Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
4. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1450
2023/751
23 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/1022 E., 2021/161 K.
HÜKÜM/KARAR: Kabul
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; turizm teşvik belgesi sahibi olan dava dışı şirkete, ilgili mevzuat gereği indirimli tarife uygulanmakta iken davalı Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı'nın mevzuat değişikliğine dair yazısı üzerine indirimli tarife yerine normal tarife uygulanmaya başlandığını, bunun üzerine dava dışı şirketin açtığı alacak davasında, ticaret mahkemesi kararı üzerine, müvekkili şirketin normal tarife ile indirimli tarife arasındaki farkı dava dışı işletmeye ödemek zorunda kaldığını belirterek, dava dışı işletmeye ödenen tazminatın davalı idareden rücu yolu ile alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davanın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yöneltilmesi gerektiğini, kendilerine husumet düşmeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.12.2010 tarih ve 2009/315 Esas, 2010/511 Karar sayılı kararıyla, "... Dava dışı Armada Uluslararası Otelcilik ve İşletmecilik A Ş nin Turizm Teşvik Kanununun 16 md ne aykırı olarak indirimli tarife uygulamasından vazgeçilmesi nedeniyle fazla ödediği miktarın istirdatı için Beyoğlu 1 Asliye Ticaret mahkemesine açmış olduğu 2005/238 esas sayılı dava sonunda 20.745,43 TL nin ödeme tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair verilen 14.02.2006 tarihli 2006/30 sayılı kararın Yargıtay 19 Hukuk Dairesi Başkanlığınca 2006/3755 esas ve 2006/9676 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bu karara dayanarak alacaklı Armada Uluslararası Otelcilik ve İşletmecilik A.Ş tarafından Beyoğlu 3 İcra Müdürlüğü'nün 2006/5629 sayılı takip dosyası ile toplam 31.997,44. TL alacağın davalıdan tahsili için takibe geçildiği, davacının bu takip nedeniyle toplam 38.662,39. TL yi 10.05.2007 tarihinde ödediği, iş bu rücuan alacak davasının da davacı Genel Müdürlüğün 24.06.2009 tarihli Oluruna göre zararın meydana geldiğini ve sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren 12.08.2009 tarihinde açıldığı anlaşıldığından davalının zamanaşımı itirazı yerinde değildir. Bilirkişi heyetince verilen 02.07.2010 tarihli rapor mahkememiz denetimine uygun ve karar vermeye yeterli bulunduğundan ve davalının da temerrüde düşürülmediği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairenin 05.11.2013 tarih ve 2012/16697 Esas, 2013/16943 Karar sayılı ilamıyla; "... Somut olayda, davacı şirket tarafından üçüncü şahsa yapılan son ödemenin tarihi 26/04/2007 olup bu davanın açılma tarihi ise 12/08/2009 'dur. Şu durumda yerel mahkemece, rücuan tazminat davalarında zamanaşımı süresinin bir yıl olduğu, zamanaşımı süresinin ödeme tarihinden başlayacağı ve davanın açıldığı tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
B. Mahkeme Direnme Kararı
Mahkemenin 05.06.2014 tarih ve 2014/193 Esas, 2014/291 Karar sayılı kararıyla; "... somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanununda ayrıca özel olarak bir zamanaşımı öngörülmediğinden, rücuen tazminat davalarında aynı kanunun 125.maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden, ödeme tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yukarıda anılan davanın açıldığı tarih itibariyle bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi yerine görülmediğinden önceki kararda ısrar edilmesine ve davanın haklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle;
"...1. Mahkememizin 28/12/2010 tarih ve 2009/315 esas, 2010/511 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ısrar edilmesine,
- Davanın KABULÜ ile 38.662,39 TL alacağın 07/08/2009 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
-
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 28.02.2018 tarih ve 2017/4 1499 Esas, 2018/417 Karar sayılı ilamı ile; "... ödeme tarihinden dava tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine bu defa Hukuk Genel Kurulunun 07.02.2019 tarih ve 2018/4 697 Esas, 2019/88 Karar sayılı ilamı ile "... davacı vekilinin isteminin Kanun’dan doğan alacak olduğu kabul edildiğine ve bu istemin rücuen alacak veya rücuen tazminat ile ilgisi bulunmadığına göre, 818 sayılı BK’nun 60. maddesinde (6098 sayılı BK’nın 72. maddesi) yer alan zamanaşımı kurallarının uygulanma imkânı olmadığı gibi, Kanun’dan doğan bu dava için ayrıca zamanaşımı süresi öngörülmediği dikkate alındığında, 818 sayılı BK’nun 125. maddesindeki (6098 sayılı BK’nın 146. maddesi) 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği belirtilerek yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olduğu..." gerekçesiyle, davalının temyiz itirazlarının esastan incelenmesi için dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dairenin 07.10.2019 tarih ve 2019/1588 Esas, 2019/4380 Karar sayılı ilamıyla; "... eldeki davanın açıldığı tarihten sonra yargılama sırasında yürürlüğe giren bu hüküm gereğince, Hazine Müsteşarlığının her türlü borç ve alacakları hiçbir işleme gerek kalmaksızın Ekonomi Bakanlığına, bilahere 10 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki "Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü" ...'na devredildiğinden, mahkemece, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının usule uygun biçimde davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlandıktan sonra davaya devam edilmesi gerekirken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı aleyhine sonuçlandırılmasının doğru görülmediği ..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "... eldeki davanın açıldığı tarihten sonra yargılama sırasında yürürlüğe giren hüküm gereğince Hazine Müsteşarlığı'nın her türlü borç ve alacakları hiçbir işleme gerek kalmaksızın Ekonomi Bakanlığına, bilahere 10 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ekonomi Bakanlığı bünyesindeki Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü ...'na devredildiğinden, ... usulüne uygun biçimde davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilmiş ve bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla somut olayda uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanununuda ayrıca özel olarak bir zamanaşımı öngörülmediğinden, rücuen tazminat davalarında aynı kanunun 125.maddesi (6098 sayılı BK’nın 146. maddesi) gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden, ödeme tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı ve davanın haklı olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 38.662,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davada, davalı ... Bakanlığına husumet düşmeyeceğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; bozulmasını talep etmitir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının kesinleşmiş mahkeme kararından dolayı icra dosyasında dava dışı işletmeye yapmış olduğu ödemenin davalıdan rucüen tazmini istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
818 sayılı Borçlar Kanunu 125 inci maddesi, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname.
- Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelerle mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA.
492 Sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:43:17