "Vazifeleri içinde veya dışında herhangi sebeple zarar görmüş veya tehlikeye düşmüş ve bundan dolayı adi malül durumuna girmiş iştirakçilerin veya bunlardan ölenlerin, dul ve yetimlerinin; sebep olanlar aleyhine açacakları davaları Sandık dahi kovuşturmaya ve bu davalara üçüncü şahıs olarak girmeye ve dul ve yetimler tarafından dava açılmamış ise bunu doğrudan doğruya açmaya yetkilidir. Dava sonunda para tazminatı da alınırsa bundan kovuşturma için yapılan masraflarla birlikte emekli, adi malüllük, dul ve yetim aylıkları bağlanan hallerde bu aylıkların beş yıllığı; (Toptan ödeme) yapılan hallerde de bunların toplamının yarısı Sandıkça alınarak, varsa, geri kalanı ilgililere ödenir. Sebep olanlar iştirakçi ise ve bunlara bu Kanuna göre Sandıklarca herhangi adla olursa olsun ödeme yapılacaksa istihkakları dava sonuna kadar hükmolunacak tazminata karşılık olmak üzere ödenmez" hükmü yer almaktadır.
Hukuk Genel Kurulunun; 03.02.2010 tarih ve 2010/10 20 esas, 2010/58 karar sayılı ilamı ile 23.02.2000 tarih ve 2000/4 103 ve 2000/124 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bir borcu yerine getiren kimsenin alacaklının haklarına halef olabilmesi için halefiyetin kanunda açıkça öngörülmüş bulunması gerekir. Kanunda açıkça öngörülmediği sürece bir halefiyetin doğması mümkün değildir.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129 uncu maddesininin 2 nci fıkrasında, sınırlı da olsa bir rücu hakkının tanındığı kabul edilmelidir. Diğer taraftan, 25 Nisan 1978 gün ve 16269 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 06.03.1978 gün ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararında da belirtildiği gibi ölenin bakmakta olduğu veya ileride bakacağı sayılan kişilerin yoksun kaldıkları zararın, diğer bir deyişle destekten yoksun kalma tazminatının saptanmasında TC Emekli Sandığınca bağlanan gelirlerin indirilmemesi görüşü benimsenmiş olup, sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının, 129 uncu maddenin 2 nci fıkrasının açık hükmü gereğince Sandığın yaptığı masrafları Kanunda yer alan çerçevede tahsil edebileceği açık olduğuna göre, uygulamada kullanılan “Emekli Sandığı tarafından bağlanan gelirlerin rücuya tabi olmadığına” ilişkin ifadenin, belirtilen Kararda da vurgulandığı üzere; zarar veren şahsın, Emekli Sandığının ödediği meblağın, kendisinin ödemek zorunda kalacağı tazminattan indirilmesini isteyemeyeceği şeklinde anlaşılması gerekmektedir.
Ayrıca, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun 129 uncu maddesininin 2 nci fıkrasında, paylaşımın ne şekilde gerçekleşeceği öngörüldüğüne göre, 1 inci fıkranın incelenmesinde ise, anılan fıkrada; "Vazifeleri içinde veya dışında herhangi sebeple zarar görmüş veya tehlikeye düşmüş ve bundan dolayı adi malül durumuna girmiş iştirakçilerin veya bunlardan ölenlerin, dul ve yetimlerinin; sebep olanlar aleyhine açacakları davaları Sandık dahi kovuşturmaya ve bu davalara üçüncü şahıs olarak girmeye ve dul ve yetimler tarafından dava açılmamış ise bunu doğrudan doğruya açmaya yetkilidir." denildiğinden, Emekli Sandığının iştirakçisinin uğradığı zarar nedeniyle, iştirakçisi veya hak sahipleri adına dava açmaya kanundan dolayı yetkili olduğu açıktır.
Şu halde; yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu alacağın rücuya tabi olduğu dosya kapsamında yer alan SGK yazıları ile belirlenmiş oluğuna ve sigortalı yakınlarınca dava açılmadığı da gözetilmek suretiyle 5434 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesine göre zarar kapsamı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru değildir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:53:45